1. Anasayfa
  2. Keşfet

Cordoba Gezi Rehberi: Endülüs’ün Kalbine Yolculuk, Lorca’dan Mezquita’ya Bir Keşif!

Cordoba Gezi Rehberi: Endülüs’ün Kalbine Yolculuk, Lorca’dan Mezquita’ya Bir Keşif!
Cordoba Gezi Rehberi: Endülüs'ün Kalbine Yolculuk, Lorca'dan Mezquita'ya Bir Keşif!
0

Ah, Cordoba… Federico García Lorca’nın o unutulmaz dizeleri gelir aklıma hemen: “Bilirim de yolları, varamam Cordoba’ya.” Belki de onun için bir kurtuluş, ulaşılamayan bir düş şehriydi. Ben ise yolları bilmesem de, bu düşe vardım ve kapısından içeri adım attığım anda, tarihin o büyülü fısıltısıyla sarıldım. Nüfusu 350.000 civarında olan bu Endülüs incisi, bir zamanlar Avrupa’nın parlayan yıldızı, bir kültür merkezi, bir halifelik başkentiymiş. Bugün de o muhteşem geçmişinden kalan izlerle beni büyülemeyi başardı. Zülfü Livaneli’nin ‘Atlı’ bestesini, Onur Akın’ın flamenko coşkusuyla harmanladığı yorumu eşliğinde, hadi gelin bu büyülü şehri birlikte keşfedelim!

Cordoba tarihi, adeta bir katmanlar geçidi gibi. MÖ 42.000’lere uzanan Neandertal izlerinden, Kartacalıların Kartuba’sına, Romalıların Corduba’sına kadar uzanan kadim bir geçmişi var. MÖ 169’da Romalılar tarafından bir Latin kolonisi olarak kurulmuş, ardından Vizigotların hakimiyetine girmiş. Ancak 711’de Emevilerin gelişiyle, Cordoba altın çağını yaşamaya başlamış. 929’da III. Abdurrahman’ın halifeliğini ilan etmesiyle birlikte, şehir Endülüs Emevi Halifeliği’nin başkenti olmuş.

Binli yıllarda, Cordoba tam 500.000 nüfusuyla dünyanın en büyük kültür, ekonomi, sanat ve siyasi merkezlerinden biriymiş. Müslüman, Yahudi ve Hristiyan topluluklar bir arada, bu eşsiz kültürel ortamı zenginleştirmişler. İşte bu görkemli dönemde, şehrin kalbi sayılabilecek muhteşem Mezquita‘nın inşası da başlamış. Ne yazık ki, zamanla yöneticilerin değişimiyle bu hoşgörü ortamı bozulmuş ve şehir, 1236’daki Reconquista ile Hristiyanların eline geçince, Cordoba‘nın önemi gitgide azalmış. Ama gelin görün ki, o görkemli izler hala ayakta ve bizi bekliyor!

Cordoba’ya Ulaşım: Adım Adım Endülüs’e Varış

Cordoba'ya Ulaşım: Adım Adım Endülüs'e Varış
Cordoba’ya Ulaşım: Adım Adım Endülüs’e Varış

Malaga Havaalanı’ndan doğrudan Cordoba‘ya gitmek mümkün ama günde sadece bir otobüs (16.05, 15 euro) var. Eğer uçağınız erken iniyorsa, farklı seçenekleriniz de mevcut:

  • Malaga merkeze: Havaalanı otobüsüyle 3 euroya ya da trenle 1.80 euroya kolayca ulaşabilirsiniz.
  • Cordoba’ya: Malaga merkezden otobüsle 12.14 euroya veya hızlı trenle (AVE) 27.50-41.60 euro arasında değişen fiyatlarla ulaşım sağlayabilirsiniz. Trenler daha hızlı, otobüsler daha uygun fiyatlı.

Cordoba‘da otobüs terminali ve tren istasyonu yan yana, Plaza de las Tres Culturas’da bulunuyor. Buradan tarihi merkeze yürüyerek 15-20 dakikada varabilirsiniz. Ben terminale yakın bir otel tercih etsem de, tarihi merkezde, eski Cordoba evlerinden dönüştürülmüş şirin butik oteller de kalmak için harika bir seçenek olabilir.

Şehir içinde ulaşım oldukça kolay, çünkü Cordoba yürüyerek keşfedilebilecek kadar küçük ve tarihi merkezdeki önemli noktalar birbirine yakın. Yine de otobüs kullanmak isterseniz:

  • Tek seferlik bilet 1.30 euro (şoförden alabilirsiniz).
  • Sık kullanacaksanız Bonobus kart alarak sefer başına 0.72 euro ödeyebilirsiniz.
  • Turistik gezi otobüsleri: 1 gün 17 euro, 2 gün 25 euro.
  • Romantik bir alternatif: Mezquita çevresindeki faytonlar.

Cordoba’nın Kalbi: Mezquita, Alcazar ve Civarı

Avenida Cervantes üzerinden tarihi merkeze doğru yürürken, birden sol tarafta şehrin heybetli surları ve Almodovar Kapısı beliriyor. İşte bu kapıdan içeri adım attığınızda, gerçek macera başlıyor. Kapının hemen arkasında başlayan o eşsiz doku, beni içine çekiverdi. Kapıdan girer girmez Yahudi Mahallesi Cordoba sizi karşılayacak ve dar sokaklardan herhangi birine saparak, yaklaşık 5 dakika içinde kendinizi şehrin en büyük cazibe merkezi olan Mezquita‘nın büyülü atmosferinin önünde bulacaksınız. Benim için Cordoba, Mezquitasız düşünülemezdi, sanki kalbi boşalırmış gibi…

Mezquita-Santa Iglesia Catedral: Mimari Bir Harika

Mezquita, Emevi mimarisinin en şahane örneklerinden. Bu yapı, Orta Çağ İslam dünyasının en nadide, en görkemli ve en büyüleyici eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Mağribilerin gelişinden önce, aynı yerde Aziz Vincent’e adanmış küçük bir Vizigot kilisesi varmış ve hatta bir süre hem Katolikler hem de Müslümanlar tarafından kullanılmış. Ancak I. Abdurrahman, 785 yılında bu alana büyük bir cami inşaatına girişmiş. Sonraki dönemlerde II. Abdurrahman, II. El Hakem ve El Mansur camiye eklemeler yaptırmışlar.

1236’da Kral III. Ferdinand’ın şehri almasıyla caminin içine bir kilise eklenmiş, 1523’te ise bir kısmı yıkılarak büyük bir katedral yapımına başlanmış. Katedralin İtalyan tarzındaki kubbesi gerçekten göz alıcı. Rivayete göre, Kral V. Charles bu durumdan hiç memnun olmamış ve “Eşsiz bir eseri alelade bir şey yapmak için yıkmışsınız” demiş. Ne yazık ki, tarih son pişmanlık fayda etmez dememizi öğretiyor. Caminin ibadete açılması için yapılan girişimler ise günümüzde de devam etmekte.

Mezquita, pazartesiden cumartesiye 10.00-19.00, pazar ve tatil günlerinde ise 08.30-11.30 ve 15.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Giriş ücreti 10 euro, ancak pazar hariç her gün 08.30-09.30 arası ücretsiz! Eğer erken kalkabiliyorsanız, bu fırsatı kaçırmayın derim. Hem cüzdanınıza hem de şehri daha sakin gezme sürenize katkı sağlar.

Yüksek surlarla çevrili Mezquita‘nın kapılarında bile insan ince işçiliklere hayran kalıyor. İçeri girdiğinizde ise tam bir granit sütunlar ormanı karşılıyor beni. Çoğu Vizigot ve Roma binalarından alınma 856 adet sütun, mistik bir dünyaya taşıyor ruhunuzu. Sütun ve kemerlerin kırmızı-beyaz şeritli süslemeleri adeta bir görsel şölen. II. El Hakem’in yaptırdığı yaldızlı mihrap ve Kur’an ayetleriyle bezenmiş süslemeler de kaçırılmaması gereken bir diğer detay. Altın, gümüş, bakır, fildişi ve mermerle süslenmiş şapeller, yapının Hristiyanlık dönemindeki zenginliğini gözler önüne seriyor. Özellikle Capilla de Villavicicosa, camideki ilk Hristiyan şapel olma özelliği taşıyor.

Mezquita‘nın 93 metre yüksekliğindeki çan kulesi, Torre del Alminar, bir başka etkileyici nokta. Endülüs’ün ilk halifesi III. Abdurrahman tarafından 951’de inşa edilen bu minare, daha sonra çan kulesine dönüştürülmüş. Kuleye çıkmak, 34 kat ve 2 terasa dayanabilirseniz, muhteşem bir şehir manzarası sunuyor (2 euro ücretli, belirli saatlerde açık). Bir Müslüman olarak, buradan büyülenmiş ama içim buruk ayrılıyorum. Bu muhteşem yapıyı hakkıyla gezmek için en az bir saat ayırmalısınız.

Alcazar de los Reyes Cristianos: Kralların Bahçeleri

Mezquita‘nın hemen yanında, surlarla çevrili Alcazar Cordoba yer alıyor. Burası Hristiyan Monarşisi’nin kalesi olarak bilinir ve bir zamanlar Kraliçe I. Isabel ile Kral II. Ferdinand’ın ikametgahıymış. 1328’de XI. Alfonso tarafından bugünkü haliyle yeniden inşa edilen yapı, 1931’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Salı-Cuma 08.30-20.45, Cumartesi 08.30-16.30, Pazar 08.30-14.30 arası ziyaret edilebilir, giriş 4.50 euro. Perşembeleri saat 18.00’den sonra ücretsiz! Kombine biletler de mevcut.

Dört kulesiyle (La Torre del Homenaje, La Torre de los Leones, La Torre de la Inquisicition ve La Torre de la Paloma) heybetli bir görünüme sahip. İç mekanlardaki mozaiklerle süslü Salon de los Mosaicos ve metresi Leonor de Guzman için yaptırılan Banos Reales de Dona Leonor gibi sansasyonel detaylar da oldukça ilgi çekici.

Ama beni en çok etkileyen Alcazar Bahçeleri oldu. 55.000 m2’lik bu alan, havuzlar, fıskiyeler ve heykellerle dolu, adeta bir cennet bahçesi. Ortasında, Isabel ve Ferdinand’ın Kolomb’a dünyayı keşfetme izni verdiği anı tasvir eden büyük bir heykel var. Endülüs’ün ünlü avlu süsleme geleneğinin en güzel örneklerinden biri burası. Belki ilk başta “sıradan bitkiler” diye düşündüm ama diğer avluları gördükten sonra buranın hakkını teslim etmek gerektiğini anladım.

Roma Köprüsü ve Calahorra Kulesi: Zaman Köprüsü Üzerinde

Mezquita‘nın güneyindeki alanda, adeta bir kartpostal görünümüne sahip olan Roma Köprüsü (Puerta Romano), Puente Kapısı (Puerta del Puente) ve San Rafael Anıtı’nın bulunduğu bir meydan var. 1. yüzyılda Romalılar tarafından yapılan bu köprü, 8. yüzyılda Mağribiler tarafından yenilenmiş. 247 metre uzunluğundaki bu köprü, Guadalquivir Nehri üzerindeki en eski geçiş noktası. Özellikle geceleri, şehrin ışıkları altında köprüde yürümek ve karşı kıyıdan şehrin manzarasını seyretmek paha biçilmez bir deneyim sunuyor.

Köprünün diğer ucunda ise Muvahhidler döneminden kalma, şehrin en eski savunma yapılarından biri olan Torre de la Calahorra yükseliyor. Bu kule, bugün Endülüs’ün üç semavi dine ev sahipliği yaptığı zengin geçmişini yansıtan bir müzeye ev sahipliği yapıyor. Namaz kılanlar, hamam sefası yapanlar gibi Endülüs yaşantısını canlandıran minik kuklalarla sergilenenler oldukça ilgi çekici. Kule her gün 10.00-20.30 arası açık, giriş 4,5 euro.

Yahudi Mahallesi Cordoba: Dar Sokaklarda Kayboluş

Puerta de Almodovar’dan içeri girip hemen soldaki Calle Judios’a saptığınızda, Yahudi Mahallesi Cordoba‘nın büyüleyici labirentine adım atmış oluyorsunuz. Roma döneminde Yahudi nüfusunun arttığı, Vizigot dönemindeki zorlukların İslam hakimiyetinde sona erdiği bu bölge, daracık sokakları, bembeyaz boyalı evleri ve serin avlularıyla saatlerce dolaşabileceğiniz bir yer. Acelem yoktu ve burada kaybolmaktan da çekinmedim, çünkü bir şekilde tüm yollar yine Mezquita‘ya çıkıyor!

Burada pek çok müze ve şirin dükkan var. Ne yazık ki Sinagog, restorasyon nedeniyle kapalıydı, ancak yine de mahallenin ruhu beni sardı. Gezdiğim bazı önemli noktalar:

  • Casa Andulusi: Orta Çağ Endülüs evlerinin nasıl olduğunu görmek için harika bir yer. 10. yüzyıldaki kağıt üretim aşamaları bile sergileniyor. Evin avlusu da tipik Endülüs güzelliğini yansıtıyor. Her gün 10.00-20.00 arası açık, giriş 4 euro.
  • Casa de Sefarad: İberya Yahudilerinin yaşamına odaklanan bu 14. yüzyıldan kalma ev-müze, Sefarad topluluğuna ait eşyaları, müzik aletlerini ve dini objeleri sergiliyor. Engizisyon dönemiyle ilgili bölüm ve ünlü filozof Maimonides ailesine ayrılmış oda da mevcut. Her gün 10.00-19.00 arası açık, ücreti 4 euro.
  • Capilla Mudejar de San Bartolome: Plaza del Cardenal Salazar’da yer alan, 1390-1410 yıllarına ait bu küçük Mağribi tarzı şapel, göz alıcı süslemeleriyle dikkat çekiyor. Pazartesi-Cumartesi 10.30-13.30, 15.30-18.30, Pazar 10.30-13.30 arası açık, giriş 1.50 euro. Mutlaka uğramanızı tavsiye ederim.
  • Galeria de la Inquisicion: Bu müze, engizisyon döneminde kullanılan işkence aletlerinin replikalarını sergiliyor. Kan dondurucu yöntemler ve aletler, tarihin karanlık bir yüzünü gözler önüne seriyor. İnsan, ‘ya sev ya terk et’ anlayışının değişmediğini düşünmeden edemiyor. Her gün 10.30-20.00 arası açık, giriş 3 euro.
  • Museo Taurino: Plaza de Maimonides’te yer alan bu müze, Cordoba‘daki boğa güreşlerine ve ünlü matadorlara adanmış. Matadorların kıyafetleri, boğa güreşi aletleri ve maalesef öldürülen boğaların başları burada sergileniyor. Salı-Cuma 8.30-20.45, Cumartesi 8.30-16.30, Pazar 08.30-14.30 arası ziyaret edilebilir, giriş 4 euro. Perşembeleri 18.00 sonrası ücretsiz.
  • Zoco Municipal: 16. yüzyıldan kalma Mağribi özelliklerini taşıyan bu malikane, şimdi küçük el sanatları atölyeleri ve dükkanlara ev sahipliği yapıyor. Özellikle gümüş ve seramik dükkanlarına göz atmalısınız. 10-25 euro arasında uygun fiyatlı gümüş objeler bulabilirsiniz. Her gün 10.00-20.00 arası açık ve ücretsiz.

Medina Azahara: Halifenin Rüya Şehri

Cordoba‘ya yaklaşık 5 km mesafede, III. Abdurrahman tarafından 936-940 yıllarında yapımına başlanmış bir Orta Çağ saray-şehri olan Medina Azahara yer alıyor. Burası, Endülüs halifesinin gücünü ve aynı zamanda rivayete göre sevgili eşi Zehra’ya olan aşkını göstermek için inşa edilmiş. Bugün sadece kalıntıları ayakta olsa da, buradaki işlemeli kemerli kapıların hala o aşkı fısıldadığını hayal etmek mümkün.

Şehir merkezinden (Paseo de la Victoria ve Paseo de la Veteria’dan) kalkan otobüslerle buraya ulaşabilirsiniz. Biletleri turizm danışma ofislerinden almalısınız (otobüste bilet satılmıyor), bana 9 euro otobüs ücreti ve 3 euro işlem bedeli olmak üzere 12 euroya mal oldu. Önce Medina Azahara Müzesi’ne gidiliyor, burada kazılarda çıkarılan eserleri görebilirsiniz. Ardından 1.50 euro ödeyerek kazı alanının olduğu esas şehre geçiliyor. Otobüs saatlerine dikkat edin, kaçırırsanız taksiyle dönmek zorunda kalabilirsiniz. Medina Azahara Salı-Cumartesi 09.00-21.00, Pazartesi 09.00-15.00 arası açık, Pazar kapalı.

“Cordoba Gezi Rehberi: Endülüs’ün Kalbine Yolculuk, Lorca’dan Mezquita’ya Bir Keşif!” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet kategorimize göz atabilirsiniz.

Ceren’den Gezi İpuçları: Cordoba’yı Daha Keyifli Gezmek İçin

Bu kadim şehirde geçirdiğim her an, bana yeni bir şeyler öğretti. İşte size birkaç kişisel tavsiye:

  • Mezquita’yı Sabah Erken Ziyaret Edin: Eğer benim gibi erken kalkmayı seviyorsanız, pazar hariç her gün 08.30-09.30 arası Mezquita‘ya ücretsiz girebilirsiniz. Hem kalabalıktan kaçar, hem de cebinizde 10 euro kalır. Işıklar da o saatlerde bir başka güzel oluyor, benden söylemesi!
  • Yahudi Mahallesi’nde Kaybolun: Haritanızı bir kenara bırakın ve Yahudi Mahallesi Cordoba‘nın daracık, bembeyaz sokaklarında bilinçli bir şekilde kaybolun. Her köşede karşınıza çıkan çiçekli patio Cordoba örnekleri, şirin dükkanlar ve sürpriz kafeler bu deneyimi eşsiz kılıyor. Eninde sonunda bir meydana ya da ana caddeye çıkacaksınız, merak etmeyin!
  • Akşamüstü Roma Köprüsü’nde Yürüyüş: Gün batımına yakın saatlerde Roma Köprüsü’ne gidin. Işıkların Cordoba‘nın tarihi yapıları ve Guadalquivir Nehri üzerindeki yansımasını izlemek, günün tüm yorgunluğunu unutturacak. Karşı kıyıdan şehir manzarası da harika fotoğraf kareleri sunuyor.
  • Mayıs Ayında Avlu Festivali’ni Yakalayın: Eğer seyahatinizi Mayıs ayına denk getirebilirseniz, Cordoba‘nın ünlü Avlular (Patios) Festivali’ne mutlaka katılın. Bu dönemde şehir, rengarenk çiçeklerle süslenmiş avlularla adeta bir görsel şölene dönüşüyor. Yarışmaya katılan evlerin kapıları halka açılıyor ve bu eşsiz kültürü deneyimleme şansı buluyorsunuz.

Cordoba, sadece tarihi yapılarıyla değil, aynı zamanda canlı meydanları ve gizli kalmış güzellikleriyle de beni büyüledi. Plaza de la Corredera’nın hareketli atmosferi, Plaza de las Tendillas’ın modern şehir ruhu ve Plaza del Potro’daki antik çeşme, şehrin farklı yüzlerini yansıtıyor. Özellikle Plaza de los Capuchinos’taki dramatik İsa heykeli ve çevresindeki bembeyaz binalar, gece ışıklandırmasıyla bambaşka bir hava kazanıyor.

Palacio de Viana, 12 avlusu ve tarihi eşyalarıyla gezdiğim en iddialı malikaneydi. Malikaneyi gezmek için turları yakalamak biraz sabır istese de, kesinlikle değdiğini düşünüyorum. Eğer Cordoba‘da bir malikane gezecekseniz, o da burası olmalı. Sadece avluları görmek isterseniz çarşambaları 14.00-17.00 arası ücretsiz. Burası, Cordoba avlularıyla ne kadar ünlü olduğunun en güzel kanıtı.

Gezim sırasında flamenko Cordoba ruhunu hissetmek için Posada del Potro’daki Centro Flamenco Fosforito’ya uğradım. Bu 15. yüzyıl yapısı, Cervantes’in Don Kişot’unda bile kendine yer bulmuş, şimdi ise flamenko sanatının kalbinin attığı bir müze. Girişin ücretsiz olması da cabası!

Cordoba, dar sokaklarında kaybolmaktan, her köşesinde bir tarih fısıltısı dinlemekten, portakal ağaçlarının gölgesinde soluklanmaktan ve Endülüs ruhunu içime çekmekten büyük keyif aldığım bir şehir oldu. Umarım bu rehber, sizin de bu büyülü şehri keşfetmenize ilham verir.

Siz de Cordoba‘yı ziyaret ettiniz mi? En çok hangi yönü sizi etkiledi? Yorumlarınızı ve kendi ipuçlarınızı merakla bekliyorum. Haydi, valizlerinizi hazırlayın ve Endülüs‘ün bu eşsiz şehrini deneyimlemeye kendinizi bırakın!

İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

Buenos Aires Gezi Rehberi: Tangonun Ritmini Keşfe Hazır mısınız?

Lubliyana Gezi Rehberi: Slovenya’nın Kalbindeki Saklı Cenneti Keşfet!

Zagreb Gezi Rehberi: Hırvatistan’ın Gizemli Başkentiyle Unutulmaz Bir Noel Macerası!

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir