1. Anasayfa
  2. Keşfet

Valensiya Gezi Rehberi: Akdeniz’in Kalbine Bir Yolculuk

Valensiya Gezi Rehberi: Akdeniz’in Kalbine Bir Yolculuk
Valensiya Gezi Rehberi: Akdeniz'in Kalbine Bir Yolculuk
0

Merhaba sevgili gezginler! Ben Ceren Gezgin ve bu seferki durağımız, İspanya’nın Akdeniz incisi Valensiya! Hani derler ya, ‘tam bir Akdeniz kafası’… İşte Valensiya tam da bu tanımın karşılığı. Denizi şehrin biraz uzağında dursa da, sokaklarına sinen o sıcaklık, yaşam temposu ve gelenekleriyle ruhu Akdeniz’den fışkıran bir şehir burası. Benim için beş günlük bir rüya gibiydi ve inanın, her anına değdi. Özellikle de meşhur Fallas Festivali’ne denk gelmiş olmam, bu Valensiya deneyimini bambaşka bir boyuta taşıdı. Hazır mısınız Valensiya’nın büyüsüne kapılmaya?

Valensiya’nın Kalbine Yolculuk: Ciutat Vella ve Tarihi Dokunuşlar

Valensiya'nın Kalbine Yolculuk: Ciutat Vella ve Tarihi Dokunuşlar
Valensiya’nın Kalbine Yolculuk: Ciutat Vella ve Tarihi Dokunuşlar

Zaman Tünelinde Bir Gezinti: Valensiya’nın Kökenleri

Valensiya ile tanışırken, tıpkı Paul Whiteman’ın o meşhur Valencia şarkısını dinler gibi, şehrin derin tarihine kısa bir dalış yapalım. Valensiya’nın adı, Romalılardan geliyor: MÖ 138’de kurulan ‘Valentia’, hem kale hem de hayırlı alamet anlamı taşıyor. Daha sonra Vizigot akınları ve İslam fethiyle ismi ‘Balensiya’ya dönüşmüş. Meşhur El Cid’in kısa süreli fethinden sonra, Kral I. Jaime tarafından 1238’de tekrar Hristiyan egemenliğine geçen şehir, Valensiya Krallığı’nın başkenti olmuş. 15. yüzyıl, Alphonse Magnanimous döneminde Valensiya’nın altın çağına işaret ederken, 1957’deki Turia Nehri felaketi, şehrin bugünkü modern çehresinin temellerini atmış. Tüm bu katmanlı tarih, bugün Valensiya sokaklarında nefes alırken bana her an eşlik etti.

Valensiya’ya Ulaşım ve Şehir İçi Keşifler Nasıl Olmalı?

Valensiya, çoğu yerini yürüyerek keşfedebileceğiniz kompakt bir şehir. Ancak modern yüzünü, sahillerini veya Bilim ve Sanat Şehri’ni görmek isterseniz, toplu taşıma kaçınılmaz oluyor. Havaalanından şehre ulaşım ise oldukça pratik ve uygun fiyatlı.

  • Havaalanı – Şehir Merkezi: Metro, en hızlı seçenek. 3 veya 5 numaralı hatlarla yaklaşık 20 dakikada merkezdeki Xativa veya Colon duraklarına ulaşabilirsiniz. Kart ücreti ek olsa da dönüşte kullanmak üzere saklamayı unutmayın. Alternatif olarak 150 numaralı otobüs de uygun fiyatlı bir seçenek.
  • Şehir İçi Ulaşım: Valensiya Kart, toplu taşımayı yoğun kullanacaklar ve müze girişlerinde indirim isteyenler için avantajlı. Benim tercihim, geniş bir alanı rahatça gezmek adına gezi otobüsleri oldu.

Ceren’den Gezi İpuçları:

  1. Manzaralı İniş: Türkiye’den Valensiya’ya gelirken, mümkünse uçağın sağ tarafında pencere kenarı bir yer ayarlayın. Şehre yaklaşırken Valensiya’yı kuş bakışı görmek muhteşem bir ilk selamlaşma!
  2. Metro Kartını Saklayın: Havaalanından aldığınız metro kartı depozitolu olduğu için, dönüşte de kullanmak üzere elinizde tutmanız euro cebinizde kalır.
  3. Şehir Merkezini Yürüyerek Keşfedin: Ciutat Vella bölgesi o kadar iç içe ki, en keyifli keşif yöntemi yürümek. Böylece ara sokaklardaki sürprizleri de yakalayabilirsiniz.

Plaza del Ayuntamiento: Valensiya’nın Nabzı

Valensiya’nın en canlı meydanlarından biri olan Plaza del Ayuntamiento, şehrin adeta kalbi konumunda. Burası bir zamanlar bir manastır bahçesiymiş, şimdilerde ise görkemli binalar, havuzlar ve çiçekçilerle çevrili, her an hareketli bir buluşma noktası. Özellikle Belediye Binası’nın eklektik ama bir o kadar da etkileyici mimarisi hemen dikkatimi çekti. Benim gittiğim dönemde, Fallas Festivali nedeniyle kapalı olsa da, festivalin günlük havai fişek gösterisi ‘mascletà’yı izlemek için mükemmel bir konumdaydı. Meydan çevresi, restoranlar, oteller ve Valensiya futbol takımının mağazası gibi çeşitli mekanlarla dolu, tam bir şehir merkezi atmosferi sunuyor.

Valensiya Katedrali ve Miquelete Kulesi: Gotik ve Barok Rüyası

Plaza del Ayuntamiento’dan kısa bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz Plaza de la Reina, Valensiya’nın en turistik ve canlı bölgelerinden. Tam da burada, iki ana meydana (Plaza de la Reina ve Plaza de la Virgen) hâkim bir konumda Valensiya’nın simgesi, etkileyici Katedral yükseliyor. 1262’den 17. yüzyıla kadar süren yapımı boyunca gotik, Rönesans, barok ve neo-klasik gibi birçok mimari esintiyi içinde barındıran bu yapı, tam bir mozaik. Özellikle kapılarındaki detaylar bu eklektik tarzı net bir şekilde gözler önüne seriyor: Barok Puerta de los Hierros, gotik Puerta de los Apostoles ve en eski kapısı olan romanesk Puerta del Palau.

Katedral’in içindeki Santo Caliz Şapeli, Hz. İsa’nın Son Akşam Yemeği’ndeki Kutsal Kase’yi barındırdığı rivayetiyle merak uyandırıyor. Ben Kase’yi kendi gözlerimle görmek için şapele girdim, alabaster muhafaza içindeki varlığı gerçekten de insanı mistik bir havaya sokuyor. 50 metreyi aşan Miquelete Çan Kulesi‘ne tırmanmak ise Valensiya manzarasını ayaklarınızın altına seriyor, o 207 basamağa değdiğini söylemeliyim! Ayrıca, her perşembe Havariler Kapısı önünde kurulan, 10. yüzyıldan kalma ‘Su Mahkemesi’ geleneği de şehrin tarihine ve toplumsal yapısına dair ilginç bir detay. Valensiya Katedrali, giriş ücretli olsa da, bu zenginliği görmek için kesinlikle ayırmanız gereken bir zaman dilimi.

Katedral’in hemen yanında yer alan Basilica Virgen de los Desamparados ise şehrin koruyucu azizesine adanmış, 17. yüzyılın ilk barok yapılarından. Oval kubbesi ve barok şapelleriyle büyüleyici bir atmosfer sunuyor.

Ciutat Vella’nın Gizli Kalmış Mücevherleri ve Kültürel Keşifler

Valensiya’nın tarihi merkezi Ciutat Vella, sadece katedrallerden ibaret değil. Burada beni en çok etkileyen ve şehrin ruhunu hissettiğim başka noktalar da oldu:

  • Centre Arqueologic de L’Almonia: Şehrin göbeğinde, yerin altında bir zaman tüneli! Valensiya’nın Romalılar’dan Vizigotlar’a ve Müslümanlar’a uzanan ilk kuruluş izlerini burada, cam bir zeminin altından görmek inanılmaz bir deneyim. Burası Valensiya’nın katmanlı tarihini anlamak için eşsiz bir yer.
  • Museo Nacional de Ceramica Gonzales Marti: Cephesindeki abartılı rokoko süslemeleriyle her geçişinizde sizi kendine hayran bırakacak bir saray. İçindeki seramik koleksiyonları kadar, 18. yüzyıl yaşamını gözler önüne seren orijinal eşyaları ve arabalarıyla da Valensiya’nın ihtişamlı geçmişine ışık tutuyor.
  • Lonja de la Seda (İpek Borsası): UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu gotik yapı, Valensiya’nın Orta Çağ’daki ipek ticaretindeki gücünü gösteren muazzam bir anıt. Özellikle ‘Sütunlu Salon’un gemi halatı gibi uzanan sütunları ve portakal ağaçlarıyla süslü avlusu (Patio de los Naranjos) beni çok etkiledi. Gerçekten iyi korunmuş bir başyapıt!
  • Mercado Central: Lonja de la Seda’nın tam karşısında yükselen, Art Nouveau tarzındaki bu devasa pazar yeri, adeta bir lezzet şöleni. Peynirden kurutulmuş ahtapota, taze meyvelerden yerel ürünlere kadar her şeyi bulabileceğiniz bu kalabalık ve rengarenk pazar, Valensiya’nın günlük yaşamının kalbinde atıyor. Pazar günleri önünde kurulan bit pazarı da ayrı bir keşif alanı sunuyor.
  • Estacion del Norte ve Plaza de Toros: Şehrin tarihi merkezinin ucunda yer alan Art Nouveau tren istasyonu Estacion del Norte, mozaikleri ve dış cephesindeki portakal motifleriyle mimari bir harika. Hemen yanındaki Roma mimarisinden esinlenilmiş Boğa Güreşi Arenası (Plaza de Toros) ise İspanya’nın en büyüklerinden biri.
  • Torres de Serrano ve Torres de Quart: Valensiya’nın geçmişteki savunma sisteminden kalan bu iki görkemli gotik kule, şehrin giriş kapıları niteliğindeydi. Torres de Serrano’ya tırmandığınızda, Turia Nehri yatağının yeşil manzarası karşısında nefesim kesildi. Ayrıca Fallas Festivali’nin başlangıcının bu kulelerden duyurulması da onlara ayrı bir anlam katıyor. Torres de Quart’ın dış cephesindeki Fransız kuşatmasının kurşun izleri ise tarihin canlı tanığı gibi.

Sanat Rotası: Valensiya Müzeleri ve Kiliseleri

Valensiya, tarih ve sanatı iç içe yaşamış bir şehir olarak, bu zenginliğini müzeleri ve kiliseleriyle cömertçe sergiliyor:

  • Iglesia San Nicolas (Valensiya’nın Sistine Şapeli): Katedral ve Basilica Virgen de los Desamparados’tan sonra Valensiya’da mutlaka görmeniz gereken bir kilise varsa, o kesinlikle burası! Tavanını kaplayan 2000 m2’lik muhteşem freskoları, dini hikayeler ve azizlerin öyküleriyle göz kamaştırıyor. Demre Piskoposu Aziz Nicholas’la coğrafi bir bağ kurmak da beni ayrıca mutlu etti.
  • Instituto Valenciano de Arte Moderno (IVAM): Modern sanat tutkunları için Valensiya’nın olmazsa olmazı! Julio Gonzales’in eserlerinin yanı sıra, sergilenenler arasında Gülsün Karamustafa’nın çarpıcı çalışmalarına rastlamak benim için büyük bir sürpriz oldu. Müzenin çevresindeki duvarları süsleyen etkileyici grafitiler ise adeta açık hava galerisi gibi.
  • Museu de Prehistorica y de las Culturas de Valencia: IVAM’ın hemen yanı başında yer alan bu müze, paleolitikten vizigotlara uzanan geniş bir tarih yelpazesini ve Valensiya’nın etnografik zenginliğini sunuyor. Şehrin kökenleri ve kültürü hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenler için harika bir durak.

“Valensiya Gezi Rehberi: Akdeniz’in Kalbine Bir Yolculuk” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet kategorimize göz atabilirsiniz.

Modern Valensiya: Bilim, Sanat, Doğa ve Akdeniz’in Ritmi

Turia Nehri Yatağı: Bir Felaketten Doğan Cennet

Valensiya’nın en etkileyici dönüşüm hikayesi, 1957’deki sel felaketinden sonra yaşanmış. Turia Nehri’nin yatağının değiştirilmesiyle oluşan eski yatak, bugün şehrin kalbinde uzanan yemyeşil bir vaha, Jardines del Turia‘ya dönüşmüş! Bu muazzam park, koşu yollarından bisiklet parkurlarına, dinlenme alanlarından tematik bahçelere kadar birçok aktiviteye ev sahipliği yapıyor. Valensiya’nın modern yüzünü ve doğayla iç içe yaşamını burada net bir şekilde hissedebiliyorsunuz.

Geleceğe Bir Bakış: Bilim ve Sanat Şehri (Ciutat de les Arts i les Ciències)

Turia Nehri’nin güney ucunda, beni en çok büyüleyen noktalardan biri, Santiago Calatrava’nın dehasıyla inşa edilmiş Bilim ve Sanat Şehri oldu. Fütüristik tasarımlarıyla göz kamaştıran bu kompleks, Valensiya’nın modern vizyonunu temsil ediyor:

  • El Palau de les Arts Reina Sofia (Opera Binası): Roma askeri miğferine veya dev bir balığa benzeyen tasarımıyla beni çok etkiledi. İçindeki dört konser salonu ve yeşil kulisleriyle mimariye meraklı herkesin görmesi gereken bir yapı. Rehberli turlarla içini gezmenizi şiddetle tavsiye ederim.
  • Hemisferic: Göz kırpmasını andıran bu yapı, planetaryum, lazer gösteri yeri ve dev ekranlı Imax sinema salonunu barındırıyor. Üç boyutlu maceralara atılmak için ideal.
  • El Museu de les Ciencies Principe Felipe (Bilim Müzesi): Çocukların dokunarak, keşfederek öğrendiği interaktif bir müze. Kromozomlardan dinozorlara kadar bilimin her alanını eğlenceli hale getiriyor.
  • L’Oceanografic: Avrupa’nın en büyük akvaryumu! Dünya denizlerinden 500 farklı türden 45.000 deniz canlısını barındırıyor. Kızıldeniz’den Antarktika’ya uzanan bir su altı yolculuğu sunuyor.

Ceren’den Gezi İpuçları:

  1. Bilim ve Sanat Şehri İçin Tam Gün Ayırın: Bu kompleksi hakkıyla gezmek için en az bir tam gün ayırmanız şart. Her bir yapı ayrı bir keşif alanı sunuyor.
  2. Oceanogràfic Biletini Önceden Alın: Avrupa’nın en büyük akvaryumu olduğu için bilet kuyrukları uzun olabilir. Zaman kazanmak adına online olarak önceden bilet almayı düşünebilirsiniz.
  3. Turia Bahçeleri’nde Bisiklet Kiralayın: Turia Nehri yatağındaki parkı baştan sona gezmek ve Valensiya’nın doğal güzelliklerini keşfetmek için bisiklet kiralamak harika bir seçenek. Hem keyifli hem de pratik!

Valensiya Plajları ve Akdeniz’in Maviliği

Valensiya bir Akdeniz şehri dedik ama denize ulaşım için şehir merkezinden biraz uzaklaşmanız gerekiyor. Ancak buraya ulaştığınızda karşılaşacağınız plajlar, bu yolculuğa kesinlikle değiyor! Özellikle 2007’deki Amerika Kupası’ndan sonra liman bölgesi ve plajlar büyük bir dönüşüm geçirdi. Limanın kuzeyinde Las Arenas (en canlı ve turistik), Malvarrosa (yerel halkın favorisi) ve Patacona plajları sıralanıyor. Geniş kum alanları ve canlı atmosferleriyle Akdeniz’in tadını çıkarmak için harika seçenekler sunuyorlar. Benim favorim, yerel kültürü daha çok hissettiğim Malvarrosa oldu.

Valensiya’nın Paella Sırrı: Albufera Gölü

Valensiya’nın güneyinde, şehre 10 km uzaklıkta bulunan Albufera Gölü Milli Parkı, doğal güzelliği ve ekolojik önemiyle Valensiya gezinize farklı bir boyut katıyor. Arapça ‘küçük deniz’ anlamına gelen isminden de anlaşılacağı üzere, bu sığ göl ve çevresindeki sulak alanlar, 250’den fazla kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Ancak Albufera’yı benim için daha da özel kılan, İspanya’nın meşhur paellasının pirincinin büyük bir kısmının burada yetiştiriliyor olması. Göl kenarındaki ‘barraca’ adı verilen geleneksel evler ve gölde yapacağınız tekne turlarıyla Valensiya’nın yerel yaşamına ve doğasına tanıklık edebilirsiniz. Paella’nın gerçek lezzetini arayanlar için burası kesinlikle bir hac noktası!

Valensiya, tarihi dokusuyla büyüleyen, modern yüzüyle şaşırtan, Akdeniz’in sıcaklığını her köşesinde hissettiren bir şehir. Benim için unutulmaz anılarla dolu bir serüvendi ve eminim sizin için de öyle olacak. Şimdi sıra sizde! Valensiya’nın hangi köşesi sizi en çok heyecanlandırdı? Ya da daha önce bu güzel şehri ziyaret ettiyseniz, sizin favori anınız neydi? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın. Hadi, Valensiya sizi bekliyor!

İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

Lizbon Gezi Rehberi: Okyanusun Akdeniz Ruhlu Başkentiyle Tanışın!

Cabo da Roca Gezi Rehberi: Avrupa Kıtası’nın Bittiği Yerdeki Büyülü Gün Batımı

Valensiya’nın Nabzı Festivallerle Atıyor: Fallas ve Corpus Christi Maceram!

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir