Merhaba sevgili gezi tutkunları! İstanbul, bildiğimiz kadarıyla dev bir metropol, ama inanın bana, bu şehrin keşfedilmeyi bekleyen öyle saklı cennetleri var ki, her birini bulduğumda içim kıpır kıpır oluyor. Bugün sizi, Sarıyer’de, Belgrad Ormanı’nın hemen yanı başında, adeta zamanın durduğu bir vaha olan Atatürk Arboretumu‘na ışınlamak istiyorum. Burası, gerçekten de İstanbul’da gezilecek yerler listenize eklemeniz gereken bir doğa harikası!
Arboretum kelimesini ilk duyduğumda belki sizin de aklınıza gelmiştir; nedir bu tam olarak? Basitçe anlatmak gerekirse, bilimsel araştırmalar ve eğitim için odunsu bitkilerin titizlikle yetiştirildiği dev bir botanik bahçesi. İşte Atatürk Arboretumu da 1949’dan bu yana, dünyanın dört bir yanından getirilmiş 2000’den fazla bitki çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor. Düşünsenize, İstanbul’un yanı başında böyle bir yeşil hazine!
Atatürk Arboretumu Neden Bu Kadar Özel? Benim Gözümden Bir Doğa Kaçağı
İstanbul’u gezerken bu hazinenin varlığını duyduğum anda kendimi buraya atmak istedim. Ancak beni en çok şaşırtan şey, İstanbul’da yaşayan pek çok kişinin bile bu eşsiz köşeyi duymamış olmasıydı. O an dedim ki, Ceren, sen burayı gezmeli ve tüm dünyaya anlatmalısın! İşte bu düşünceyle düştüm yola.
Gerçekten de, Atatürk Arboretumu bir doğa kaçamağı arayanlar için biçilmiş kaftan. Ben burayı sonbaharda, Pazar sabahı gezdim. Sarıdan turuncuya, kızıldan kahverengiye dönen yaprakların oluşturduğu o renk cümbüşü, adeta bir ressamın paletinden fırlamış gibiydi. Her adımımda “Acaba yeni hangi rengi göreceğim?” diye merakla etrafa bakındım. Kirazlıbent gibi tarihi bentler ve Türkiye’nin ilk fidanlığı gibi dokunuşlar da buranın hikayesini derinleştiriyor.
Arboretum, sıradan bir piknik alanı değil, bambaşka bir dünya. Burada mangal yapmak, gürültü patırtı içinde vakit geçirmek yok. İyi ki de yok! Bu kurallar sayesinde, yemyeşil ağaç çeşitleri arasında, iki büyük gölette süzülen ördekler ve kuğular eşliğinde, sadece kuş seslerinin ve rüzgarın fısıltısının eşlik ettiği huzurlu bir doğa yürüyüşü İstanbul deneyimi yaşıyorsunuz. İçeride yiyecek-içecek satılmadığı için, tamamen doğayla baş başa kalıyorsunuz. Bu sakinlik, hafta sonu bile olsa, huzur arayanlara kapılarını sonuna kadar açıyor.
Atatürk Arboretumu Ziyaret Saatleri ve Ulaşım Rehberi
Peki, bu cenneti siz de keşfetmek isterseniz, nelere dikkat etmelisiniz?
- Ziyaret Saatleri: Pazartesi günleri hariç, haftanın her günü 08:30 – 17:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Güneş batana kadar içeride kalma imkanınız var.
- Giriş Ücretleri:
- Hafta içi: Öğrenci 2,5 TL, Yetişkin 7,5 TL.
- Hafta sonu: Öğrenci 7,5 TL, Yetişkin 20 TL.
- Araç Girişi ve Park Yeri: Araç girişi için ücret ödenmiyor ve arboretum önünde geniş bir otopark alanı mevcut.
- Fotoğraf Çekimi: Amatör çekimlere izin var, ancak tripod kullanımı yasak. Özel çekimler (nişan, düğün vb.) için ise ek ücret ödemeniz gerekiyor. Burası gerçekten de harika bir fotoğraf çekim alanı, özellikle sonbahar renkleri muhteşem oluyor.
Atatürk Arboretumu’na Nasıl Gidilir?
- Özel Araçla: Maslak-Sarıyer istikametinden Hacıosman’ı geçtikten sonra Kilyos yolundan Bahçeköy’e ulaşabilirsiniz.
- Toplu Taşımayla: En kolay yolu, metro ile Hacıosman durağında inip 42HM numaralı otobüse binerek Bahçeköy’e gitmek. Otobüsten indikten sonra Kemerburgaz yönünde yaklaşık 500 metre yürümeniz gerekecek. Diğer İETT otobüsleriyle de Bahçeköy’e ulaşım mümkün.
Ceren’den Gezi İpuçları: Bu Deneyimi En Üst Seviyeye Taşıyın!
Benden size birkaç samimi tavsiye:
- Hafta İçi Ziyaret Edin: Eğer mümkünse, kalabalıktan kaçınmak ve doğanın sesine daha iyi kulak vermek için bir hafta içi gününü tercih edin. Ben Pazar gezsem de, hafta içi bambaşka bir sakinlik olacağını hissettim.
- Yanınıza Su ve Atıştırmalık Alın: İçeride yiyecek-içecek satışı olmadığı için, uzun yürüyüşlerinizde size enerji verecek hafif atıştırmalıklar ve suyunuzu yanınıza almayı unutmayın. Küçük bir sırt çantası hayat kurtarır!
- Rahat Ayakkabılar ve Kamera Şart: Yürüyüş parkurları oldukça keyifli ama uzun olabiliyor. Bu yüzden rahat yürüyüş ayakkabıları giyin. Ayrıca, gördüğünüz her köşenin güzelliğini ölümsüzleştirmek isteyeceksiniz, bu yüzden fotoğraf makinenizi veya telefonunuzu yanınızdan ayırmayın. Özellikle o sarı, yeşil, kırmızı tonları kaçmaz!
- Gürgen Dede’nin Hikayesini Okuyun: Çıkışta, 2016’daki fırtınada devrilen 250 yaşındaki Gürgen Dede’nin hüzünlü hikayesini anlatan tabelayı mutlaka okuyun. Bu tür detaylar, buranın ruhunu daha iyi anlamanızı sağlıyor.
Arboretum’un her köşesi, botanik zenginliğinin yanı sıra, ruhumuza iyi gelecek şekilde özenle düzenlenmiş. Göletin ortasındaki sembolik meşe palamudu heykeli ve çevresindeki beş meşe yaprağı, ülkemizin meşe zenginliğini ve bu ağaçların kuvvetini simgeliyor. Çıkışa doğru, ikinci küçük göletin sakinliği, kuşların neşesi ve ardından Gürgen Dede’nin hikayesi… Her şey o kadar anlamlı ve huzur verici ki, kapıdan çıkarken gözüm ve gönlüm arkada kaldı.
Sevgili okuyucularım, Atatürk Arboretumu, İstanbul’da bir nefes alma noktası, bir keşif alanı ve huzur bulabileceğiniz eşsiz bir yer. Ben buraya kesinlikle tekrar geleceğim! Siz de bu büyülü atmosfere kendinizi bırakmak ve şehrin gürültüsünden uzaklaşmak isterseniz, hiç düşünmeden yolunuzu Bahçeköy’e çevirin. Emin olun, pişman olmayacaksınız.
Peki, siz daha önce Atatürk Arboretumu‘nu ziyaret ettiniz mi? Deneyimlerinizi ve yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın! Belki bir sonraki gezimizde karşılaşırız!
