1. Anasayfa
  2. Keşfet

Ljubljana Gezi Rehberi: Ejderhaların ve Aşkların Fısıldadığı Yeşil Başkent

Ljubljana Gezi Rehberi: Ejderhaların ve Aşkların Fısıldadığı Yeşil Başkent
Ljubljana Gezi Rehberi: Ejderhaların ve Aşkların Fısıldadığı Yeşil Başkent
0

Merhaba gezi tutkunları! Ben Ceren Gezgin, yine kalbimi çalan bir şehrin peşinden koşarken, sizleri de o eşsiz atmosfere davet ediyorum. Kimi zaman bir şehri sevdiren, o daracık sokaklarında biriktirdiğin anılar, kimi zaman da yola çıktığın ve orada tanıdığın insanlardır, değil mi? İşte Ljubljana, benim için tam da böyle bir yer oldu. Slovenya’nın bu sevimli başkentine ilk gidişim bir Avrupa Birliği projesi vesilesiyleydi ama her gidişimde beni daha da büyüledi. Adını duyan pek az kişi olsa da, bu gizli mücevher, güleryüzlü insanları ve huzurlu atmosferiyle sizi kendine bağlayacak.

Şehre adım attığım ilk an, beni saran o tanıdık kestane kokusuyla başlamıştı her şey. Özellikle Kasım ayında, Preseren Meydanı’ndaki kestanecilerin mangallarından yükselen bu koku, benim için artık Ljubljana ile özdeşleşti. Sanki şehrin sıcaklığını, samimiyetini ruhuma fısıldıyor gibiydi. Bu küçük, gürültüsüz ve son derece medeni başkent, sadece sevimli değil, aynı zamanda kültürel keşiflerle dolu bir cennet!

Ljubljana‘nın ruhunu daha da derinden hissetmek isteyenlere küçük bir sır: Paulo Coelho’nun “Veronika Ölmek İstiyor” kitabının konusu burada, Slovenya’da geçiyor. Romanın kahramanı Veronika’nın hikayesi, şehrin sokaklarında adeta yeniden canlanıyor. Bu kitabı okumak, şehri gezerken size bambaşka bir pencere açacaktır, inanın bana.

Şehrin isminin kökeni bile ayrı bir gizem! Kimileri Slovencede “sevilen” anlamına gelen bir kelimeden türediğini iddia ederken, kimileri de Latince “aluviana” adını verdikleri nehirden geldiğini savunuyor. Ne olursa olsun, Ljubljana, içinden geçen Save ve Ljubljanica Nehirleri üzerinde kurulmuş, nehrin iki yakasındaki kafeleri, sokak çalgıcıları ve ilginç heykelleriyle insana yaşama sevinci veren bir şehir.

Ljubljana: Kalbinizi Çalacak Bir Yeşil Başkent Hikayesi

Ljubljana: Kalbinizi Çalacak Bir Yeşil Başkent Hikayesi
Ljubljana: Kalbinizi Çalacak Bir Yeşil Başkent Hikayesi

Ejderhanın Fısıltısı: Ljubljana’nın Efsanevi Kökenleri

Her şehrin bir ruhu, bir efsanesi vardır. Ljubljana‘nın kalbi ise efsanevi bir ejderha ile atar. Antik Yunan kahramanı Jason ve Argonotlar’ın hikayesi burada başlıyor. Kral Aites’i yenip Medea ile yola çıkan Jason, yanlışlıkla Tuna Nehri’nin kuzeyine sürüklenir ve sonunda Ljubljanica Nehri’nin kaynağına varır. Burada kurdukları köy, bir gece nehirden yükselen, ateş püskürten dev bir ejderhanın saldırısına uğrar. Jason, bu canavarla savaşır, onu yener ve Medea ile birlikte bu topraklara yerleşen ilk insan olur. İşte bu yüzden, ejderha, bugün hala Ljubljana‘nın kudretli sembolü olarak şehrin her köşesinde karşımıza çıkar, özellikle de Ejderha Köprüsü‘nde!

Bu küçük ve sevimli başkentin en belirgin yapıları, hiç şüphesiz gerdanlık misali dizilmiş köprüleri. Şehrin tarihi, kültürü ve sosyal yaşamı bu köprülerin etrafında şekilleniyor. Yemyeşil parkları, tarihi yapılarıyla doğa ve mimarinin mükemmel uyumunu sergileyen Ljubljana, 2016 yılında “Avrupa Yeşil Başkenti” ödülünü de fazlasıyla hak etmiş. Ayrıca, nüfusun genç oluşu, kafelerde, sokaklarda ve bisiklet yollarında her daim gençlerin enerjisiyle karşılaşmanız, şehre ayrı bir dinamizm katıyor. Sadece bu da değil, Avrupa Birliği’nin en az suç işlenen şehirlerinden biri olması ve 1800 yayıncıya ev sahipliği yapmasıyla 2010’da UNESCO tarafından “Dünya Kitap Başkenti” ilan edilmesi de cabası. Müzik ise adeta şehrin nefesi gibi, her köşe başında bir melodi yükseliyor.

Geçmişten Bugüne Bir Köprü: Ljubljana’nın Kısa Tarihi

Kuzey Adriyatik ve Tuna bölgesi arasında, Dinar Alpleri ile çevrili bu şehir, Slovenya’nın kalbi konumunda. Ljubljana, ülkenin ulaşım, eğitim, sanat ve bilim merkezi olarak da kabul ediliyor. Peki, bu büyüleyici şehrin kökleri ne kadar derine iniyor?

  • Antik Çağlar: Bölgedeki ilk yerleşimler MÖ 2000’li yıllara uzanır. MÖ 1. yüzyılda burada Emona adında bir Roma kenti kurulmuş.
  • Orta Çağ: 5. yüzyılda barbar akınlarıyla yıkılan şehir, 6. yüzyılda Slovenlerin ataları tarafından Luvigana adıyla yeniden kurulur. 1277’de Habsburgların egemenliğine girerek Laibach adını alır.
  • 20. Yüzyıl ve Bağımsızlık: 1918’de günümüzdeki adını alan şehir, İkinci Dünya Savaşı’nda İtalyan ve Nazi işgallerini yaşar. Savaş sonrası Yugoslavya’nın bir parçası olan Slovenya, 1991’de bağımsızlığını ilan eder ve Ljubljana başkent olarak ülkenin lokomotifi haline gelir. Avrupa Birliği’ne giren ilk eski Yugoslavya ülkesi olmasıyla da gurur duyarız.

Bugün Ljubljana, yüksek gelir düzeyi ve her yıl kendi nüfusunun iki katı kadar turisti ağırlamasıyla Avrupa’nın gözde şehirlerinden biri. Ayrıca stratejik konumu sayesinde Venedik gibi birçok Avrupa merkezine de oldukça yakın.

Ljubljana’da Gezilecek Yerler: Tarihin ve Aşkın İzinde Bir Yürüyüş

Ljubljana’nın Köprüleri: Aşkların ve Tarihin İzinde

Şehrin kalbi, tartışmasız Preseren Meydanı. Slovenya’nın milli şairi France Preseren’in devasa heykeli burada yükselir. Ama bu heykelin arkasında hüzünlü bir aşk hikayesi yatar: Preseren’in büyük aşkı Julija Primi’ye olan platonik sevdası. Dilerseniz hikayenin detaylarını meydanda, şairin gözlerinin baktığı Julija’nın kabartmasında yakalayabilirsiniz. Meydan, Ljubljana‘nın en belirgin yapıları olan köprülerle çevrili. Bu köprüler, şehrin gerdanlıkları gibi nehrin iki yakasını birbirine bağlıyor ve her birinin kendine özgü bir öyküsü var.

  • Üçlü Köprü (Tromostovje): Mimar Plečnik’in imzasını taşıyan bu eşsiz yapı, Franciscan Kilisesi’nin tam karşısında, Ljubljanica Nehri üzerinde yer alır. Eskiden ortadaki köprüden arabalar geçerken, diğer ikisi yayalara ayrılmış; şimdi ise hepsi yayalara ait, adeta canlı bir meydan gibi.
  • Ejderha Köprüsü (Zmajski Most): Şehrin kuruluş efsanesine ithafen 1900-1901 yıllarında inşa edilen bu köprü, şehrin en önemli sembollerinden. Köprünün dört köşesindeki bakır ejderha heykelleri zamanla yeşillenmiş ve adeta bu mistik hikayeyi fısıldıyor. Aynı zamanda dünyada betondan yapılmış ilk köprülerden biri olarak da biliniyor.
  • Kasaplar Köprüsü (Mesarski Most): Üçlü Köprü ile Ejderha Köprüsü arasında yer alan bu köprü, aşık çiftlerin aşk kilitlerini astığı, romantik bir buluşma noktası haline gelmiş.
  • Kunduracılar Köprüsü (Cobblers’ Bridge): 13. yüzyıla dayanan tarihiyle Ljubljana’nın en eski köprüsü. Eskiden kunduracıların ayakkabılarını sergilediği bu köprünün yakınlarında hala tellerde sallanan ayakkabılar görebilirsiniz. Rivayete göre, üniversiteyi bitiren öğrenciler veya Erasmus öğrencileri, kendilerinden bir parçayı bu şehirde bırakmak için ayakkabılarını buraya asıyorlar.

Köprüleri gezdikten sonra, trafiğe kapalı küçük Mestni Meydanı’na çıkıyorsunuz. Burada, 13. yüzyıldan kalma estetik Belediye Binası ve İtalyan mimar Francesco Robba’nın eseri olan Barok tarzda Carniolan Çeşmesi sizi karşılıyor. Çeşmedeki üç figür, Slovenya’nın üç nehrini sembolize ediyor. Ardından Vodnikov Meydanı’na doğru ilerlediğinizde, nehir kenarında her gün kurulan, meyve, sebze, baharat ve çeşitli el işlerinin satıldığı cezbedici Açık Hava Pazarı’nı göreceksiniz. Özellikle Cumartesi ve Pazar günleri kurulan antika pazarı, geçmişe bir yolculuk yapmak isteyenler için harika bir durak!

Kapalı Merkez Pazarı da, yine ünlü mimar Plečnik tarafından tasarlanmış, iki katlı, nehre bakan pencereli, caddeye bakan sütunlu estetik bir yapı. Nehir kıyısına paralel uzanan Trubarjeva Caddesi ise sokaklarından sarkan eski ayakkabıları, kitapçıları, hediyelik eşya dükkanları ve kafeleriyle keyifli bir yürüyüş vaat ediyor.

Ljubljana Kalesi: Şehre Tepeden Bir Bakış

Bu güzel şehre yukarıdan bakmak isterseniz, şehrin en yüksek noktasında yer alan ve tarihiyle göz kamaştıran Ljubljana Kalesi‘ni ziyaret etmelisiniz. 15. yüzyılın ikinci yarısında Habsburg İmparatorluğu tarafından inşa edilen kale, bir rivayete göre Osmanlı akınlarına karşı bir savunma amacıyla yapılmış. Kale, tarih boyunca gözlem alanı, hatta hapishane olarak bile kullanılmış.

Şehir merkezine sadece 15 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan kaleye isterseniz yürüyerek, isterseniz füniküler (teleferik) ile çıkabilirsiniz. Tepeden şehrin panoramik manzarasını izlemek, adeta yeşile bürünmüş bu başkentin her bir detayını keşfetmek paha biçilmez bir deneyim sunuyor. Kale, sadece tarihi bir yapı değil; aynı zamanda akşamları düğünlere, açık hava sinema etkinliklerine ve çeşitli kültürel faaliyetlere ev sahipliği yaparak canlı bir merkez olmayı sürdürüyor. Etrafındaki meydanlar, kafeler ve dükkanlar da ayrı bir keyif katıyor bu deneyime.

Sloven Mutfağı: Damak Çatlatan Lezzetler ve Koktalar

Sloven mutfağı, Balkan, İtalyan ve Orta Avrupa etkilerinin harmanlandığı, oldukça çeşitli bir lezzet şöleni sunuyor. Tek bir ulusal yemeği olmasa da, denemeniz gereken birçok enfes tat var:

  • Ştruklji: Tercihe bağlı olarak et, peynir veya sebze ile doldurulan, haşlanmış veya fırınlanmış bir tür iri mantı.
  • Zganci: Karabuğdaydan yapılan, genellikle et yemeklerinin yanında servis edilen bir tür keşkek.
  • Potica: Mayalı hamurdan yapılan ve çoğunlukla cevizle doldurulan, Slovenya’nın en meşhur tatlılarından. Mutlaka deneyin!
  • Zavitek: Özellikle elmalısı yapılan, bizim mutfağımızdaki strudele benzeyen nefis bir pasta.
  • Palaçinke: Çikolatalı, reçelli veya cevizli krep.
  • Buhteljni: Pudra şekerli, bohça veya kare biçiminde, ballı veya reçelli kurabiye.

İçecekler konusunda da Slovenya sizi şaşırtacak. Köklü şarapçılık geleneği sayesinde oldukça kaliteli şaraplar bulabilir, kışın buz gibi havada sıcak şarabın keyfine varabilirsiniz. Yerel biralar Union ve Lasko da denemeye değer. Kahve kültürü ise İtalyan tarzına yakın, ancak menüde “Turška Kava” (Türk kahvesi) aratmayacak lezzette Türk kahvesi bulmanız da mümkün. Kafelerde popüler olan ve kuşburnundan yapılan, kafeinsiz Cockta içeceğini de mutlaka deneyin. 1950’lerde Coca-Cola’nın yerini alması amacıyla üretilen bu nostaljik içecek, günümüzde de büyük ilgi görüyor!

Bled Gölü: Ljubljana Yakınlarındaki Masalsı Kaçış

Ljubljana‘ya kadar gelmişken, Slovenya’nın kuzeybatısındaki masalsı Bled Gölü‘nü görmeden dönmek olmaz! Kasabanın hemen dışında, yaklaşık 55-60 km uzaklıkta yer alan bu doğa harikası, Avrupa’nın en güzel kasabaları listesinde sıkça kendine yer bulur. Buzul çağında oluşmuş bu küçük göl, etrafını 40-50 dakikada rahatça dolaşabileceğiniz yürüyüş ve bisiklet yolları, sık sık mola vereceğiniz banklarıyla zamanın nasıl geçtiğini unutturuyor.

Kuğuların zarifçe süzüldüğü berrak suları, Jülyen Alpleri’nin çevrelediği muhteşem manzara karşısında nefesiniz kesilecek. Gölü korumak amacıyla yakıtlı deniz araçlarının yasak olduğu bu huzur dolu yerde, Bled Gölü’nün ortasındaki küçük adayı ziyaret etmek bambaşka bir deneyim. Pletna adı verilen geleneksel kayıklarla adaya geçebilir, üzerinde bulunan kilisenin çanını çalıp dilek tutabilirsiniz. Efsaneye göre, çanı çalanların dilekleri gerçek oluyormuş, kim bilir?

Ceren’den Ljubljana Gezi İpuçları: Unutulmaz Bir Deneyim İçin

  • Şehri Yürüyerek veya Bisikletle Keşfedin: Ljubljana, merkezi ve tarihi dokusuyla yürüyerek keşfetmek için harika bir şehir. Her köşe başında sizi farklı bir sürpriz bekliyor. Şehrin her yerinde bisiklet kiralama seçenekleri de mevcut, yeşillikler arasında pedal çevirmek paha biçilmez bir deneyim sunuyor.
  • Lezzet Duraklarına Uğrayın: Geleneksel Sloven mutfağını denemeyi unutmayın! Özellikle meşhur “Potica” tatlısını ve bir kafe molasında “Turška Kava” ile “Zavitek” ikilisini mutlaka tadın. Sokak lezzetlerini denemek için Açık Hava Pazarı’na uğramayı da ihmal etmeyin.
  • Bled Gölü’ne Bir Gün Ayırın: Ljubljana‘ya kadar gelmişken, bir masaldan fırlamış gibi görünen Bled Gölü‘ne günübirlik bir gezi düzenlemek listenizin başında olmalı. Pletna kayıklarıyla adaya geçip kilisenin çanını çalmak, dilek dilemek eşsiz bir anı olacak.
  • Müzik ve Sanatın Keyfini Çıkarın: Ljubljana, tam anlamıyla bir sanat ve müzik şehri. Özellikle akşam saatlerinde köprülerde ve meydanlarda rastlayacağınız sokak sanatçılarının performanslarına mutlaka kulak verin. Şehrin bu enerjisi sizi de içine çekecektir.

“Ljubljana Gezi Rehberi: Ejderhaların ve Aşkların Fısıldadığı Yeşil Başkent” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet kategorisinde bulunan yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Son Söz: Ljubljana’nın Kalbi Sizinle Atsın!

Ejderhanın ve köprülerin çok yakıştığı bu güzel şehrin sokaklarında yürürken göreceğiniz yemyeşil doğası, güler yüzlü insanları, Barok ve Art-Nouveau stiliyle ünlü mimarisi, kültür sanat alanındaki etkileyici müze ve etkinlikleriyle başınız dönecek, sokak çalgıcılarının müziği eşliğinde dans eden insanların kahkahaları kalbinizi ısıtacaktır. Slovenya’da sanatçılar büyük destek gördüğü için, her yerde sergilenecek eser ve sanatçı bolluğu beni adeta büyülemişti.

Yolunuz bir gün bu güzel şehre düşerse, uzun yürüyüşler yapıp doğanın ve yeşilin tadını çıkarırken tarihi ve kültürel güzellikleri keşfetmeyi, kafelerinde Turška Kava (Türk kahvesi) yudumlarken, Zavitek (elmalı pasta) yemeyi ihmal etmeyin. Ljubljana gezi rehberimle umarım bu eşsiz şehri siz de benim kadar seversiniz.

Peki, sizin bu şehirle ilgili en merak ettiğiniz şey ne? Yorumlarda benimle paylaşın, belki bir sonraki Slovenya gezimizde sizin ipuçlarınızı da değerlendiririm!

İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

Laos Gezi Rehberi: Bin Filin Ülkesi’nde Unutulmaz Bir Kültürel Keşif

Lizbon Gezi Rehberi: Kaşifler ve Denizciler Kenti

Varna Gezi Rehberi: Nazım’ın Hasretinden Modern Bir Karadeniz Hikayesi

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir