1. Anasayfa
  2. Keşfet

Sicilya Gezi Rehberi I: Doğu Kıyısı – Akdeniz’in Kalbindeki Barok Rüyası!

Sicilya Gezi Rehberi I: Doğu Kıyısı – Akdeniz’in Kalbindeki Barok Rüyası!
0

Merhaba sevgili gezi tutkunları! Adım Ceren Gezgin, beni tanıyanlar bilir; yeni yerler keşfetmeye, farklı kültürlerin izini sürmeye bayılırım. Bu kez rotamı Akdeniz’in kalbine, efsanelerle dolu, sıcakkanlı insanların yaşadığı Sicilya’ya çevirdim. Hakkında bildiklerim genelde coğrafya dersinden ve malum filmlerden ibaretti: Akdeniz’in en büyük adası, sıcak renkler, leziz pizzalar… Ama bu adanın ruhu bambaşkaymış!

Sicilya Gezi Rehberi serimin ilk durağı, adanın hareketli Doğu Kıyısı. Benim 8 günlük seyahatimde Palermo, Katanya, Sirakusa, Noto, Taormina, Trapani, Marsala, Cefalu gibi birçok noktayı gezdim ama bu yazıda odağımız Katanya’dan Messina’ya uzanan o eşsiz Doğu hattı olacak. Hazır mısınız, o zaman kemerlerinizi bağlayın, çünkü Sicilya maceramız başlıyor!

Sicilya’nın Ruhu ve Renkleri: İlk İzlenimlerim Nelerdi?

Mart ortasında gitmiş olsam da, Sicilya bana Akdeniz ikliminin tüm sürprizlerini yaşattı. Mavi gökyüzü ve denizin tadını çıkarmak için Nisan-Ekim arası harika bir dönem olabilir, ancak benim şansıma yağan yağmurlar bile bu güzel adanın enerjisini düşüremedi. Yalnız dikkat, Haziran-Ağustos arası yakıcı Akdeniz güneşiyle karşılaşabilirsiniz!

Sicilya insanı, ikliminden bile sıcak! Bir an kendinizi samimi bir muhabbetin içinde bulabilirsiniz. Genelde İngilizce bilmeseler de, size yardım etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Yolu sorsanız, hararetli İtalyanca tariflerle karşılaşmanız garanti! Mafya mı? Ben turist bir gezgin olarak öyle bir şeye rastlamadım, halk da tedirgin görünmüyordu. Sanırım o filmlerin büyüsü başka bir yerde.

Adanın geneli, Avrupa standartlarına göre oldukça makul fiyatlı. Özellikle Sicilya yemekleri ve içecekler cep dostu. Ancak araba kiralayacaksanız dikkat: trafik cezaları yüksek! Benim başıma geldi; uygun sandığım bir park yeri ertesi gün pazar yerine dönüşünce, aracı geri almak için 65 Euro ödemek zorunda kaldım (2016). Ama polisinden esnafına herkesin aracı bulmam için seferber olması da unutulmaz bir anı oldu.

Sicilya şehirlerindeki binalar eski ve köhne bir havaya sahip. Sanki görkemli geçmişlerini bir kül tabakasıyla örtmeye çalışıyorlar. Ama bu köhneliğin içinde bile muhteşem bir taş işçiliği ve estetik gizli. Ve kaktüsler, sukulentler… Ankara’da bir dalı için çırpındığım kaktüslerin, burada sokaklarda ağaç gibi, balkonlarda sarkan sarmaşıklar halinde görmek beni hem şaşırttı hem de büyüledi!

Katanya: Denizine Küskün Ama Ruhuna Bağlı Bir Şehir

Sicilya’ya ilk adımımı Katanya’da attım. Burası benim için “denizine küskün şehir” oldu. Akdeniz’le iç içe olmasına rağmen, şehir merkezindeyken liman ve demiryolu yüzünden denizi göremiyorsunuz. Ama Katanya, 1693 depreminden sonra küllerinden yeniden doğmuş, bu yüzden barok mimari şehre adeta damgasını vurmuş durumda.

  • Piazza Duomo ve Çevresi: Şehrin kalbi, ihtişamlı Catania Duomo‘su (Cattedrale di Sant’Agata) ve meydanın ortasındaki fil heykelli havuzla atıyor. Çevresi kafelerle, pastanelerle ve dükkanlarla dolu.
  • Lezzet Durakları: Paskalya öncesi gitmemin bir güzelliği olarak, kafelerin vitrinleri rengarenk sebze-meyve şeklindeki marzipanlarla doluydu. Ama asıl olay, ricotta peyniriyle yapılan eşsiz cannoli‘ler ve rom katkılı babarumlar! O kadar babarum yedim ki, kıyamet gibi yağan yağmur bile bana bahar çisentisi gibi geldi.
    Özellikle Duomo Meydanı’nın hemen yanındaki balık pazarında kurulan çarşıyı gezmenizi ve taze deniz ürünleri tatmanızı öneririm. La Paglia, bizim esnaf lokantası gibi samimi, taze ve uygun fiyatlı bir yer. Ben orada yediğim deniz ürünleri salatasını hala unutamam!
  • Mimari Harikalar: Taş ve mermer işçiliği o kadar muazzam ki, sanki taşlar dantel ipliği, binalar da dantel örtüler gibi. San Benedetto ve San Michelle Arcengelo kiliseleri, bu işçiliğin en güzel örneklerinden. Castello Ursino ve Palazzo Valle, Palazzo Biscari gibi saraylar da görülmeye değer.

Katanya, 1-2 günde rahatlıkla gezilebilecek bir şehir. Ilıman havası, lezzetli yemekleri ve tarihi mekanlarıyla sizi kısa bir süre için oyalayacak. Ayrıca, Etna, Sirakusa ve Taormina gibi çevredeki diğer gezilecek yerler için harika bir merkez üssü olabilir. Trafik biraz kaotik olsa da, renkli sokak pazarları ve hareketli atmosferiyle sizi içine çekecektir.

Ortygia Adası’nda Tarihe Yolculuk: Sirakusa ve Barok Mücevher Noto

Katanya’yı arkamda bırakıp güneye, Sirakusa’ya doğru yola çıktım. Yaklaşık bir saatlik mesafedeki bu şirin şehirde, turistlerin gözdesi olan eski şehir, ana karaya bir köprüyle bağlı Ortygia Adası’nda yer alıyor. Burası, daracık, taş döşemeli ve dolambaçlı Orta Çağ sokaklarıyla adeta zamanda yolculuk yaptırıyor.

  • Sirakusa Duomo’su: Yine 1693 depreminin izlerini taşıyan barok mimari burada da göz alıcı. Katedral, Athena Tapınağı ile birleştirilmiş, bu da ona eşsiz bir hava katıyor.
  • Maniace Kalesi ve Arethusa Çeşmesi: 13. yüzyıldan kalma Maniace Kalesi’nin sunduğu deniz manzarası nefes kesici. Arethusa Çeşmesi ise mitolojik bir öyküyü fısıldıyor: Perinin çeşmeye dönüşme hikayesi… Ne yazık ki mitolojinin estetiği zaman zaman günümüz gerçekliğinde yerini farklı hikayelere bırakabiliyor.

Noto ise Sirakusa’ya çok yakın, dağ yamacında kurulmuş, küçük ama müthiş yoğun bir kent. Burası tam anlamıyla bir barok mimari açık hava müzesi! Ana caddesi Corso Vittorio Emanuele boyunca sıralanmış katedraller, saraylar ve tiyatrolar, ince taş işçilikleriyle göz kamaştırıyor. San Domenico Kilisesi, San Nicola de Mira Katedrali ve Palazzo Alfano gibi yapılar kesinlikle görülmeye değer. Noto’da yürürken bir süre sonra bu yoğun barok estetiğine kayıtsız kalabiliyor insan, ama burası kesinlikle Sicilya’nın en etkileyici barok duraklarından biri.

Göz Kamaştıran Manzaralar ve Antik Ruh: Taormina

Sicilya gezimin en büyüleyici duraklarından biri şüphesiz Taormina oldu. Dağın eteklerinde kurulu bu kasaba, sizi ilk anda içine çekiyor. Otoparka park ettikten sonra yukarıya doğru biraz yürüdüğünüzde, kendinizi adeta bir kartpostalın içinde buluyorsunuz.

  • Antik Tiyatro: Taormina’ya gelir gelmez, denize nazır inşa edilmiş antik tiyatroya bayıldım. Bir yanda heybetli Etna, bir yanda masmavi İyon Denizi… Bu manzaraya karşı bir tragedya izlemenin nasıl bir his olduğunu düşündüm durdum. Manzara o kadar etkileyici ki, tüm dikkatimi oraya verdiğimi hissettim.
  • Kasabanın Büyüsü: Kıvrıla kıvrıla sahile inen yollar (teleferik de var), çiçekler, kaktüsler ve sukulentlerle süslü balkonlar, seramikçiler ve küçük butik dükkanlar buranın canlı ruhunu yansıtıyor. Benim ziyaretimde siesta ve mevsimin henüz başlamaması nedeniyle sakindi ama yazın buranın nasıl şenlendiğini hayal etmek zor değil.
  • Taormina Bahçeleri: Kasabanın manzara taraçaları ve parkı (Taormina Bahçeleri) soluklanmak için harika bir yer. Yeşilin her tonuyla dolu bu bahçeden görünen manzara tek kelimeyle nefes kesici.
  • Lezzet Molası: Tesadüfen girdiğim Baccalane lokantasında yediğim minestrone ve küçük kalamar dolmaları (ricotta peyniri dolgulu) çok lezzetliydi.

Taormina, ünlülerin de gözdesi olmuş, D.H. Lawrence’tan Goethe’ye, Richard Burton-Elizabeth Taylor çiftine kadar pek çok isme ev sahipliği yapmış. Buraya daha uzun bir zaman ayırıp Corso Umberto’da dolaşmak, dükkanlara bakmak, antik alanları gezmek ve akşamları Sicilya şarapları eşliğinde denizin tadını çıkarmak isterdim. Ama yolcu yolunda gerek; sırada Messina ve sonrasında Palermo var!

Messina’dan geçerken, karşıda İtalya ana karasının ucu ve Sicilya kıyılarının oluşturduğu manzara beni büyüledi. Kısa bir siesta molasında Messina Duomo’sunu ve meydanındaki Fontana d’orione Çeşmesi’ni görebildim. Duomo’daki Meryem ve bebek İsa tablosunun ilginç bir versiyonunu müzede görmek de aklımda kalan detaylardan.

Ceren’den Gezi İpuçları: Sicilya Maceranız İçin Pratik Bilgiler!

  1. Araba Kiralama ve Park Etme Sanatı: Sicilya’da araba kiralamak, adanın her köşesini keşfetmek için harika bir yol. Ancak şehir merkezlerinde park etmek tam bir bilmeceye dönüşebilir. Rastgele park etmekten kaçının! Mavi şeritli park yerleri ücretlidir, ücretsiz sandığınız yerler ertesi gün pazar yerine dönüşebilir ve aracınız çekilebilir. En güvenlisi, özellikle Katanya gibi büyük şehirlerde paralı otoparkları tercih etmek. Bütçenize göre planlamayı unutmayın!
  2. Sicilya’ya Ne Zaman Gidilmeli? Benim Mart ortası ziyaretimde yağmurla karşılaşsam da, Sicilya’nın tadını çıkarmak için ideal dönem Nisan-Ekim arası. Özellikle bahar ve sonbahar ayları (Nisan, Mayıs, Eylül, Ekim) hem hava sıcaklığı hem de kalabalıklar açısından çok daha uygun. Haziran-Ağustos ayları ise Akdeniz’in yakıcı sıcağına maruz kalabileceğiniz, turist yoğunluğunun en fazla olduğu dönemdir.
  3. Yerel Lezzetlere Teslim Olun: Sicilya yemekleri başlı başına bir deneyim! Ricotta peyniriyle hazırlanan cannoli‘leri, rom katkılı babarum‘ları mutlaka deneyin. Katanya’daki balık pazarı gibi yerel çarşılarda taze deniz ürünlerinin ve Sicilya peynirlerinin tadına bakın. Esnaf lokantalarında uygun fiyatlı ve lezzetli yemekler bulmanız garanti. Benim favorim, taze deniz ürünleri salatası ve ricotta dolgulu kalamar oldu!
  4. Katanya’yı Üs Olarak Kullanın: Eğer Sicilya’nın doğu kıyısını derinlemesine keşfetmek istiyorsanız, Katanya ideal bir başlangıç noktası. Hem ulaşım kolaylığı sunuyor hem de Etna, Sirakusa ve Taormina gibi önemli turistik noktalara günübirlik geziler düzenlemek için harika bir konumda. Şehirde konaklarken tüm ihtiyaçlarınızı kolayca karşılayabilirsiniz.

Sicilya’nın Doğu Kıyısı, barok mimarinin ihtişamı, sıcakkanlı insanları, eşsiz lezzetleri ve nefes kesici manzaralarıyla beni kendine hayran bıraktı. Bu rehber, umarım sizin de bu büyülü adaya bir an önce bilet almanızı sağlar. Gitmek istediğiniz bir yer oldu mu, yoksa sizin Sicilya‘dan özel bir anınız var mı? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın!

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir