Merhaba sevgili gezginler! Eminim birçoğunuz benim gibi Japonya denince aklınıza ilk gelen şeylerden birinin bembeyaz ve pembe bulutlar gibi süzülen Sakura, yani kiraz çiçekleri olduğunu düşünüyorsunuzdur. Mart ve Nisan aylarında parkları, bahçeleri ve yolları bir dantel gibi süsleyen bu güzellikler, Japon baharının adeta bir sembolü haline gelmiş durumda. Ancak size bir sır vereyim mi? Japonya’da baharın gerçek ve ilk müjdecisi aslında bambaşka bir güzellik: Ume çiçekleri!
Geçtiğimiz hafta, sevgili eşimle birlikte, bu pembe, beyaz ve hatta kırmızı çiçekleriyle büyüleyen yaban eriği (Ume) ağaçlarını görmek için Wakayama’ya doğru unutulmaz bir yolculuğa çıktık. Bahçemizde birkaç ume ağacı olsa da, binlerce ağacın oluşturduğu bir ormanda bu coşkulu çiçek şölenini deneyimlemek bambaşka bir hayaldi. Hadi gelin, Japonya’da baharın kapılarını aralayan bu sihirli dünyaya birlikte adım atalım!
Japonya’da Baharın Gerçek Başlangıcı: Sakura mı, Ume mi?

Şimdi birçoklarınızın aklında şu soru belirebilir: Madem Sakura bu kadar ünlü, neden Ume çiçekleri diyoruz? İşte tam da bu noktada, Ume’nin sadece görsel bir şölen sunmakla kalmayıp, aynı zamanda kültürel ve lezzetsel bir derinliğe sahip olduğunu belirtmek isterim. Sakura muhteşem çiçekleriyle gözleri kamaştırırken, ne yazık ki meyve vermiyor. Oysa ume ağacı, göz alıcı çiçeklerinin yanı sıra, adeta bir lezzet hazinesi olan meyveler sunuyor!
Göz Kamaştıran Güzellik vs. Hem Güzellik Hem Lezzet
Ume çiçekleri, daha havalar tam ısınmadan, yani Sakura’dan yaklaşık bir ay önce açmaya başlıyor. Bu da onları Japonya’da baharın ilk habercisi yapıyor. Minabe’deki o ormanda, bembeyaz, tatlı pembe ve hatta vişne çürüğü tonlarındaki çiçeklerin bir arada dans edişi, adeta büyülü bir tablo çiziyordu. Sadece gözlerimize değil, ruhumuza da hitap eden bu çiçekler, aynı zamanda harika meyvelere dönüşerek sofralarımızı şenlendiriyor. Bu, Ume’yi Sakura’dan ayıran en önemli özelliklerden biri ve onu Japon kültüründe çok özel bir yere konumlandırıyor.
Wakayama’nın Pembe Örtüsüyle Sarılı Dağları ve Minabe Ume Ormanı
Pazar sabahı erkenden yola koyulduk ve Honshu’nun güneydoğusundaki büyüleyici Wakayama şehrine, özellikle de Minabe bölgesine ulaştık. Japonya’nın büyük şehirlerinin o karmaşasından uzak, daha sakin ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bir bölge burası. Wakayama, ormanlarla kaplı dağları, yaylaları ve vadileriyle adeta bir doğa cenneti. Sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarihi ve dini açıdan da önemli bir merkez olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Hatırlarsanız, bir önceki yazımda Kimidera Tapınağı’ndan bahsederken de bu bölgenin büyüsüne kapılmıştım.
Ancak bu kez odak noktamız bambaşkaydı: Minabe’nin dağ yamaçlarını süsleyen binlerce ume ağacı! Oraya vardığımızda hissettiğim ilk şey, havayı saran hafif, tatlı ve ferahlatıcı kokuydu. Etrafımızdaki her yer, pembenin ve beyazın en güzel tonlarıyla bezeliydi. Yüzlerce dönümlük bir alanda, yan yana, iç içe geçmiş ume ağaçları, adeta bulutlardan bir orman yaratmıştı. Güneşin ışıkları çiçeklerin arasından süzülürken, her adımda kendimi bir masalın içinde gibi hissettim. Bu manzara, baharın ne kadar umut dolu ve yenileyici olabileceğini bir kez daha fısıldadı bana.
Ume’nin Lezzetli Mirası: Ume-shu ve Umeboshi’nin Hikayesi
Minabe’de sadece çiçeklerin güzelliğine değil, aynı zamanda ume meyvesinden yapılan iki özel lezzete odaklandık: Ume-shu ve Umeboshi. Bu iki ürün, geleneksel Japon lezzetleri arasında önemli bir yere sahip ve Japon kültürünün ayrılmaz bir parçası.
Evde Ume-shu Keyfi: Bir Damla Japon Güneşi
İlk durağımız Ume-shu, yani Japon erik şarabıydı. Bu sihirli içecek, yeşilken toplanan ume meyvelerinin alkol ve şekerle birlikte büyük küplerde veya kavanozlarda birkaç ay bekletilmesiyle elde ediliyor. Sonuç mu? %10-15 civarında alkol oranına sahip, sarımsı renkte, tatlı ve aromatik bir Japon içkisi! Süpermarketlerde satılan setlerle evde kendiniz bile yapabilirsiniz. Ben de birkaç kez denedim ve gerçekten çok lezzetli sonuçlar elde ettim! Minabe’de bir ume-shu üreticisiyle sohbet etme fırsatı bulduğumda, bu içkinin sade içildiğinde aromasının en iyi hissedildiğini öğrendim. Bazen mandalina veya portakal gibi turunçgil aromaları eklenmiş versiyonlarını da deniyorum ama favorim hala içinde meyvesi olanlar; içkiyi yudumlarken o yumuşacık meyveyi de yemek bambaşka bir keyif!
Sofraların Vazgeçilmezi: Umeboshi’nin Ekşi-Tuzlu Sırrı
Sıra geldi Umeboshi‘ye! Bu, yaban eriği meyvesinden yapılan geleneksel bir Japon turşusu. Erikler, tuz ve shiso adı verilen yapraklarla birlikte küpe bastırılıyor ve bir yıl kadar bekletiliyor. Sonucunda rengi değişmiş, ekşi ve tuzlu, pirinç pilavının yanında vazgeçilmez bir katık haline gelen bir lezzet ortaya çıkıyor. Eğer çok tuzlu sevmiyorsanız, bal ve domatesle tatlandırılmış çeşitleri de mevcut. Hatta salatalarda sos olarak kullanabileceğiniz sıvı halleri ve reçelleri bile var! Doktorlar, ume meyvesinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve bahar aylarında ortaya çıkan bazı alerjilerin etkilerini azalttığını belirtiyor. Yani hem lezzetli hem de faydalı!
“Japonya’da Baharın Gizli Kahramanı: Ume Çiçekleri ve Wakayama’nın Eşsiz Lezzetleri” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet kategorimize göz atabilirsiniz.
Ceren’den Gezi İpuçları
- Ume-shu Tadımı Yapın: Farklı markaların ve aromaların (mandarin, portakal vb.) Ume-shu çeşitlerini deneyin. Bence en lezzetlisi, içinde yumuşamış ume meyvesi olanlar! Sek veya bol buzla servis edilenleri tercih edin.
- Evde Ume-shu Deneyin: Japonya’daysanız, süpermarketlerde satılan Ume-shu yapım kitlerinden alarak kendi ev yapımı içkinizi hazırlayabilirsiniz. Hem çok keyifli hem de kişisel bir anı!
- Umeboshi Çeşitlerini Keşfedin: Klasik tuzlu umeboshiden başlayarak, balla tatlandırılmış veya domatesli versiyonlarını deneyin. Salata sosu olarak kullanılan sıvı umeboshi veya ume reçeli de farklı tatlar arayanlar için harika seçenekler.
Wakayama’ya özgü bu Japon erik çiçekleri ve meyvesinden yapılan yiyecek ve içecekleri size tanıtabildiğim için çok mutluyum. Keşke bu lezzetler Türkiye’ye de ihraç edilebilse ve sizler de bu eşsiz tatları deneyimleyebilseniz! İthal soya sosu ve noodle’ların satıldığı bir dünyada, neden olmasın ki? Eğer yolunuz bir gün Japonya’ya düşerse, Ume çiçekleri ile gözünüzün, Ume-shu ve Umeboshi ile midenizin şenlenmesi dileğiyle!
Umarım bu yazı, sizi Japonya’nın bahar sihrine ortak etmiştir. Bu gizli kahramanı keşfetmek nasıl bir duygu uyandırdı sizde? Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi merakla bekliyorum. Belki bir sonraki yazımızda Japonya’da Sakura‘nın büyüleyici dünyasına da dalarız!
İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:
San Marino Gezi Rehberi: Titano Dağı’nda Yükselen Özgürlük Öyküsü
Japonya’da Baharın Rengi: Kiraz Çiçekleri ve Hanami Rüyası!
Lutsk Gezi Rehberi: Ukrayna’da Gizli Kalmış ‘Küçük Roma’yı Keşfedin!
