1. Anasayfa
  2. Keşfet

Sevilla Gezi Rehberi: Endülüs’ün Kalbinde Unutulmaz Bir Keşif

Sevilla Gezi Rehberi: Endülüs’ün Kalbinde Unutulmaz Bir Keşif
Sevilla Gezi Rehberi: Endülüs'ün Kalbinde Unutulmaz Bir Keşif
0

Merhaba seyahatsever dostlarım! Ben Ceren Gezgin, yine bambaşka bir diyardan, kalbimi çalan bir şehirden sesleniyorum size. Bugün rotamız, Akdeniz’in sıcaklığını Flamenko’nun tutkulu ruhuyla harmanlayan, her köşesinde ayrı bir coşku barındıran o eşsiz kent: Sevilla!

Şehrin hücrelerine sinen canlılık, renklilik ve heyecan, adeta bir büyü gibi beni de sarmaladı. Sevilla, öyle görmüş geçirmiş bir kent ki; Müslüman İspanya’ya başkentlik yapmış, acılara tanıklık etmiş, dünyayı dönüştüren büyük keşiflerin başlangıç noktası olmuş. Tüm bu sancıların, ihtişamın ve refahın mirası bugün şehrin her bir taşına, her bir sokağına işlemiş durumda.

Bugün Endülüs Özerk Bölgesi’nin başkenti ve İspanya’nın dördüncü büyük şehri olan Sevilla, aynı zamanda Flamenko dünyasının da tartışmasız başkenti sayılıyor. Hazırlanın, çünkü Sevilla’nın daracık sokaklarında kaybolmaya, tarihin ve sanatın izlerini sürmeye çıkıyoruz. Ama baştan belirteyim, Endülüs gezimdeki Flamenko deneyimlerim başka bir yazının konusu olacak, oraya özel bir bölüm ayırdım bile!

Sevilla’nın Büyüleyici Geçmişi ve Sanatsal Ruhuna Bir Bakış

Sevilla’nın Büyüleyici Geçmişi ve Sanatsal Ruhuna Bir Bakış
Sevilla’nın Büyüleyici Geçmişi ve Sanatsal Ruhuna Bir Bakış

Sevilla, sadece coğrafi güzellikleriyle değil, zengin tarihi ve sanatsal mirasıyla da beni kendine hayran bıraktı. Guadalquivir Nehri’nin ikiye böldüğü bu kent, bölgenin hem ekonomik hem de kültürel merkezi konumunda. Sanat dünyası da bu çekiciliğe kayıtsız kalmamış.

Düşünsenize, Prosper Mérimée’nin tutkulu aşkı ve trajik sonunu anlatan “Carmen” romanı, hatta daha çok bildiğimiz Bizet’nin operası, bu şehrin sokaklarında hayat bulmuş. Mozart’ın “Don Giovanni”si, Rossini’nin “Sevilla Berberi” operaları… Hepsi bu kentin ruhundan ilham almış. Beethoven bile “Fidelio” operasına arka fon olarak Sevilla’yı seçmiş! Şehrin sanatsal atmosferi o kadar güçlü ki, adeta tarihin sayfalarından fışkırıyor.

Sevilla, resim sanatında da büyük isimlere ev sahipliği yapmış. 1599 doğumlu Diego Velázquez, doğduğu yerden ayrılarak Kral IV. Philip’in baş ressamı olmuş. Bir de Bartolomé Esteban Murillo var ki, o tam bir Sevilla aşığı. Şehrin bağrına bastığı bu sanatçının heykelleri ve resimleri şehrin birçok yerinde karşıma çıktı. Miguel de Cervantes bile meşhur “Don Kişot” romanının ilk taslağını bu şehirde, ne yazık ki hapishanede olduğu bir dönemde kaleme almış. Yani Sevilla, sanatın her dalına ilham veren, adeta yaşayan bir müze gibi.

Kısa Bir Tarih Yolculuğu: Sevilla Nasıl Sevilla Oldu?

Sevilla’nın hikayesi, aslında Endülüs’ün genel tarihiyle paralel ilerliyor. Roma yönetiminde Hispalis adıyla parlayan kent, 711’de İslam yönetimine geçerek İşbiliye adını almış. Abbasiler, Murabıtlar ve Muvahhidler döneminde altın çağını yaşayan şehir, 12. yüzyılda refah seviyesiyle Avrupa’nın önemli merkezlerinden biri haline gelmiş.

Ancak 1248’de III. Fernando tarafından fethedilmesiyle Müslüman ve Yahudi topluluklar için zorlu günler başlamış. 1492’deki Kovma Fermanı, Yahudilerin Katolikliği kabul etmelerini veya ülkeyi terk etmelerini istemiş. Bu dramatik olaylara rağmen, Yeni Dünya’nın keşfiyle birlikte Sevilla, bir ticaret merkezi haline gelmiş ve dünyanın zenginliklerinin aktığı bir liman olmuş. Kristof Kolomb gibi denizcilerin Yeni Dünya’ya açıldığı ana kapılardan biriymiş burası. 17. yüzyılda denizaşırı ticaretin gerilemesiyle bir duraklama yaşasa da, günümüzde Sevilla, tüm bu geçmişiyle İspanya’nın en önemli şehirlerinden biri olarak parlamaya devam ediyor.

Sevilla’ya Ulaşım ve Konaklama İpuçları

Türkiye’den Sevilla’ya doğrudan gitmenin en pratik yolu, Türk Hava Yolları ile Malaga’ya uçmak. Malaga Havaalanı’ndan Sevilla’ya doğrudan otobüs seferleri var, yaklaşık 19 avroya Plaza De Armas’taki terminale ulaşabilirsiniz. Eğer uçak saatinize uygun değilse, Malaga şehir merkezine gidip oradan otobüs veya trenle de Sevilla’ya geçebilirsiniz. Biletler 19 ila 44 avro arasında değişiyor. Unutmayın, tren veya otobüs istasyonundan şehir merkezine taksi yaklaşık 10 avro tutuyor.

Sevilla, oldukça yayılmış bir şehir olsa da, gezeceğiniz birçok yer birbirine yakın. Ben genelde yürümeyi tercih ettim ama daha uzak mesafeler için toplu taşıma oldukça kullanışlı. Otobüsler şehrin ana duraklarından geçiyor; C3, C4 tarihi merkezin çevresinden, C5 ise içinden geçiyor. Her biniş 1.40 avro ama Tarjeta Multiviaje kartı almak çok daha ekonomik. Tramvay da şehir merkezinde kısa mesafeler için iyi bir seçenek. Ayrıca Torre del Oro’dan kalkan nehir turları da Guadalquivir Nehri’nin kıyılarından şehri farklı bir açıdan keşfetmek için harika!

Konaklama için ben tarihi merkezle şehrin canlı gündelik hayatı arasında, Plaza de la Encarnación’daki Hotel Abril’i tercih ettim. Fiyat-fayda dengesi iyi, kahvaltısı lezzetli ve personeli güleryüzlüydü. Merkezi konumu sayesinde birçok yere yürüyerek ulaşabildim. Konaklama tercihinizi merkezi ve ana atraksiyonlara yakın bölgelerden yana yapmanız, Sevilla gezisi deneyiminizi çok daha keyifli hale getirecektir.

Ceren’den Gezi İpuçları: Sevilla’da Hayatını Kolaylaştır!

  • Online Biletler Hayat Kurtarır: Real Alcazar ve Sevilla Katedrali gibi popüler yerlere giriş için uzun kuyruklar beklememek adına biletlerinizi mutlaka önceden internetten alın. Özellikle yoğun sezonlarda bu size çok zaman kazandıracaktır.
  • Yürüyüş Ayakkabılarınızı Unutmayın: Sevilla’nın daracık, Arnavut kaldırımlı sokakları ve geniş parkları keşfetmek için rahat bir yürüyüş ayakkabısı olmazsa olmaz. Çokça yürüyeceksiniz!
  • Yerel Lezzetlere Açık Olun: Flamenkonun yanı sıra tapas kültürü de burada çok gelişmiş. Akşamları farklı tapas barlarına uğrayıp yerel lezzetleri deneyin. Özellikle yerel tapas mekanlarını keşfetmek, şehrin ruhunu hissetmenin en iyi yollarından.
  • Sıcaklara Dikkat: Yaz aylarında Sevilla oldukça sıcak olabilir. Güneş kremi, şapka ve bol su tüketmeyi ihmal etmeyin. Sabah erken saatlerde veya gün batımına yakın gezmeye özen gösterin.

Sevilla’nın Mücevheri: Santa Cruz ve Gizemli Köşeleri

Şimdi gelelim Sevilla’nın kalbine, eski Yahudi yerleşim yeri olan Santa Cruz bölgesine! Bembeyaz evleri, begonvillerle süslü daracık sokakları ve sürprizli avlularıyla burası, zamanınızın çoğunu geçirmek isteyeceğiniz, fotoğraf makinenizi bir an olsun elinizden düşürmeyeceğiniz bir yer. Mahallenin sokaklarında kaybolmak, kafelerinde oturup Portakal Ağaçları Avlusu’nun kokusunu içime çekmek bile başlı başına bir zevkti.

Eskiden sinagogların bulunduğu, daha sonra kiliselere dönüştürülen bu bölgede, tarihin her döneminden izler bulmak mümkün. Bugün turistik eşya dükkanları, şirin barlar ve kafelerle dolu Santa Cruz, capcanlı bir atmosfere sahip. Özellikle Plaza de Santa Cruz, Plaza de los Venerables ve Plaza de Doña Elvira gibi meydanlarda zaman geçirmek, kendinizi adeta bir film karesinde hissettirecek.

Katedral ve Giralda: Gökyüzüne Uzanan Gotik Bir Şiir

Santa Cruz’un kalbinde, Sevilla’nın en görkemli yapılarından biri olan La Santa Iglesia Catedral de Sevilla ve onun ikonik çan kulesi La Giralda yükseliyor. 11.520 metrekarelik alanıyla dünyanın en büyük Gotik katedrali ve Hristiyan dünyasının üçüncü büyük kilisesi olarak kabul edilen bu yapı, beni adeta büyüledi.

Caminin yerine inşa edilen katedralin görkemli iç mekanında 15-16. yüzyıla ait sayısız sanat eseri, şapeller, vitraylar ve heykeller bulunuyor. Özellikle 18 metre yüksekliğindeki ana sunak ve onu çevreleyen altın işlemeli dini tasvirler göz kamaştırıcı. Ve tabii ki, Yeni Dünya kaşifi Kristof Kolomb’un son yolculuğuna çıktığı mezarını da burada görmek, tarihle iç içe bir an yaşattı bana.

Katedralin çıkışında yer alan La Giralda ise bir zamanlar caminin minaresiymiş. 1198’de yapılan bu minare, daha sonra Hristiyanlık sembolleriyle süslenerek bir çan kulesine dönüştürülmüş ve yüksekliği 93 metreye ulaşmış. Kulenin tepesine yerleştirilen dev kadın silüetli rüzgar gülü, kaderin zaferini temsil ediyormuş. 34 rampalı kuleye tırmandığınızda, Sevilla’nın panoramik manzarasının tüm yorgunluğunuzu alıp götüreceğine emin olabilirsiniz. Katedralin portakal ağaçlarıyla dolu avlusu Patio de los Naranjos ise eski caminin ruhunu hala taşıyor.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan bu muhteşem yapıyı gezmek için 9 avro ödemeniz gerekiyor. Biletlerinizi resmi web sitesinden alarak sıra beklemekten kurtulabilirsiniz.

Real Alcazar: Endülüs’ün Gizli Cennet Bahçeleri

Sevilla Katedrali’nin hemen yanında yer alan ve neredeyse bin yıllık bir geçmişe sahip olan Real Alcazar, beni adeta bir labirentin içine çekti. El Hamra’da gördüğüm o muhteşem taş işçiliği ve Mudejar sanatının en güzel örnekleri burada da beni büyüledi.

1356’da I. Pedro’nun emriyle inşa edilen bu kraliyet malikanesi, Mudejar ve Gotik tarzları ustaca birleştirmiş. Sarayın her bir odası, avlusu ve bahçesi, hüküm süren kralların ve kraliçelerin izlerini taşıyor. Özellikle Palacio Don Pedro el Cruel’in cephesindeki Arapça ve Gotik yazıların harmanı, Patio de las Doncellas’ın seramik döşemeleri ve Patio de las Muñecas’ın minik suratlı kemerleri adeta bir sanat şöleni sunuyor.

Casa de la Contratación ise, Kraliçe I. Isabel’in Yeni Dünya kaşiflerini sefere uğurladığı odaymış. Kim bilir, belki de Kolomb’un son talimatlarını burada dinlemiştir. Sarayın muhteşem bahçeleri ise ayrı bir dünya. Jardin de Troya, Jardin del Príncipe gibi bölmeler, havuzlar, teraslar ve narenciye ağaçlarıyla dolu yemyeşil alanlar, sıcak Sevilla günlerinde bir vaha gibi. Alcazar, 1987’den beri UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alıyor ve kesinlikle bir Endülüs turu’nun olmazsa olmazlarından.

Giriş ücreti 9.50 avro. Pazartesi günleri Ekim-Mart arası 16.00-17.00, Nisan-Eylül arası 18.00-19.00 saatlerinde ücretsiz ziyaret edilebiliyor, ancak bu kısa sürede ne kadar gezebileceğiniz size kalmış. Kuyruklardan kaçınmak için biletinizi online almanız şart!

Archivo de Indias: Yeni Dünya’nın Belgeleriyle Dolu Bir Hazine

Sevilla Katedrali’nin hemen yanında yer alan Batı Hint Adaları Arşivi (Archivo de Indias), Yeni Dünya keşiflerinin ve kolonileşme sürecinin Sevilla için ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Juan de Herrera tarafından 1584-1598 yılları arasında inşa edilen bu eski Ticaret Lonjası binası, tam bir tarih hazinesi.

86 milyon sayfa el yazması, 800 harita ve çizim ile Kolomb, Cortés ve Cervantes gibi önemli isimlerin mektuplarını barındıran bu arşiv, İspanyol İmparatorluğu’nun sömürgeci güce dönüşümünü en yakından izleyebileceğiniz yerlerden biri. Giriş ücretsiz olması da cabası! Salı-cumartesi 09.30-16.45, pazar 10.00-14.00 arası ziyaret edilebilir.

Plaza de España ve Maria Luisa Parkı: Bir Film Setinden Fırlamış Gibi

Santa Cruz’un hemen güneyinde başlayan Plaza de España bölgesi, adeta Sevilla’nın sayfiye alanı. Geniş parkları, bahçeleri, havuzları ve fıskiyeleriyle burası, şehrin yeşil kalbi. 1929 Ibero-American Fuarı için inşa edilen bu görkemli yarı dairesel bina, İspanyol Rönesans ve Mudejar mimarisinin Art Deco ile harmanlandığı eşsiz bir başyapıt.

Bina o kadar etkileyici ki, “Yıldız Savaşları II” ve “Diktatör” gibi filmlerin set olarak kullanılmasına şaşırmamak gerek. Binanın kenar duvarlarındaki seramik panolarda İspanya’nın farklı şehirlerinin amblemlerini görmek çok keyifliydi. Bugün hükümet binası olarak kullanılan yapının bir kısmını Museo Militar’ı ziyaret ederek gezebilirsiniz.

Binanın önündeki Maria Luisa Parkı ise başlı başına bir güzellik abidesi. Palmiyeler, narenciye ağaçları, köprüler ve göletlerle süslü bu parkta faytonlarla gezintiye çıkmak, size masalsı anlar yaşatacak. Parkın içinde yer alan Museo Arqueológico de Sevilla ve Museo Artes Y Costumbres Populares de Endülüs’ün zengin kültürel mirasını gözler önüne seriyor. Özellikle Arkeoloji Müzesi’ndeki “El Carambolo Hazinesi”ni ve Roma dönemi mozaiklerini görmeden geçmeyin.

Guadalquivir Kıyısında Bir Rüya: El Arenal ve Ötesi

Guadalquivir Nehri boyunca uzanan El Arenal bölgesi, bir zamanlar cephaneliklerin ve tersanelerin bulunduğu, ticaretin kalbinin attığı bir yermiş. Şimdi ise Sevilla’nın modern yüzünü ve hareketli yaşamını deneyimleyebileceğiniz dinamik bir alan.

Torre del Oro: Nehrin Altın Kulesi

El Arenal’ın en dikkat çekici simgelerinden biri, Guadalquivir Nehri kıyısında yükselen Torre del Oro (Altın Kule). Mağribi döneminden kalma bu on iki kenarlı yapı, adını ya dış cephesinin altınla kaplı olmasından ya da Yeni Dünya’dan gelen altın ve gümüşlerin burada depolanmasından almış.

1221’de askeri gözetleme kulesi olarak yapılan bu yapı, bugün Museo Marítimo’ya ev sahipliği yapıyor. Denizcilikle ilgili belgeler, haritalar ve gemi maketleri ilginizi çekecek. Kulenin en güzel yanı ise terasından izleyebileceğiniz o büyüleyici Sevilla manzarası. Hem gezi turlarının hem de nehir gezilerinin başlangıç noktası olması da cabası! Giriş 3 avro, pazartesileri ise ücretsiz.

Alameda de Hércules: Sevilla’nın Bohem Ruhu

Şehrin daha kuzeyine doğru ilerlediğimizde, bohem ve marjinal ruhuyla beni kendine çeken Alameda de Hércules’e varıyoruz. Bir zamanlar bataklık olan, sonra Roma sütunlarıyla yeniden şekillenen bu meydan, uzun inişli çıkışlı bir tarihe sahip. Bugün ise Sevilla’nın gece hayatının, barların ve eğlencenin kalbinin attığı yer burası.

Heavy metalden Flamenko’ya, tapas barlardan şık lokantalara, Arap çay evlerinden gay mekanlara kadar her şeyi bulabileceğiniz bu semt, özgür ve farklı bir Sevilla deneyimi sunuyor. Ben burada kendimi bir kafede buldum ve ne içeceğimi anlatmaya çalışırken komik bir an yaşadım. Sonunda “ne verirsen içeyim” dediğimde ortaya çıkan Campari, votka, şarap karışımı şey beni bayağı neşelendirmişti! Burası, şehrin farklı katmanlarını deneyimlemek isteyenler için harika bir durak.

“Sevilla Gezi Rehberi: Endülüs’ün Kalbinde Unutulmaz Bir Keşif” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet kategorimizde bulunan yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Triana: Flamenkonun Doğduğu Nehir Kıyısı

Guadalquivir Nehri’nin karşı kıyısı, Triana… Uzun yıllar merkezden uzak tutulmuş, çingenelerin, seramik ustalarının, matadorların ve denizcilerin yaşadığı, kendi başına bir ada gibi bölge. Buranın insanları kendilerini “Trianalı” olarak görüyor, adeta bizim İzmir-Karşıyaka rekabeti gibi bir durum!

Triana, Flamenko’nun kalbinin attığı yerlerden biri. Sokak aralarında dolaşırken, evlerin kapılarında Flamenko sanatçılarının isimlerinin yazılı olduğu plaketleri görmek, buranın ne kadar otantik bir Flamenko merkezi olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda seramik ve çini işçiliğinde de oldukça önemli bir merkezmiş burası.

Isabel II Köprüsü’nden geçerek ulaşacağınız Altozano Meydanı’nda, ünlü matador Juan Belmonte’nin heykeli sizi karşılıyor. Meydanın karşısında ise Castillo de San Jorge’nin kulesi ve hemen yanında taptaze ürünlerle dolu hareketli bir yiyecek pazarı var. Triana, gerçek Sevilla ruhunu ve Endülüs kültürünü deneyimlemek için mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir yer.

Sevilla, her köşesi tarih, sanat ve tutku dolu bir şehir. Her adımda farklı bir hikayeyle karşılaşıyor, her durakta yeni bir keşfe çıkıyorsunuz. Benim için Endülüs’ün bu parlayan yıldızı, hafızama kazınan eşsiz anılarla dolu bir serüven oldu.

Umarım bu Sevilla gezi rehberi, sizin de kalbinizde bir kıvılcım yakmış ve bu muhteşem şehri keşfetme isteği uyandırmıştır. Haydi, valizlerinizi hazırlayın ve Sevilla’nın büyülü atmosferine kendinizi bırakın!

Siz de Sevilla’yı ziyaret ettiniz mi? En çok hangi bölgesi sizi etkiledi? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın!

İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

Marsilya Gezi Rehberi: Fransa’nın Baharatlı Kalbi, Akdeniz’in Macerası

Patagonya Gemi Turu Macerası: Dünyanın Sonuna Yolculuk Rehberi

Avignon Gezi Rehberi: Orta Çağ’ın Büyülü Labirentinde Bir Papalık Macerası

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir