1. Anasayfa
  2. Keşfet

Venedik’in Kalbi: San Marco Meydanı’nı Benimle Keşfet! (Kapsamlı Rehber)

Venedik’in Kalbi: San Marco Meydanı’nı Benimle Keşfet! (Kapsamlı Rehber)
Venedik'in Kalbi: San Marco Meydanı'nı Benimle Keşfet! (Kapsamlı Rehber)
0

Ah Venedik! Sanırım bu şehri duyduğumda zihnimde ilk canlanan şey, suların üzerinde salınan bir rüya ve tabii ki San Marco Meydanı. Tıpkı Napolyon’un dediği gibi, burası tam anlamıyla ‘Avrupa’nın misafir salonu’. Kanallar Venedik’in damarlarıysa, San Marco Meydanı şüphesiz kalbi. Bu meydan, bana göre Venedik’e dair her şeyin özeti; tarihi, görkemi ve o eşsiz atmosferiyle bir gezginin ruhuna dokunmayı başarıyor. Türklerle olan kadim bağları, bazen kol kola bazen de yumruk yumruğa geçen ticari ve dini maceraları düşündüğümde, bu şehrin her köşesinde farklı bir hikaye fısıldandığını hissediyorum.

Haydi, bu büyülü şehre bir adım atalım ve Venedik gezi rehberimin ilk durağı olan San Marco Meydanı’nın derinliklerine dalalım!

Venedik’e Ulaşım: Havaalanından Şehrin Kalbine Yolculuk

Venedik'e Ulaşım: Havaalanından Şehrin Kalbine Yolculuk
Venedik’e Ulaşım: Havaalanından Şehrin Kalbine Yolculuk

Venedik’e ulaşmak, maceranın ilk adımı. Marco Polo Havalimanı, şehre 13 km uzaklıkta, ana kara üzerinde bulunuyor. Buradan şehir merkezine, yani Piazzale Roma’ya ulaşmak için birkaç seçeneğiniz var:

  • ATVO Otobüsleri:
    Havalimanının D çıkışından kalkan 35 numaralı ATVO otobüsleri sizi yaklaşık 20 dakikada Piazzale Roma’ya ulaştırıyor. Tek yön 8 euro, gidiş dönüş 15 euro. Biletlerinizi otomatlardan kolayca alabilirsiniz.
  • ACTV Otobüsleri:
    Daha küçük ve daha sık duraklarda duran 5 numaralı ACTV otobüsleri de 25 dakikada Piazzale Roma’da. Biletler otomatlardan alınıyor ve mutlaka onaylatmanız gerekiyor.
  • Tren:
    En uygun fiyatlı ama en zahmetli seçenek diyebilirim. Önce trenle Mestre’ye (3 euro), oradan da Santa Lucia İstasyonu’na (1 euro) geçmeniz gerekiyor. Konaklama yeriniz buraya yakınsa düşünebilirsiniz.
  • Denizden Ulaşım: Katherine Hepburn Misali Alilaguna:
    Benim favorim, tabii ki denizden şehre giriş yapmak! Havalimanının iskelesinden kalkan Alilaguna tekneleri (mavi ve turuncu hatlar) sizi doğrudan San Marco Meydanı‘na veya güzergahlarındaki diğer duraklara götürebilir. Tek yön 15 euro, gidiş dönüş 27 euro. Bavul sınırlaması olsa da, Venedik’in o muhteşem manzarasını ilk görüşünüz bu şekilde olmalı, inanın her şeye değer! Eğer bütçe sorununuz yoksa ve ‘Katherine Hepburn’den neyim eksik?’ diyorsanız, özel deniz taksileriyle (açılış 13 euro + her dakika 1.80 euro) daha lüks bir deneyim yaşayabilirsiniz.

San Marco Meydanı’nı Adım Adım Benimle Keşfedin!

Artık şehrin kalbindeyiz! San Marco Meydanı, adeta bir açık hava müzesi gibi. Her köşesinde bambaşka bir hikaye, bambaşka bir sanat eseri gizli. O zaman gelin, bu eşsiz meydanı birlikte keşfedelim.

Tarihin Kalbi: San Marco Bazilikası’nın Büyüsü

Meydana adım attığınızda doğu kenarında tüm ihtişamıyla yükselen San Marco Bazilikası, beni her zaman büyülemeyi başarıyor. Bizans tarzı kubbeleri ve altın yaldızlı mozaikleriyle göz kamaştıran bu yapı, 828’de Aziz Markos’un naaşını İskenderiye’den kaçıran Venedikli tacirler tarafından başlatılmış. Yüzyıllar içinde geçirdiği yangınlar ve eklemelerle bugünkü muhteşem formuna ulaşmış.

  • Dış Cephe ve Mozaikler: Gotik havalı ana girişindeki beş kemerli kapılar, mermer sütunlar ve İsa’nın hayatını tasvir eden mozaikler adeta konuşuyor. Özellikle en soldaki, 13. yüzyıldan kalma Aziz Markos’un naaşının kaçırılışını anlatan orijinal mozaik beni çok etkiliyor.
  • Quadriga Atları: Bazilikanın ön cephesindeki dört nala koşan at heykelleri… Bunlar, 1204 Haçlı Seferi sırasında İstanbul’dan getirilenlerin replikaları. Asılları, kilisenin teras katındaki Museo Marciano‘da görülebilir. Bu atlar, İstanbul’un yağmalanmasının acı bir sembolü gibi duruyor meydanda.
  • İç Mekan: Mozaiklerin Altın Işıltısı: İçeri adım attığınızda, 12. yüzyıla ait cam ve mermerden yapılmış yer döşemesi, adeta bir doğu halısını andırıyor. Altın sarısının hakim olduğu mozaikler, 12. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan bir zaman tüneli gibi. Pentekostes ve Göğe Yükseliş kubbelerindeki freskler, Bizans ve Venedik sanatının muhteşem bir sentezi.
  • Pala D’Oro: Altın İhtişam: Bazilika’nın ‘olmazsa olmazı’ ise tartışmasız Pala D’Oro. Gotik dönemin zirvesi olan bu altın varaklı pano, mineler ve değerli taşlarla süslenmiş, yapımı yüzyıllar sürmüş bir hazine. Sayısız inci, zümrüt, yakut ve safirle bezenmiş bu eser, insanı kendine hayran bırakıyor.
  • Hazine Dairesi: Bizans’tan getirilen kutsal emanet sandıkları, ayin kadehleri ve 1204 istilası sırasında İstanbul’dan gelen paha biçilmez eserlerle dolu bu bölüm de mutlaka görülmeli.
  • Vaftizhane ve Şapeller: İsa’nın ve Vaftizci Yahya’nın hayatını anlatan mozaiklerle dolu vaftizhane ve çeşitli dini öykülerin tasvir edildiği şapeller de Bazilika’nın ruhunu yansıtıyor.

Ceren’den Önemli Not: Bazilika’ya girişte omuzlar ve dizler kapalı olmalı. Sırt çantasına izin verilmiyor, yakındaki Ateneo San Basso’da bırakmanız gerekebilir. Hafta içi 09.30-17.00, Pazar 14.00-16.00 arası açık. Bazilika’ya giriş ücretsizken, Müze (5 euro), Hazine (3 euro) ve Pala d’Oro (2 euro) için ayrı ücretler alınıyor.

Dükler Sarayı: Venedik’in Görkemli Geçmişine Bir Yolculuk

San Marco Meydanı‘nın bir diğer göz kamaştırıcı yapısı, Venedik Cumhuriyeti’nin kalbi olan Palazzo Ducale yani Dükler Sarayı. Bu muhteşem Gotik yapı, bir zamanlar düklerin köşkü, adalet sarayı ve hükümet konağı olarak kullanılmış.

  • Gotik Mimarisi: Revaklar üzerinde yükselen, dantel gibi işlenmiş taş cephesi ve süslü balkonları ile beni her zaman etkilemiştir. Piazzetta köşesindeki Adem ile Havva işlemesi ve rıhtım köşesindeki Nuh’un sarhoşluğu heykeli gibi detaylar, Saray’ın dış süslemelerini zenginleştiriyor.
  • Porta della Carta: Piazzetta tarafından ana giriş olan Porta della Carta, 1442’de Bon kardeşler tarafından yapılmış geç Gotik tarzıyla inanılmaz. Aziz Marcus karşısında eğilen Dük Foscari figürü, detaylara dikkat çekenlerin gözünden kaçmayacaktır.
  • İç Avlu ve Scala dei Giganti: Avluya girer girmez, 16. yüzyıla ait bronz sarnıçlar ve timsah üzerinde duran Aziz Teodoro heykeliyle karşılaşıyorum. Mars ve Neptün heykellerinin süslediği Devler Merdiveni (Scala dei Giganti) ise Venedik’in denizdeki ve karadaki gücünü simgeliyor.
  • Scala d’Oro ve Dük Salonları: Altın yaldızlı süslemeleriyle göz kamaştıran Scala d’Oro’dan yükselerek düklerin görkemli salonlarına ulaşıyoruz. Napoleon döneminde yağmalanmış olsa da, Tintoretto, Tiepolo ve Titian gibi ustaların resim ve freskleri tavanları ve duvarları süslemeye devam ediyor.
  • Büyük Konsey Salonu: 53×25 metre boyutlarıyla Avrupa’nın en büyük salonlarından biri olan Büyük Konsey Salonu, Tintoretto’nun devasa Cennet tablosuna ev sahipliği yapıyor. Bu tablo, dünyanın en büyüklerinden biri ve Venedik tarihinden sahnelerle çevrili, gerçekten nefes kesici.
  • Ahlar Köprüsü ve Hapishaneler: Saraydan yeni hapishaneye uzanan Ahlar Köprüsü, adını mahkumların son kez Venedik’e bakarken çektikleri ‘ah’lardan almış. Eski hapishanenin ‘Piombi’ adı verilen kurşun çatılı hücreleri ve Casanova’nın kaçış hikayesi, bu bölümü daha da ilginç kılıyor.

Ceren’den Not: Saray her gün 08.30-17.30 (Nisan-Ekim 17.00) arası açık. Giriş 19 euro ve bu bilet aynı zamanda Correr Müzesi, Arkeoloji Müzesi ve Marciana Kütüphanesi için de geçerli. Özel dük odalarını gezmek isterseniz ek 4 euro ödemeniz gerekiyor.

San Marco’nun Göz Alıcı Simgeleri: Campanile, Saat Kulesi ve Sütunlar

  • Campanile: Venedik’in Seyir Terası:
    San Marco Bazilikası‘nın tam karşısında yer alan 98,6 metrelik Campanile, Venedik‘in en yüksek binası. 1173’te deniz feneri olarak yapılıp 1514’te bugünkü formunu almış. Tepesindeki altın rüzgar gülü ve altındaki beş çan ile meydanın sembollerinden biri. Buradan tüm şehre kuşbakışı bakmak inanılmaz bir deneyim!
  • Torre Dell’Orologio: Saat Kulesi’nin Zamanı:
    Meydanın kuzeyinde, Merceria girişinde yer alan Saat Kulesi, 15. yüzyıldan kalma erken Rönesans bir eser. Tepesindeki çanı çalan yaşlı ve genç figürler, zamanın acımasız akışını temsil ediyor. Bazı dini günlerde bölmelerden çıkıp Meryem’i selamlayan Müneccim Kral figürlerini görmek ise bambaşka bir keyifmiş, ben yakalayamadım ama umarım siz yakalarsınız!
  • San Marco & San Teodoro Sütunları:
    Dükler Sarayı’nın kanal tarafında, bir zamanlar Venedik’e denizden gelenlerin karşılandığı bu iki sütun, şehrin iki koruyucu azizi olan Aziz Mark ve Aziz Teodoros’un heykelleriyle süslü. Rivayete göre, Aziz Markos’un kanatlı aslanı aslında kanat takılmış bir Çin ejderiymiş. Bu sütunlar, 18. yüzyıla kadar idam cezalarının infaz edildiği yer olmasıyla da şehrin karanlık yüzünü hatırlatıyor.

Procuratie Binaları, Şık Kafeler ve Alışveriş Durakları

San Marco Meydanı‘nı çevreleyen bu kemerli binalar, bir zamanlar yöneticilerin ofisleriymiş. Benim gibi kültürel keşiflere meraklı biri için, bu binaların alt katlarındaki dükkanlar ve tarihi kafeler kaçırılmaz fırsatlar sunuyor.

  • Procuratie Vecchie ve Nuove: Bazilika’ya sırtınızı verdiğinizde sağınızdaki kanat 12. yüzyıldan kalma Procuratie Vecchie, güneydeki ise 1586’da başlanıp 1640’ta tamamlanan Procuratie Nuove. İkisinin arasındaki Neo-klasik tarzda Ala Napoleonica ise Napolyon tarafından yaptırılmış.
  • Tarihi Kafeler: Buradaki kafeler, sadece bir kahve içme yeri değil, aynı zamanda Venedik’in yaşayan tarihi! Procuratie Vecchie tarafındaki Caffe Quadri (1775), bir zamanlar Avusturyalı askerlerin uğrak yeriymiş. Procuratie Nuove tarafındaki Caffe Florian (1720) ise Byron, Proust ve Dickens gibi yazarların müdavimi olduğu, Venediklilerin tercihiymiş. Ben ise kanal tarafındaki Cafe Lavena‘da (1750) Richard Wagner’le aynı havayı soluduğumu hayal etmeyi seviyorum. Bir kahve veya aperitivo için buradaki fiyatlar yüksek olsa da, bu ambiyans paha biçilmez.
  • Alışveriş: Cam ve Maske Sanatı: Kemerli revakların altında sıralanan şık dükkanlar, Venedik’in gururu Murano cam işçiliğinin en nadide örneklerini sunuyor. Her şeyin cam versiyonunu bulabilirsiniz!

San Marco’nun Kültürel Hazineleri: Müzeler

San Marco Meydanı çevresindeki müzeler, Venedik‘in zengin tarihini ve sanatını anlamak için harika duraklar.

  • Museo Correr: Venedik Tarihine Bakış:
    Ala Napoleonica ve Procuratie Nuove içinde yer alan Correr Müzesi, Venedik’in tarihine ve sanatına dair eşsiz bir koleksiyona sahip. Antonio Canova’nın Neoklasik heykelleri, 15-16. yüzyıl haritaları ve Giovanni Bellini, Vittore Carpaccio gibi Venedikli ressamların eserleri burada beni hep büyüler.
  • Libreria Sansoviniana (Marciana Kütüphanesi):
    Piazzetta’ya bakan bu Rönesans harikası yapı, İtalya’nın en büyük kütüphanelerinden. Titian, Paolo Veronese gibi ustaların iç dekorasyonlarıyla süslü bu kütüphanede, Venedik’te basılan ilk kitap ve 5. yüzyıldan kalma el yazmaları gibi paha biçilmez eserler saklanıyor.
  • Museo Archeologico di Venezia: Antik Uygarlıklar:
    Kardinal Domenico Grimani’nin koleksiyonuyla kurulan bu müze, Roma ve Yunan eserleriyle öne çıkıyor. Bizans sikkelerinden taş heykellere, hatta Fatih Sultan Mehmet’in gençlik portresine bile rastlayabilirsiniz!

Venedik gezi rehberimizin bu noktasında, bütçe dostu seçenekleri de paylaşmak isterim: San Marco Meydanı’ndaki 4 müzeyi (Dükler Sarayı, Correr, Arkeoloji, Marciana Kütüphanesi) kapsayan bilet 19 euro. Ancak Musei Civici Venice kapsamında yer alan 11 müzeyi (Yukarıdakilere ek olarak Ca’ Rezzonico, Palazzo Mocenigo, Ca’ Pesaro, Casa Goldini, Murano ve Burano müzeleri ile Doğa Tarihi Müzesi) gezmek isterseniz, 24 euroluk müze pasosu çok daha mantıklı olacaktır. Bu pasoyu internetten alıp listedeki herhangi bir müzeden onaylatarak kullanabilirsiniz.

“Venedik’in Kalbi: San Marco Meydanı’nı Benimle Keşfet! (Kapsamlı Rehber)” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Ceren’den Venedik Gezi İpuçları!

Venedik’i deneyimlerken bana göre hayat kurtaran birkaç ipucu:

  • Yeme-İçme: Gerçek Venedik Lezzetleri Nerede?
    İtalya’da her yerde iyi yemek yiyeceğinizi düşünürdüm ama Venedik biraz farklı! Turistik bölgelerde hayal kırıklığı yaşamak yerine, yerel halkın ve gondolcuların gittiği yerleri tercih edin. Benim tavsiyem: Castello bölgesindeki Riva degli Schiavoni’nin ilerisindeki Arsenal civarı veya San Polo’daki daha az turistik sokak araları. Sokak lezzetlerinde ise Farini’nin pizza çeşitleri ve Aqua e Maic’in deniz ürünleri seçkisi tam bana göreydi!
  • Alışveriş: Venedik’ten Ne Alınır?
    Venedik’ten dönerken mutlaka bir şeyler almak istersiniz değil mi? O zaman aklınıza ilk gelen Murano cam objeleri ve o büyülü Venedik maskeleri olmalı. Kaliteli ve uygun fiyatlı ürünler için turistik merkezlerden biraz uzaklaşın. Campo San Toma ve San Geremia bölgeleri, cam ürünleri için daha bütçe dostu seçenekler sunabilir. Bir de dünyanın en ilginç kitabevlerinden olan Libreria Acqua Alta Kitabevi‘ne mutlaka uğrayın; içi kitap dolu bir gondol ve uyuklayan kedilerle dolu bu yer, başlı başına bir deneyim!
  • Bütçe Dostu Gezi: Müze Kartları ve Geçişler
    Venedik pahalı bir şehir olsa da akıllıca planlamayla masrafları düşürebilirsiniz. Eğer birden fazla müze gezmeyi planlıyorsanız, Venezia Unica Card gibi seçenekleri değerlendirin. Bu kartlar, sadece müze girişlerini değil, toplu taşıma ve hatta bazı turları da kapsayabiliyor. Örneğin, 11 müzeyi içeren 32.40 Euro‘luk kart veya yaşınıza göre değişen Gümüş/Altın/Platin kartları inceleyin. Seyahat planınıza en uygun kartı seçerek hem zamandan hem de paradan tasarruf edebilirsiniz.
  • Kıyafet ve Çanta Kuralları:
    Özellikle San Marco Bazilikası gibi kutsal mekanları ziyaret ederken omuzlarınızın ve dizlerinizin kapalı olduğundan emin olun. Ayrıca, büyük sırt çantalarıyla içeri alınmıyor, bu da ek bir uğraş anlamına geliyor. Küçük bir el çantası veya çapraz askılı bir çanta ideal olacaktır.

İşte böylece San Marco Meydanı‘nı ve çevresini, adeta bir Venedikli gibi adım adım gezmiş olduk. Bu kadarı bile Venedik‘i deneyimlemek için yeterli olabilir. Ancak bu şehirde keşfedilecek daha çok güzellik var. Belki de bir sonraki durağımız, Büyük Kanal’ın parıltılı sularında bir tekne gezisi olur?

Bu macerama eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim! Sizin Venedik’e dair hayalleriniz neler, San Marco Meydanı‘nda en çok neyi merak ediyorsunuz? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın. Belki de bir sonraki Venedik gezi rehberi yazımda sizin tavsiyelerinize yer veririm!

İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

Sicilya Gezi Rehberi I: Doğu Kıyısı – Akdeniz’in Kalbindeki Barok Rüyası!

Bergen Gezi Rehberi: Norveç’in Masal Şehriyle Tanışmaya Hazır mısınız?

Kuzey Makedonya’nın Cennet Köşesi: Ohrid Gezi Rehberi ile Doğa, Tarih ve Kültür Keşfi

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir