1. Anasayfa
  2. Keşfet

Zagreb Gezi Rehberi: Hırvatistan’ın Gizemli Başkentiyle Unutulmaz Bir Noel Macerası!

Zagreb Gezi Rehberi: Hırvatistan’ın Gizemli Başkentiyle Unutulmaz Bir Noel Macerası!
Zagreb Gezi Rehberi: Hırvatistan’ın Gizemli Başkentiyle Unutulmaz Bir Noel Macerası!
0

Merhaba sevgili gezgin dostlarım! Ben Ceren Gezgin. Bu kez rotamızı, Hırvatistan’ın büyüleyici başkenti Zagreb‘e çevirdim. Genellikle sahil şehirleriyle anılan Hırvatistan’ın bu kuzeydeki incisi, size bambaşka bir dünya sunuyor. Özellikle kış aylarında, Noel ruhuyla sarmalanmış bu şehri ziyaret etmek, adeta bir masalın içine adım atmak gibiydi.

Zagreb, Medvednica Dağı’nın eteklerinde yer alan, dört mevsimi de dolu dolu yaşayan yemyeşil bir şehir. İlk yerleşimlerin 1. yüzyıla kadar uzandığı bu kadim şehir, 1094’te Zagreb adıyla anılmaya başlamış. Tarihi boyunca Moğol işgalinden I. Dünya Savaşı’nın yıkımına kadar pek çok badire atlatsa da, her seferinde küllerinden yeniden doğarak bugünkü planlı ve estetik yapısına kavuşmuş. Osmanlı, Nazi ve Komünist Yugoslavya etkilerini sokaklarında hissettiren bu şehir, her köşesinde bir hikaye fısıldıyor.

İnanır mısınız, kravat ve dolmakalem gibi günlük hayatımızın vazgeçilmezleri, ilk kez Hırvatlar tarafından icat edilmiş! Ben de bu bilgiyi öğrenince çok şaşırdım, özellikle kravatın Fransızlara değil, 17. yüzyıldaki Otuz Yıl Savaşları sırasında Hırvat askerleri aracılığıyla Avrupa’ya yayıldığını duymak ilginç bir detaydı. Mürekkep doldurulan ilk dolmakalem ise 20. yüzyılın başlarında Zagrebli Slavoljub Penkala tarafından hayatımıza girmiş. Gördünüz mü, dünya ne kadar çok şey borçlu bu küçük ama köklü millete?

Zagreb’e Ulaşım: Kış Masalına İlk Adımım

Zagreb'e Ulaşım: Kış Masalına İlk Adımım

Zagreb'e Ulaşım: Kış Masalına İlk Adımım
Zagreb’e Ulaşım: Kış Masalına İlk Adımım

Zagreb‘in adı kulağıma çalındığından beri aklımdaydı, ancak bahar yerine kış rotasına çevirdim planlarımı. Aralık ayında, Ljubljana dönüşlü inanılmaz uygun bir bilet bulunca, iki şehri de Noel pazarları ışığında görme fırsatını kaçıramazdım!

Akşam 21:00 sularında, hafif bir rötarla Zagreb‘e ayak bastığımda, beni buz gibi bir hava ve hafifçe karla kaplı bir meydan karşıladı. Havaalanından merkeze ulaşım oldukça kolay. Croatia Airlines otobüsleriyle (30 Kuna ödedim) otogara kadar yaklaşık bir saatlik karlı bir yolculuk yaptım. Otogardan ise Ban Jelacic Meydanı‘na giden tramvaylar ile kısa sürede ulaştım.

Cumartesi akşamıydı ve Zagreb adeta bir insan seliydi! Noel coşkusu sokaklara taşmıştı. Meydanı buldum ama hosteli bulmakta zorlandım, hatta adres sorduğum bir polis memuru bile kalabalığın ve atmosferin etkisiyle yardımcı olamadı. Neyse ki bir taksi yardımıyla kalacağım yere ulaşabildim. Hostelde de eğlence tüm hızıyla devam ediyordu, Zagreb‘in enerjisi gerçekten bambaşka!

Zagreb’de Keşfedilecek Her Köşe: Bir Masal Şehrinin İzinde

İlk sabah, erken saatlerde Zagreb‘i keşfetmek için yola çıktım. Akşamki kalabalık dağılmış, şehir tüm ihtişamını ve güzelliğini gözler önüne sermişti. İlk durağım tabii ki şehrin kalbiydi.

Yukarı Şehir’in Kalbi: Ban Jelacic Meydanı ve Civarı

Hostelime çok yakın olan Ban Jelacic Meydanı‘na doğru yürürken, şehrin en önemli caddesi Ilica Caddesi‘ne ulaştım. Burası Zagreb‘in en uzun üçüncü caddesi olmasının yanı sıra, ev fiyatlarının da en yüksek olduğu yerlerdenmiş. Mağazalar, kafeler, restoranlar… Her şey burada! Noel ışıklarıyla süslenmiş Ilica, gerçeküstü bir güzelliğe bürünmüştü.

Sabah olmasına rağmen Trg Bana Josipa Jelacica Meydanı oldukça canlıydı. Zagreb‘in ana meydanı olan bu geniş alan, 17. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe sahip. Noel nedeniyle kurulan gösteri platformu, rengarenk hediyelik eşya ve yiyecek-içecek stantları meydanı şenlendiriyordu.

Meydanın ortasında, at üzerindeki heybetli Ban Josip Jelacic Heykeli yükseliyor. Bu ulusal kahraman, Hapsburg yönetimi altında görünürde çalışırken aslında Hırvatistan’ın bağımsızlığı için gizlice mücadele etmiş. Heykelin yönü yıllarca tartışmalara neden olsa da, şimdi güneye bakarak geçmişin izlerini taşıyor. Manduševac Çeşmesi ise süslemeleriyle göz alıcıydı. Dileklerin gerçekleştiği veya suyundan içenin Zagreb‘i unutup geri döneceğine inanılan bu çeşme, hem bir efsaneye hem de doğal bir su kaynağına ev sahipliği yapıyor. Çeşmenin etrafındaki yapay karla kaplı ağaçlar ve fotoğraf köşeleri, tam bir kış masalı atmosferi yaratmıştı.

Zagreb’in Gotik Hazinesi: Katedral ve Dolac Pazarı

Süslü kapıdan geçip hafif bir yokuşu tırmandığımda, Zagreb‘in sembollerinden Zagreb Katedrali tüm görkemiyle karşıma çıktı. Kaptol bölgesindeki bu Roma Katolik Katedrali, Hırvatistan’ın en uzun yapısı olmasının yanı sıra, Avrupa’nın bu bölgesindeki en eski Gotik kiliselerden biriymiş.

Katedralin tarihi, Moğol saldırılarından 1880 depremine kadar pek çok yıkım ve yeniden inşayla dolu. Sağdaki kale duvarındaki saat, deprem anında durmuş ve bir daha hiç çalıştırılmamış, bu da ziyaretçilerin dikkatini çeken hüzünlü bir detay. Neo-Gotik tarzda restore edilen yapıya eklenen 108 metrelik ikiz kuleler, onu adeta gökyüzüne uzanan bir anıta dönüştürmüş. İçerideki 9. yüzyıldan kalma Glagolitic alfabesi, Hırvatistan’ın kültürel mirasının ne kadar köklü olduğunu gösteriyor.

Katedral ziyaretimde altarın arkasındaki kardinal Aloysius Stepinac’ın mezarı etrafında ilginç bir olaya şahit oldum. Dizlerinin üzerinde emekleyerek dua eden yaşlı bir adamı izlemek, ibadetin farklı biçimlerini görmenin ne kadar büyüleyici olduğunu bir kez daha gösterdi bana. Katedralin önündeki Kutsal Bakire Meryem ve Dört Melek Sütunu ise inanç, umut, saflık ve tevazuyu sembolize eden melekleriyle huzur veriyordu.

Katedralden sonraki durağım Dolac Pazarı oldu. Sütun ve çeşmeyi de gördükten sonra pazara ulaştım. Bu tarihi pazar, şehre yakın köylerden gelen çiftçilerin taze ürünlerini sergilediği capcanlı bir yer. Sebze ve meyveler dışında el yapımı işlemeler, hediyelik eşyalar da bulabilirsiniz. Pazar, hafta içi 07:00-15:00, cumartesi 07:00-14:00, pazar ise 07:00-13:00 saatleri arasında açık. Merdivenlerin başında sizi karşılayan heykel, pazarın sembolü haline gelmiş.

Zagreb‘in renkli sokaklarından Opatovina Sokağı ve kesiştiği Skalinska Sokağı da gezimdeydi. Akşamları kalabalıklaşan, uygun fiyatlı kafeleri ve restoranlarıyla dolu bu sevimli sokaklar, şehrin ruhunu yansıtıyor.

Aşkın Farklı Yüzü: Kırık Kalpler Müzesi ve Renkli Çatının Sırrı: St. Mark Kilisesi

Kaldığım yerin merkeze yakın olması sayesinde, hostelimin hemen yanı başındaki fünikülere binmek yerine merdivenleri tırmanmayı tercih ettim. Tepeye ulaştığımda Zagreb‘in nefes kesici manzarası beni bekliyordu! Bir süre dolaştıktan sonra, karşıma çıkan Kırık Kalpler Müzesi (Museum of Broken Relationships), gerçekten özgün bir fikir ürünüydü.

2010 yılından beri Cirilometodska ul Caddesi’nde faaliyet gösteren bu müze, ayrılık yaşayan insanların eski ilişkilerinden kalan eşyaları ve hikayelerini sergiliyor. Dünyanın dört bir yanından gelen bu objeler ve anılar, aşkın ne kadar karmaşık ve farklı yüzleri olduğunu gösteriyor. Çok büyük bir müze olmasa da, hikayeleri okumak zaman alıyor. Bazıları hüzünlü, bazıları komik, bazıları ise gerçekten tuhaf… Müzenin bu özgünlüğü, ona Kenneth Hudson Ödülü’nü bile kazandırmış. Los Angeles’ta benzer bir şubesinin açılması da başarısının kanıtı.

Müzeden çıktıktan sonra hemen ilerisindeki St. Mark’s Kilisesi‘ne (Trg Sv. Marka Caddesi) yöneldim. Zagreb‘in bir diğer simgesi olan bu 13. yüzyıl yapısı, özellikle renkli çatısıyla dikkat çekiyor. Romanesk ve Gotik tarzların harmanlandığı kilise, Zagreb‘in bilinen en eski şehir amblemi olan seramik bir arma ve Hırvatistan, Slovenya, Dalmaçya bayraklarını temsil eden üçlü krallık sembolleriyle bezenmiş. Genellikle kapalı olan kilise, Noel zamanı ziyarete açıktı ve bu sayede içini gezme şansına sahip oldum.

Kilisenin bulunduğu Gornji Grad (Yukarı Şehir/Medveščak) bölgesi, Zagreb‘in Orta Çağ atmosferini en yoğun hissedeceğiniz yer. Tarihi binalar, müzeler, kafeler, hediyelik eşya dükkanları ve Hırvatistan Parlamentosu burada yer alıyor. Panoramik manzarasıyla da burası, dilek kilitleriyle dolu canlı, turistik ve görülesi bir bölgeydi. Dini ve idari merkezlerin birleştiği bu tepe, şehrin kalbinde atıyor.

Bu arada, Mirogoj Mezarlığı‘nı keşfetmeyi çok istesem de, şehir içinde ararken bulamadım ve sonradan otobüsle ya da tramvayla ulaşılabileceğini öğrendim. Farklı dinlere ait mezarların bir arada bulunduğu, adeta bir açık hava sanat galerisi gibi tasarlanmış bu yer, Hırvatistan tarihini anlatan önemli bir durakmış. Ne yazık ki bu seferlik bana nasip olmadı, belki bir dahaki sefere!

Aşağı Şehir’in Parkları, Kültürü ve İlginç Müzeler

İkinci gün, Zagreb‘in İstiklal Caddesi’ne benzeyen hareketli Tkalčićeva Caddesi‘ni keşfettim. Birbirinden güzel kafe ve restoranlarla dolu bu caddede yürürken, Noel sebebiyle olsa gerek, posta kutularını silip parlatan bir adamla karşılaştım. Bu küçük detay bile Zagreb‘in ne kadar özenli bir şehir olduğunu gösterdi bana. Aç olmasam da, Lokma tabelalı bir Türk kafesi görmek içimi ısıttı.

Meydana dönerken gözüme çarpan İşkence Müzesi (Museum of Torture) tabelası, programımda olmamasına rağmen ilgimi çekti. İçeri girdiğimde, antik çağlardan günümüze kadar kullanılan işkence aletlerinin sergilendiği ürkütücü bir atmosferle karşılaştım. 50 kuna olan giriş ücretiyle girdiğim müzede, giyotin replikasından Demir Kız’a kadar pek çok zalim alet vardı. Arka planda yankılanan rahatsız edici sesler ve duvarlardaki Mahatma Gandhi gibi düşünürlerin sözleri, insanlığın karanlık yüzünü sorgulatıyordu. Gerçekten içimi kararttı ve dışarı attım kendimi.

Müzeden çıktıktan sonra Donji Grad (Aşağı Şehir) bölgesine doğru yürüdüm. Zagreblilerin kısaca “merkez” dediği bu bölge, 19. yüzyılda gelişmiş ve hükümet binaları, ticaret merkezleri, sanat galerileri, parklar ve müzelerle dolu. Lenuci At Nalı veya Zagreb’in Yeşil At Nalı olarak bilinen, Milan Lenuci tarafından planlanmış 8 meydan/park sistemi burayı eşsiz kılıyor.

İlk olarak Sanat Pavilyonu‘nu gördüm; Hırvatistan’ın en önemli sergi merkeziymiş. Hemen yanında ise Noel’de paten alanına dönüşen Kral Tomislav Meydanı vardı. Meydandaki atlı heykel, ülkeyi birleştiren ve koruyan ilk Hırvat kralı Tomislav’a ait. Karşısında ise Avrupa’nın önemli ticaret ve kültür merkezleriyle bağlantılı Zagreb Merkez Tren İstasyonu (Glavni Kolodvar) bulunuyordu.

Yön tabelalarını takip ederek Botanik Bahçesi‘ne doğru yürüdüm, ancak kapalı olduğunu görünce hayal kırıklığına uğradım. Nisan’a kadar kapalı yazıyordu! On bin tür bitkiye ev sahipliği yapan bu bahçe, 1971’den beri doğa ve mimari anıt olarak korunuyormuş. Demir parmaklıklar arasından birkaç fotoğraf çekmekle yetindim. Bu nedenle Maksimir Parkı‘nın da kapalı olabileceğini düşünerek onu da programımdan çıkardım.

Botanik Bahçesi’nin kapısından ana meydana dönerken, bilmediğim sokaklara saptım ve bir anda karşımda Türkiye Büyükelçiliği’ni görünce gururlandım! Gurbette bayrağımızı görmek, her zaman ayrı bir heyecan yaratır. Kısa bir süre sonra ise Nikola Tesla Heykeli‘yle karşılaştım. Sırp kökenli bu dahinin, elektriği kablosuz taşıma fikrini Londra fuarında kanıtladığını bilmek, bilimin sınır tanımazlığını bir kez daha hatırlattı bana.

Yürüyüşüme devam ederken Cvjetni Meydanı‘na ulaştım. Çiçekçilerle çevrili bu küçük meydan, Zagreblilerin buluşma noktasıymış. Cumartesileri en şık kıyafetlerini giyip kahve içme geleneği, şehrin keyifli atmosferini yansıtıyordu. Meydanda ayrıca 1866 yılında inşa edilen bir Ortodoks Kilisesi de bulunuyordu.

Panoramik Zagreb: Gric Tüneli ve Lotrscak Kulesi

Tünel tabelalarını takip ederek eski şehrin altında uzanan 350 metrelik Gric Tüneli‘ne girdim. 1943’te bombalardan kaçmak için sığınak olarak kullanılan bu tünel, Hırvatistan bağımsızlık savaşında da halka güvenli bir liman olmuş. Bugün ise serinletici bir geçit ve turistik bir cazibe merkezi. İçerideki renkli ışıklandırmalar ve Noel temalı sergiler, tüneli adeta büyülü bir koridora çevirmişti. Tünelden çıktığımda, gün batımında Zagreb‘in eşsiz silueti beni karşıladı.

Yürürken karşıma çıkan 13. yüzyıldan kalma tarihi taş kapı da etkileyiciydi. Kapıdan geçerken ışıkların süzüldüğü küçük bir şapel bulunuyor, buranın ruhani atmosferi insanı etkiliyor. Artık yorulduğumu hissedip dinlenmek üzere, önceki gün kalabalık nedeniyle giremediğim Ilica Caddesi‘ndeki Vincek Pastanesi‘ne gittim.

Pastaneden çıkıp aşağı doğru yürürken, Hırvatistan Ulusal Tiyatrosu (Hrvatsko Narodno Kazalište) tüm ihtişamıyla önümde belirdi. Neo-barok ve rokoko tarzında inşa edilen bu görkemli yapı, 1895’te Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph tarafından açılmış. Önündeki Hayat Çeşmesi Heykeli ve büyük bir balonun içinde performans sergileyen genç müzisyenler, tiyatro binasının atmosferini daha da güzelleştirmişti. Karşısında ise 1669’da inşa edilmiş olan Güneydoğu Avrupa’nın en eski ve en büyük üniversitelerinden Zagreb Üniversitesi yer alıyordu. Üniversitenin ilerisinde bulunan Mimara Müzesi, antik çağlardan 20. yüzyıla kadar uzanan 3700 farklı sanat eserine ev sahipliği yapıyordu.

Ve tabii ki Zagreb Arkeoloji Müzesi (Arheološki Muzej)! Burası Zagreb‘in en eski müzesi ve yaklaşık 450 bin parçalık zengin bir koleksiyona sahip. Özellikle Mısır koleksiyonu beni büyüledi. Mumyalama sırasında organların konulduğu kanopik vazolar, ölüler kitabı ve lahitler… Kalbin Mısırlılar için ne kadar önemli olduğunu, beynin ise önemsiz sayıldığını öğrendiğimde çok şaşırdım. Müzedeki en ilginç yer ise, Etrüsk odasında sergilenen, kumaşa sarılı taşlaşmış kadın cesedi, yani Zagreb Mumyası‘ydı. Bu mumya, Etrüsklerin gizemli dünyasına bir pencere açıyordu.

Arkeoloji Müzesi’nin bulunduğu Zrinjevac Meydanı, ağaçları ve çeşmeleriyle ünlüymüş. Noel pazarı stantları yüzünden çeşmeleri tam olarak göremesem de, buranın yaz aylarında ne kadar hareketli olduğunu hayal edebiliyorum. Meydandaki 1893 yapımı ‘Mantar’ çeşmesinin geçmişteki espri konusu olduğunu öğrenmek de hoş bir detaydı.

Son olarak, 20 kuna giriş ücreti ödeyerek merdivenlerini tırmandığım Lotrščak Kulesi‘ne çıktım. Latince “Hırsızlar Çanı” anlamına gelen bu 13. yüzyıl kulesi, Zagreb‘i kuşatan Osmanlı ordusunu püskürttüğü söylenen efsanevi top atışlarıyla ünlü. O günden bu yana her gün öğle saatlerinde yapılan top atışı, bir geleneğe dönüşmüş. Kule, günümüzde bir sanat galerisi olarak hizmet veriyor ve Zagreb‘i panoramik olarak görmek için mükemmel bir nokta. Pazartesi hariç her gün 11:00-19:00 arası açık.

Ceren’den Gezi İpuçları: Zagreb Seyahatinizi Kolaylaştırın!

  • Ulaşım ve Konaklama: Havaalanından merkeze otobüsle uygun fiyata ulaşım sağlayabilirsiniz. Zagreb‘in merkezinde kalmak, çoğu yere yürüyerek veya kısa tramvay yolculuklarıyla ulaşmanızı sağlar. Hosteller canlı ve uygun fiyatlı olabilir, ancak hafta sonları oldukça hareketli oluyorlar.
  • Ziyaret Zamanı: Ben kışın, Noel pazarlarının büyülü atmosferi için gittim, ki bu da harika bir deneyimdi. Ancak Zagreb‘i yemyeşil doğasıyla, parklarıyla görmek isterseniz, ilkbahar veya yaz aylarını tercih edebilirsiniz. Böylece Botanik Bahçesi ve Maksimir Parkı gibi yerleri de açık bulabilirsiniz.
  • Yerel Tatlar ve Ödeme: Zagreb‘de birçok kafe ve restoranda uygun fiyatlı yemek bulabilirsiniz. Masaya gelen ekmek için ayrı ücret alındığını unutmayın. Bahşiş vermek isteğe bağlı. Vincek Pastanesi gibi bazı yerlerde sadece nakit (Kuna) geçerli olabiliyor, bu yüzden yanınızda bir miktar yerel para bulundurmakta fayda var. Amelie Cake Shop’un cheesecake’ini mutlaka deneyin, pişman olmazsınız!

Zagreb’de Nerede Ne Yenir? Tatlı ve Tuzlu Lezzet Durakları

Zagreb‘de çok özel bir yemek denemeye vaktim olmasa da, yerel pastanelerini ve genel yemek kültürünü deneyimledim. Hırvat mutfağı bizim damak tadımıza oldukça yakın, bu yüzden yeme içme konusunda sıkıntı yaşamazsınız. İşte size mutlaka uğramanız gereken iki lezzet durağı:

  • Vincek Pastanesi: Ilica Caddesi üzerinde yer alan bu pastane, Zagreb‘in en meşhur yerlerinden. Rengarenk pastaları, kurabiyeleri ve dondurmalarıyla insanın iştahını açıyor. Geleneksel Zagrebačka kremsnita tatlısını denedim, lezzetliydi. Ancak kredi kartı geçmiyor ve masaya servis yok, içerisi de oldukça sadeydi. Yine de denemeye değer.
  • Amelie Cake Shop: Zagreb Katedrali yakınında bir şubesi bulunan Amelie, benim favorim oldu! Cheesecake’i tek kelimeyle muhteşemdi, hayatımda yediğim en lezzetli cheesecake diyebilirim. Fiyatı Vincek’ten biraz daha yüksek olsa da, bu lezzet için kesinlikle değer. Dekorasyonu da çok hoş. Yolunuz Zagreb‘e düşerse, Amelie’ye mutlaka uğrayın derim!

Ayrıca Licitar adında, aşk ve şefkatin sembolü olarak bilinen zencefilli kekleri de oldukça meşhurmuş. Hediyelik olarak düşünebilirsiniz.

“Zagreb Gezi Rehberi: Hırvatistan’ın Gizemli Başkentiyle Unutulmaz Bir Noel Macerası!” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet kategorimize göz atabilirsiniz.

Son Söz: Zagreb Sizi Bekliyor!

Zagreb, Avrupa’nın henüz keşfedilmemiş incilerinden biri. Popüler turistik destinasyonlara göre daha sakin, daha otantik bir atmosfere sahip olması, bence burayı daha da cazip kılıyor. İster Noel zamanı ışıl ışıl sokaklarında eğlenin, ister ilkbaharda yeşilin her tonuna şahit olun, Zagreb sizi kesinlikle büyüleyecek.

Bu Hırvatistan’ın başkenti, sadece bir durak değil, başlı başına bir destinasyon. Tarihiyle, kültürüyle, samimi insanlarıyla ve büyüleyici atmosferiyle sizi kucaklamaya hazır. Umarım benim bu Zagreb gezi rehberim, sizin de bu güzel şehre bir an önce bilet almanıza vesile olur!

Peki siz daha önce Zagreb‘i ziyaret ettiniz mi? En çok hangi noktası ilginizi çekti? Yorumlarda benimle paylaşın, sohbet edelim!

İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

Edinburgh Gezi Rehberi: İskoçya’nın Başkentinde Tarihin ve Büyünün İzinde

Glasgow’un Gizemli ve Sanat Dolu Ruhunu Keşfet: Bir Gezginin Gözünden İskoçya’nın Kalbi

İskoçya’nın Vahşi Kalbine Yolculuk: Highlands’in Gizemli Çağrısı ve Efsanevi Loch Ness!

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir