Merhaba sevgili gezi tutkunları! Benim için Japonya’da bahar demek, her yeri saran pembe ve beyaz bir rüyanın içine uyanmak demek. Sakura mevsimi, yani kiraz çiçeklerinin açtığı o mucizevi dönem, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda Japon ruhunun en derin yansımalarından biri.
Japonya’da sakuralar, mart sonundan nisan sonuna kadar ülkenin dört bir yanını adeta bir tabloya dönüştürüyor. Gökyüzüne yükselen pembe bulutlar, baharın gelişi ve doğanın yeniden canlanışının en güzel müjdecisi oluyor benim için.
Sakura Sadece Bir Çiçek Değil: Japon Kültüründe Derin Bir Anlam

Bu narin çiçeklerin Japon kültüründeki yeri bambaşka. Açan her tomurcuk, hayatta yeni bir başlangıcı simgeliyor. Ama kısa sürede solup yere düşmeleri ise yaşamın kırılganlığını ve güzelliğin geçiciliğini fısıldıyor kulağımıza. Bu yüzden sakura dönemi, Japonlar için kutsal kabul ediliyor.
Baharın müjdecisi olan bu dönem, Japonya’da hayatın birçok alanında yenilikleri de beraberinde getiriyor. Örneğin, öğrenim yılı nisan ayında başlıyor. Üniversite mezunları iş hayatına adım atarken, evlenecek çiftler düğün tarihlerini belirlerken hep bu büyülü sakura mevsimini göz önünde bulunduruyorlar. Benim gördüğüm kadarıyla, herkes bu dönemi hayatında yeni bir sayfa açmak için kullanıyor.
Gözlerimi kamaştıran bir diğer detay ise sakura ağaçlarının inanılmaz çeşitliliği. Bildiğim kadarıyla 200’den fazla farklı sakura türü var! Pembenin her tonu, bembeyaz çiçekler, hatta sarıya çalan nadir renkler bile bu kiraz çiçekleri diyarında karşınıza çıkabiliyor. Bu renk cümbüşü, fotoğraf makinemi elimden düşürmememe neden oluyor.
Sakura Takibi: Nereden Başlar, Nereye Gider?
Japonya’da mart ayının ortalarından itibaren televizyonlarda özel sakura haritaları yayınlanmaya başlar. Bu haritalar, kiraz çiçeklerinin hangi bölgede, hangi tarihte açacağını detaylıca gösterir. Önce iklimin ılık olduğu güneyden başlar bu muhteşem geçit töreni; güneyde çiçekler açarken, kuzeyde hala kar yağıyor olabilir. Bu yıl bile kuzeyde kar vardı, hatta bizim yaşadığımız yerde hafif sulu sepken atıştırmıştı. “Eyvah, sakura gecikecek!” diye endişelenmiştim.
Ama neyse ki kısa süre sonra sıcak hava dalgası geldi ve meteorolojinin belirttiği tarihte tomurcuklar patlamaya başladı! Oysa daha bir hafta önce Tokyo’da açan sakuralara imrenerek bakıyorduk. Neyse ki bizim de yüzümüz güldü ve Japonya’da sakura rüyası bizim şehrimizde de başladı.
Yaşadığım Osaka şehri ve çevresindeki illerde, belirlenen tarihte neredeyse tüm ağaçlar tomurcuklarını açtı. Beyazın ve pembenin en güzel tonlarıyla doğayı aydınlattılar. Hatta halkın havanın serin olmasından keyif aldığını gözlemledim. Çünkü sıcak hava, çiçeklerin ömrünü kısaltıyor; hele bir de rüzgar eserse, yapraklar dökülüp yollarda ve ağaç diplerinde pembe, beyaz halılar oluşturuyor.
Hanami Coşkusu: Kiraz Çiçekleri Altında Bir Japon Geleneği
Bu dönemde kiraz çiçeklerini görmeye gitmek öylesine önemli ki, bu özel etkinliğin bir ismi bile var: Hanami! Hava serin bile olsa, insanlar akın akın parklara koşuyor, piknik örtülerini seriyorlar. Çalışanlar bile öğle aralarında iş yerlerine yakın sakura ağaçlarının olduğu parklarda, ağaçların altında öğle yemeklerini yiyorlar.
Sakura ağaçlarının bulunduğu parklar ve bahçeler her zaman kalabalık. İnsanlar sabahın erken saatlerinde gidip en güzel noktayı kapmak için adeta yarışıyor. Öğle saatlerinde sakura ağaçlarının altında takım elbiseli beylerin, iş yerinin formasını giymiş kadınların biralarını “Kampai!” diye tokuşturduklarını görmek, benim için Japon kültürünün en samimi anlarından biriydi.
Hafta sonları ise aileler, kendi hazırladıkları obentoları (öğle yemeği kutusu) ve yeşil çaylarını alıp parklara, ören yerlerine, özellikle de göl, dere ve nehir kenarlarındaki sakura yoğun bölgelere gidiyorlar. Benim yaşadığım bölgede dere kenarlarında, dağda, ormana yakın yerlerdeki sakura ağaçlarının yanı sıra, Şinto ve Budist tapınaklarının bahçelerinde de çok sayıda sakura ağacı bulunuyor. Uzaklara gidemeyenler bu huzurlu yerleri tercih ediyorlar.
Orman kenarlarında uzaktan bile görülebilen pembe ve beyaz öbekler, yemyeşil doğanın içinde adeta paha biçilmez birer mücevher gibi parlıyor. Parklar ve halka açık yerler dışında, birçok evin bahçesinde de sakura ağaçları görüyorum. Hatta benim bahçemize birkaç yıl önce diktiğimiz sakuralar da bu yıl ilk defa çiçeklerle bezendi, içimi tarifsiz bir sevinç kapladı.
Sakura ruhu doğal olarak yiyeceklerimize de yansıyor. Yaş pastalarda ve bazı tatlılarda pembe renkler kullanılıyor, sakura yaprakları şeklinde süslemeler yapılıyor. Yiyecek paketlerinde, hatta eşimin içtiği biranın kutusunda bile sakura çiçeği resimleri görüyorum. Bu, onların doğayla ne kadar iç içe yaşadıklarının güzel bir göstergesi.
Japon halkı, sakura ağaçlarına karşı inanılmaz duyarlı. Çiçeklere dokunmadan, sadece güzelliğine hayranlıkla bakıyorlar. Özellikle başka ülkelerden gelip ağaçların dalını koparanları, tırmanıp fotoğraf çekenleri kınadıklarına bizzat şahit oldum. Bu hassasiyet, bana onların doğaya olan saygısını bir kez daha gösterdi.
Sakuraya gösterilen bu özenin bir başka örneğini geçen gün TV haberlerinde izledim. Kyoto’da sonbaharda tayfun nedeniyle devrilen, yalnızca kökünün bir bölümü ile toprağa tutunan ve nadir bir tür pembe çiçek açan bir sakura ağacını korumaya almışlar. Uzmanlar, ağacı zarar vermeden yeniden ayağa kaldırmanın yollarını arıyorlarmış. Toprağa tutunarak dallarını çiçeklerle donatmış bu ağacın görüntüsü, beni derinden etkiledi ve bu güzel örneği sizinle de paylaşmak istedim.
Bu kadar çok sakura ağacı varsa, Japonya‘nın bir kiraz cenneti olduğunu düşünebilirsiniz; ama gerçek öyle değil. Sakuralar, genellikle meyve vermeyen süs kiraz ağaçlarıdır. Meyve veren kiraz ağaçları ise Sakuranbo veya Yamagata gibi bölgelerde yetişiyor ve orada henüz çiçekler açmadı.
Burada kiraz, adeta değerli bir taş gibi çok pahalı. Bir kutu içine özenle yerleştirilmiş, hepsi aynı büyüklükte, mücevher görünüşlü kirazlar, 10.000 Yen’e (yaklaşık 100$) bile alıcı bulabiliyor. İçinde toplamda otuz tane belki daha az kiraz bulunuyor. Ben henüz o kadar pahalısını yemedim. “Hiç mi kiraz yemiyorsun?” diye sorarsanız, maalesef Japonya’da üretilen değil, daha çok Amerika’dan ithal edilen kirazları alıyoruz. Bir de kalitesi biraz daha düşük olan Japon kirazları var. İnanın, memleketimin kurtlu kirazlarını bile özlediğim oluyor!
Ceren’den Japonya Sakura Gezisi İpuçları
- Erken Rezervasyon Şart: Sakura mevsimi, Japonya’nın en yoğun turistik dönemidir. Uçak bileti ve konaklamanızı aylar öncesinden rezerve etmeniz, hem yer bulmanızı garantiler hem de bütçenize dost olur. Tokyo, Kyoto ve Osaka gibi popüler şehirlerde oteller hızla tükenir.
- Sakura Takvimini Takip Edin: Resmi Japon meteoroloji ajansları her yıl ‘Sakura Zensen’ (kiraz çiçeği cephesi) tahminlerini yayınlar. Seyahatinizi planlarken bu takvimi yakından takip edin. Tarihler her yıl hava koşullarına göre birkaç gün değişebilir.
- Yerel Gibi Hanami Yapın: Yanınıza küçük bir battaniye, bento kutusu (Japon öğle yemeği), biraz atıştırmalık ve yeşil çay alarak parklarda bir piknik yapın. Bu, yerel halkla iç içe olmanın ve Hanami geleneğini tam anlamıyla deneyimlemenin en güzel yoludur. Çiçeklere dokunmadan, sadece keyfini çıkarın!
- Sabah Erken Kalkın: Popüler Hanami noktaları (Ueno Park, Shinjuku Gyoen gibi) gün içinde çok kalabalık oluyor. Kalabalığı sevmiyorsanız, sabahın erken saatlerinde giderek daha sakin ve huzurlu anlar yakalayabilirsiniz.
Evet, şimdilik benim Japonya’da sakura hakkında paylaşacaklarım bu kadar. Mevsimi gelince, sizin için paraya kıyıp bir kutu kiraz alıp fotoğrafını ekleyeceğim, söz! 🌸
Japonya’ya gelemeyenler için bile, kendi memleketinizde baharda çiçek açan kiraz ağaçlarını görmeye gidin. İnanın, insanı dinlendiriyor, baharı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bu coşkuyu yaşamak için bir halk şarkısı bile bestelenmiş! Unutmayın, hayatın kırılgan güzelliğini kutlamak için her zaman bir neden vardır. Yorumlarınızı ve kendi bahar deneyimlerinizi bekliyorum!
Mata ne… (Tekrar görüşmek üzere!)
