1. Anasayfa
  2. Keşfet

Leipzig Gezi Rehberi: Bach’ın Şehrinde Tarih, Sanat ve Unutulmaz Bir Keşif

Leipzig Gezi Rehberi: Bach’ın Şehrinde Tarih, Sanat ve Unutulmaz Bir Keşif
Leipzig Gezi Rehberi: Bach'ın Şehrinde Tarih, Sanat ve Unutulmaz Bir Keşif
0

Merhaba sevgili gezginler! Bugüne kadar kaç kez beklenmedik bir keşifle rota değiştirdiniz? Benim için Leipzig, tam da böyle bir sürpriz oldu. Berlin gezimiz öncesi çevreyi araştırırken karşıma çıktı ve iyi ki de çıkmış diyorum. Burası, Nâzım Hikmet’in dizelerine bile ilham vermiş, bambaşka bir enerjiye sahip:

“Leipzigli kızların bacakları gayetle güzel,
etekleri de gayetle kısa,ömrümün bu kadar gerilerde kaldığını görmezdim,
Leipzigli kızların bacakları böyle uzak olmasa…”

Almanya’nın Saksonya eyaletinin incisi Leipzig, Orta Çağ’dan günümüze uzanan zengin bir tarih ve kültür mirasına sahip. Ticaretin, kitapların ve özellikle de müziğin kalbinin attığı bu şehir, ziyaretçilerine sadece bir gezi değil, gerçek bir deneyim vadediyor.

Leipzig’e Ulaşım: Berlin’den Kısa ve Ekonomik Bir Kaçamak

Berlin’den Leipzig‘e gitmek oldukça kolay ve bütçe dostu. Biz otobüsü tercih ettik ve yaklaşık iki saat süren keyifli bir yolculuk sonrası şehre vardık. Gidiş-dönüş 15 Euro civarında bir maliyetle bu güzel şehri keşfetmek harika bir fırsat.

Elbette, daha hızlı ulaşmak isterseniz hızlı tren seçenekleri de mevcut. Eğer İstanbul’dan direkt geliyorsanız, Türk Hava Yolları’nın düzenli uçuşları da bulunuyor. Yani Leipzig gezi rehberi planınıza başlamak için birçok yol var!

Leipzig’de Adım Adım Keşif: Hangi Duraklar Sizi Bekliyor?

Sabahın erken saatlerinde, Goethe Strasse üzerinden Augustusplatz’a indiğimizde şehir henüz uyanmamıştı. O sessiz pazar sabahı, Grimmaischer sokağındaki Lukas Cafe’de yaptığım kahvaltı, hayatımın en güzel anılarından biri oldu. Yeni bir şehirle tanışmanın huzurunu burada sonuna kadar hissettim.

Bu ilk ziyaretimizde, müzeleri gezmekten çok, Leipzig‘in eski kent merkezinde kaybolmayı tercih ettik. İyi ki de öyle yapmışız! Her yere yürüyerek ulaşabiliyor, köşe başlarında sanat ve tarih ile karşılaşıyorsunuz.

Augustusplatz ve Çevresi: Müziğin Kalbi Burada Atıyor!

Augustusplatz, adını ilk Saksonya kralından almış ve bugün şehrin müzik merkezine dönüşmüş durumda. Burada, dünyanın en eski senfoni orkestralarından biri olan Leipzig Gewandhaus Orkestrası‘na ev sahipliği yapan Gewandhaus binasını görüyorsunuz. 1981’de yapılan bu üçüncü binanın akustiği ve devasa orgu gerçekten büyüleyici. Orkestranın mottosu mu? “Gerçek Keyif Mühim Meseledir.” Bu orkestrayı dinlemeden dönmeyin!

Hemen karşısında ise 1693’ten beri hizmet veren Avrupa’nın en eski operalarından Leipzig Opera Binası yükseliyor. Konser salonunun önündeki 1883-1886 yılları arasında yapılmış zarif Mende Çeşmesi de göz alıcı. Meydanda ayrıca, City-Hochhaus ve Paulinum gibi modern yapılar da Leipzig Üniversitesi’nin dinamizmini yansıtıyor. Grimmaischer sokağına girdiğinizde ise heykeltıraş Bernd Göbel’in “Zamansız Çağdaşlar” heykelini fark etmemek imkansız.

Tarihin İzinde Dolaşırken: Rathaus’lar ve Pasajlar

Leipzig sokaklarında ilerlerken her köşede bir sokak müzisyeniyle karşılaşabilirsiniz; şehir gerçekten müzikle çınlıyor. Eski Borsa binası, 1678-87 yılları arasında inşa edilmiş barok bir yapı ve önündeki Goethe heykeli ile dikkat çekiyor.

Eski kent merkezindeki en çekici binalardan biri kesinlikle Altes Rathaus (Eski Belediye Binası). 1556-57’de Rönesans tarzında yapılmış bu ihtişamlı bina, şimdilerde Leipzig Kent Tarihi Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor ve Avrupa’nın en zengin koleksiyonlarından birine sahipmiş. Hemen yanı başındaki Markt Meydanı ise tezgahlar ve canlı pop konserleriyle şehrin ne kadar dinamik olduğunun bir göstergesi.

Eski ticaret merkezi olan Mädler-Passage, Goethe’nin Faust’undan sahneler içeren heykelleriyle büyüleyici bir giriş sunuyor. Buradan indiğinizde, Faust’ta adı geçen meşhur Auerbachs Keller restoranına ulaşıyorsunuz. Akşam yemeği için Saksonya mutfağını tatmak isteyenler için harika bir durak!

Yol üzerinde Zeitgeschichtliches Forum Leipzig önündeki “Step of the Century” heykeli ve hoş mimarisiyle Commerzbank binası da gözümden kaçmadı. Leipzig’de gezerken estetik detayı her yerde görebilirsiniz.

Leipzig: Bach’ın Şehri ve Tarihi Dönüm Noktalarının Sahnesi

Geldik Leipzig‘in en önemli simgelerinden birine: St. Thomas Kilisesi. Bu geç Gotik dönem kilisesi, dünyanın en eski korosu olan Thomanerchor‘a ev sahipliği yapıyor. Martin Luther’in reform hareketini başlatan vaazlarını burada vermesi, kilisenin tarihi önemini bir kat daha artırıyor.

Kilise içindeki “dua hacı” ise gerçekten ilginç bir detay. 1989’daki toplumsal olaylar öncesinde insanların umutlarını dile getirdiği dua tahtasının yerini almış. Ve elbette, Johann Sebastian Bach’ın mezarı da uzun yıllar koro şefliğini yaptığı bu kutsal mekânda bulunuyor. Kilisenin dışındaki Bach heykeli ve karşısındaki Bach Müzesi, sanatçının ruhunu yaşatıyor. Ben de saat 15.00’teki Bach konserine katıldım ve 15 Euro’ya paha biçilmez bir müzik ziyafeti yaşadım.

St. Thomas Kilisesi yakınındaki parkta Mendelssohn’un heykeli, sanatçının Leipzig için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. İkinci heykeli bu çünkü ilki, ne yazık ki Nazizm döneminde yıkılmıştı. Sanatçının Bach’ı yeniden keşfetmesi ve Almanya’nın ilk konservatuvarını burada kurması, Leipzig’i 19. yüzyılda Avrupa’nın müzik merkezine dönüştürmüş. Gerçek bir sanat dehası!

Yeni Belediye Binası (Neues Rathaus), mimarisiyle Alman geç Rönesans tarzının en heybetli örneklerinden biri. Hemen yakınındaki minimalist Propsteikirche St. Trinitatis ise modern sanat anlayışını yansıtıyor. Ve elbette, Goldschmid Caddesi’ndeki Mendelssohn Evi ve Müzesi, sanatçının hayatının son iki yılını geçirdiği ve ünlü “Elijah” oratoryosunu bestelediği, dünyada kalan tek Mendelssohn evi olmasıyla ayrı bir değere sahip.

Nicholas Kilisesi ise Orta Çağ’dan kalma ve dış görünümüne aldanmayın, içi neo-klasik tarzda muhteşem bir sanat eseri! 1982’den itibaren rejim karşıtlarının barış dualarıyla, 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla sonuçlanan toplumsal hareketin başladığı yer olmasıyla da tarih kitaplarına adını yazdırmış.

Kahve Molası ve Kent Estetiği

Eski kent sokaklarında dolaşırken, Almanya’nın en eski kahve evlerinden Coffe Baum’a rastladık (1711). Bach, Goethe, Schumann, Napolyon gibi isimlerin müdavimi olduğu bu tarihi mekânda kahve ve pasta eşliğinde mola verdim. Müzeyi de gezerek kahve kültürü hakkında bilgi edinmek paha biçilmezdi.

Leipzig’in en sevdiğim yönlerinden biri de kent estetiği. Çirkin diyebileceğiniz tek bir yer bile yok. Otopark cepheleri bile renklendirilmiş, insanın içini açan bir şehir. Avrupa’nın en büyük tren garı olan Hauptbahnhof, hem mimarisi hem de içindeki alışveriş ve yeme-içme alanlarıyla tam bir yaşam merkezi. Biz öğle yemeği için “North Shields”e uğradık, Ludwig Kafe ise akşam için gözümüze kestirdiğimiz kitaplı ve şirin bir yerdi.

Ceren’den Leipzig Gezi İpuçları:

  • Müzik Ruhu Sizi Çağırıyor: Eğer zamanınız varsa, mutlaka bir Bach konseri ya da Gewandhaus Orkestrası‘nın bir dinletisine katılın. Leipzig‘in müzik mirası burada gerçekten yaşıyor! Bach Müzesi’ndeki konserler harika bir başlangıç olabilir.
  • Yürüyerek Keşfedin, Kaybolun: Eski kent merkezi oldukça kompakt. En iyi yolu, haritasız dolaşmak ve kendinizi Leipzig‘in sanat dolu sokaklarına bırakmak. Her köşe başında bir sürpriz, bir heykel ya da ilginç bir kafe sizi bekliyor.
  • Ne Zaman Gitmeli?: Leipzig‘i ilkbahar sonu veya yaz başında ziyaret ederseniz, ıhlamur ağaçlarının çiçek açtığı o mis gibi kokuya ve canlı festivallere denk gelebilirsiniz. Özellikle bir müzik festivali döneminde gitmek, deneyiminizi zirveye taşıyacaktır.

Daha Fazla Vaktiniz Olsaydı…

Eğer benim gibi bu şehre aşık olup daha fazla zaman ayırmak isterseniz, kaçırdığım ama bir sonraki seyahatimde mutlaka göreceğim yerler listem hazır:

  • Ulusların Muhaberesi Anıtı: Napolyon’un yenilgisiyle sonuçlanan savaşın 100. yıldönümünde yapılmış görkemli bir anıt.
  • Spinnerei: Avrupa’nın en büyük pamuk fabrikasının sanat atölyeleri ve galerilerine dönüştürüldüğü eşsiz bir kültür merkezi.
  • Stasi Müzesi Runda Ecke: Doğu Almanya’nın gizli polisi Stasi’nin çalışma yöntemlerini anlatan, fotoğraf ve dokümanlarla dolu etkileyici bir müze.

Leipzig’i nasıl bilirim derseniz, ben size “sokaklarında 7/24 müzik çınlayan, tarih ve sanat kokan, gezmesi kolay ve kalbinizi çalacak bir şehir” derim. Almanya’nın bu yeni yeni keşfedilen mücevherini, Berlin veya Dresden gezinizle mutlaka birleştirmenizi şiddetle öneririm. Hele bir de ıhlamur ağaçlarının açtığı zamana ve bir festivale denk gelirseniz, değmeyin keyfinize!

Bu şehirde yaşadığınız deneyimleri veya gitmeyi düşündüğünüz diğer yerleri yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın. Hadi, yeni maceralara doğru yelken açalım!

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir