1. Anasayfa
  2. Keşfet

Myanmar Gezi Rehberi: Mistik Tapınaklar ve El Değmemiş Kültür Keşfi

Myanmar Gezi Rehberi: Mistik Tapınaklar ve El Değmemiş Kültür Keşfi
0

Merhaba sevgili gezgin dostlar! Bugün rotamız, Güneydoğu Asya’nın en az bilinen, ama kalbimi en çok çalan köşelerinden biri: Myanmar! Burma ya da Birmanya olarak da bilinen bu mistik ülke, kelimenin tam anlamıyla bir zaman kapsülü gibi. Budizmin derin öğretileriyle yoğrulmuş, olağanüstü tapınakları, el değmemiş doğal güzellikleri ve sımsıcak insanlarıyla adeta başka bir boyuta ışınlandım.

Myanmar gezi rehberi yazımı kaleme alırken, hissettiğim her duyguyu, gördüğüm her rengi sizinle paylaşmak istedim. Hazırlanın, çünkü bu yazı sizi de pirinç tarlaları üzerinde süzülen balonların altına, altın varaklı tapınakların huzur veren atmosferine ve yüzen köylerin masalsı dünyasına götürecek!

Myanmar’ın Gizemli Perdesi Aralanıyor: Neden Şimdi?

Myanmar, 1948’e dek İngiliz sömürgesiydi, sonra uzun yıllar süren askeri bir cunta yönetimiyle kapılarını dünyaya kapattı. Ta ki 2007’deki “Safran Devrimi”ne kadar… Rahiplerin önderliğindeki bu sessiz yürüyüş, ülkenin kaderini değiştirecek adımların başlangıcı oldu. 2015’teki demokratik seçimlerle Aung San Suu Kyi liderliğindeki NLD Partisi iktidara geldi ve bu Güneydoğu Asya ülkesi, dünyaya daha çok açıldı.

Ülkenin bu denli ilgi çekmesinin bir diğer nedeni ise stratejik konumu. Ortadoğu’dan Çin’e uzanan enerji nakil hatları, Myanmar‘ı global sermaye ve jeopolitik ilgi odağı haline getiriyor. Ama biz gezginler için önemli olan, bu hızlı değişime rağmen hâlâ otantik ruhunu koruyan, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olması.

Mistik Budizm ve Myanmar Yaşam Tarzı

Myanmar nüfusunun neredeyse %90’ı Budist. Bu inanç, günlük yaşamın her alanına işlemiş durumda. Sokaklarda dolaşan yüzbinlerce rahip, pagodaların etrafındaki huzur ve insanların dingin tavırları, Budizmin bu topraklardaki derin etkisini gözler önüne seriyor. Benim için bu, sadece bir gezi değil, aynı zamanda ruhsal bir arınma ve farklı bir yaşam felsefesini anlama yolculuğu oldu.

  • Longyi ve Tanaka: Erkeklerin giydiği belden bağlamalı geleneksel eteklere longyi, kadınların ve çocukların yüzlerine sürdüğü, cildi güneşten koruyan ve beyazlattığına inanılan macun kıvamındaki bitkisel kreme ise tanaka deniyor. Bu yerel dokunuşlar, fotoğraf karelerime samimi bir güzellik kattı.
  • Toplumsal Değerler: Tayland veya Kamboçya’nın aksine, sokakta dilencilik veya seks işçiliği neredeyse hiç yok. Halk, aile değerlerine ve saygıya büyük önem veriyor. Yalnız gezen turistlere karşı bile son derece nazik ve meraklılar; gülümseyerek size bakıyor, hatta fotoğraf çektirmek istiyorlar. Bu, benim için çok değerli bir deneyimdi.

Myanmar’ın Kalbine Yolculuk: Rota Önerileri ve Deneyimler

Myanmar‘ı gerçekten anlamak için Yangon, Bagan, İnle Gölü ve Mandalay rotasını takip etmek şart. Bu şehirler ve bölgeler, ülkenin doğasını, tarihini, kültürünü ve dini ritüellerini en iyi şekilde deneyimlemenizi sağlıyor.

Yangon: Altın Şehrin Başlangıcı

Singapur’dan yaklaşık 1.5 saatlik bir uçuşla Yangon‘a vardığımda, beni 6 milyonluk, canlı bir şehir karşıladı. Bir zamanlar başkent olan bu şehir, İngilizlerin “Rangoon” dediği dönemin koloniyel ihtişamını hâlâ koruyor.

  • Sule Pagoda: Şehrin tam kalbinde, sekizgen tabanlı ve 46 metre yüksekliğindeki bu pagoda, aynı zamanda Safran Devrimi’nde rahiplerin toplanma noktalarından biriymiş. Tarihi dokusu ve merkeziliğiyle ilk durağım oldu.
  • Shwedagon Pagoda: Güneşin batışını izlemek için Shwedagon Pagoda‘ya gittiğimde gördüğüm manzara nefesimi kesti! 2500 yıl önce inşa edilen, 110 metre yüksekliğindeki bu devasa yapı, altın plakalar ve yüzlerce pırlanta ile kaplı. Burası, Budistlerin en kutsal hac yerlerinden biri. Saat yönünde dönerken, her köşesinde ayrı bir dini ritüele şahit olmak, burayı unutulmaz kıldı.
  • Chauk Htat Kyee Pagoda: Burada ise devasa yatan Buda heykeli beni büyüledi. Ayak tabanındaki 108 işaret, insanın arzu ve egolarına karşı vermesi gereken 108 mücadeleyi sembolize ediyor.
  • Koloniyel Binalar ve Strand Otel: Yangon Nehri kenarındaki Strand Caddesi’nde, eski gümrük binaları ve konsolosluklar arasında yürümek, bana zaman yolculuğu yaptırdı. Şehrin ikonik oteli Strand, mermer zeminleri ve tik ağacından kolonlarıyla Victoria döneminin zarafetini taşıyor.

İnle Gölü: Yüzen Köylerin Masalı

Yangon‘dan sonra rotamı Shan Eyaleti’ne, İnle Gölü‘ne çevirdim. Deniz seviyesinden 880 metre yükseklikte, tepeler arasında uzanan bu tatlı su gölü, UNESCO Dünya Biyosfer Rezervi ilan edilmiş. Nyaung Shwe’den bindiğimiz özel motorlu teknelerle, gölün üzerindeki masalsı dünyaya adım attık.

  • Inthalar ve Yüzen Yaşam: Gölün asıl sakinleri, Inthalar etnik grubu. Bambu ve tik ağaçlarından yaptıkları kazıklar üzerine kurulu kulübelerde yaşıyorlar. Okulları, tapınakları, pazarları, evleri… Her şey gölün üzerinde! Kendilerine yetecek kadar tarım yapıyor, yüzen tarlalarında sebze yetiştiriyorlar.
  • Tek Bacaklı Balıkçılar: İnle Gölü‘nün en ikonik görüntüsü, tek bacaklarını kürek gibi kullanarak denge sağlayan ve ellerindeki özel aparatlarla balık yakalayan balıkçılar. Bu geleneksel yöntem, gölün ruhunu yansıtıyor.
  • Zıplayan Kediler Manastırı ve Daha Fazlası: Shan mimarisiyle tamamen tik ağacından yapılmış Zıplayan Kediler Manastırı, adını bir zamanlar burada kedilere çemberden atlamayı öğreten bir keşişten alıyormuş. Manastır ziyareti sonrası, lotus çiçeğinden ipliklerle dokunan el sanatları atölyelerini ve Beş Buda Tapınağı’nı gezmek, gölün kültürel zenginliğini gözler önüne serdi.
  • Uzun Boyunlu Kadınlar: Ywa Ma Köyü’nde, boyunlarına pirinç halkalar takan Karen etnik grubuna mensup Uzun Boyunlu Kadınları ziyaret etmek, farklı bir kültüre tanıklık etmemi sağladı.

Bagan: Binlerce Tapınağın Büyülü Dansı

İnle Gölü‘nden sonraki durağım, Bagan! 9. ve 13. yüzyıllar arasında kurulan Pagan Krallığı’nın başkenti olan bu ova, tam 104 km²’lik bir alana yayılmış 2000’den fazla tapınak, stupa ve pagodaya ev sahipliği yapıyor. Burası benim için Angkor Wat‘ı anımsatsa da, Bagan‘ın atmosferi çok daha büyüleyiciydi.

  • Balon Turu: Bagan‘ın en unutulmaz deneyimi kesinlikle gün doğarken yapılan balon turu! Binlerce yıllık tapınaklar üzerinde süzülmek, sislerin arasından yükselen güneşle birlikte altın rengine bürünen ovayı kuşbakışı görmek, tarif edilemez bir histi. Bu anı yaşamak için yerinizi önceden ayırtmayı unutmayın.
  • Ananda Festivali: Ocak ayına denk gelen ziyaretimde, Bagan‘ın en meşhur pagodalarından biri olan Ananda Pagoda çevresinde düzenlenen Ananda Festivali’ne denk geldim. Köylülerin ve hacıların rahiplere hediyeler sunduğu, Budist ritüellerinin ve toplumsal kaynaşmanın yaşandığı bu festival, yerel kültürü en derinden hissetmemi sağladı.
  • Tapınak Keşfi: Ananda Tapınağı, Shwesandaw Tapınağı (gün batımı için mükemmel!), Thatbyinnyu, Htilominlo gibi birçok önemli tapınağı faytonlarla veya e-bisikletlerle keşfetmek, adeta bir tarih ve sanat yolculuğuydu.

Mandalay: Son Krallığın İhtişamlı İzleri

Bagan‘dan Mandalay‘a, Irrawaddy Nehri üzerindeki keyifli bir tekne yolculuğuyla ulaştık. Myanmar‘ın Yangon’dan sonraki ikinci büyük kenti olan Mandalay, %30’u Çinli olan 4 milyonluk bir nüfusa sahip. Burası, ülkenin son krallığının izlerini taşıyor.

  • Mingun: Irrawaddy Nehri üzerinden bir saatlik bir tekne yolculuğuyla ulaştığımız Mingun’da, tamamlanamayan devasa Mingun Pagodası‘nı ve bembeyaz Hsinphyume Pagodası’nı gördük.
  • Mandalay Tepesi: Gün batımını izlemek için çıktığımız Mandalay Tepesi’ndeki Su Taung Pyi Pagodası, şehrin panoramik manzarasını sundu. Buradan Mandalay‘ı izlemek, bambaşka bir keyifti.
  • Amarapura ve U Bein Köprüsü: Mandalay yakınlarındaki Amarapura, bir dönem başkentlik yapmış, zengin el sanatları atölyelerine ev sahipliği yapan bir kasaba. Mahagandhayon Manastırı’nda yüzlerce rahibin yemek dağıtım törenine tanıklık etmek ve en önemlisi, dünyanın en eski ve uzun tik ağacından yapılmış U Bein Köprüsü üzerinde gün batımını izlemek, bu seyahatin zirve noktalarından biriydi.
  • Şimpiu Töreni: Amarapura’da, her erkek çocuğunun manastıra gönderilmeden önce yapılan, süslü faytonlar ve rengarenk kıyafetlerle dolu Şimpiu Töreni’ne denk geldim. Bu, yerel kültürün ne kadar canlı ve özel olduğunu gösteren harika bir deneyimdi.
  • Mahamuni Pagoda ve Altın Varak Atölyesi: Dünyadaki en orijinal beş Buda heykelinden birine ev sahipliği yapan Mahamuni Pagoda’yı ziyaret ettik. Burada, altının saatlerce dövülerek inceltilip altın varak haline getirildiği atölyeleri görmek de çok etkileyiciydi.
  • Sagaing ve Ava (Inwa): Mandalay’dan sonraki gezimiz Sagaing ve Ava oldu. Sagaing, tepeleri Budist tapınaklarıyla dolu, mistik bir yer. Ava ise depremlerden kalma harabeleriyle, faytonlarla gezilebilen eski bir başkent. Bagaya Manastırı’nda tik ağacından yapılmış devasa yapıyı görmek, mimariye hayran bıraktı.

Ceren’den Gezi İpuçları

  1. Seyahat Zamanı: Myanmar gezisi için en ideal zaman Kasım-Şubat ayları arasıdır. Hava ne çok sıcak ne de çok yağmurlu olur, bu da rahat bir keşif imkanı sunar. Mart-Mayıs arası yüksek sıcaklık ve nem, Mayıs-Kasım arası ise yağmurlu sezondur.
  2. Para Birimi ve Döviz: Ülkenin para birimi Kyat’tır. Amerikan doları bozdururken, paranın en ufak bir kıvrımı dahi olmamasına dikkat edin; kusursuz dolarlar tercih ediliyor.
  3. Vize ve Giriş: Türk vatandaşları için vize zorunludur. Son yıllarda uygulanan elektronik vize (e-vize) sistemi sayesinde başvuru süreci oldukça kolaylaşmıştır. Seyahat öncesi mutlaka kontrol edin.
  4. Yerel Halkla İletişim: Halk son derece misafirperver ve saygılıdır. Gülümseyin, selam verin ve fotoğraf çektirmek istediklerinde nazikçe izin isteyin. Genellikle çok sıcakkanlılardır.
  5. Kıyafet ve Saygı: Tapınakları ziyaret ederken omuzlarınızı ve dizlerinizi kapatan kıyafetler giymeye özen gösterin. Ayakkabılarınızı ve çoraplarınızı çıkarmayı unutmayın. Bu, Budist inancına ve yerel kültüre duyulan saygının bir göstergesidir.

Myanmar, George Orwell’ın Burma’sından izler taşıyan, hızla değişen ama hâlâ otantik ruhunu koruyan bir ülke. Henüz tam anlamıyla bir turist akınına uğramamışken, bu eşsiz coğrafyayı keşfetmek için acele etmek gerekiyor.

Bu mistik Myanmar yolculuğum, bana sadece yeni yerler değil, aynı zamanda yeni bir bakış açısı kazandırdı. Umarım benim deneyimlerim, sizin de bu büyülü ülkeye bir adım atmanız için ilham olmuştur.

Siz de Myanmar gezisi hakkında sorularınızı veya deneyimlerinizi yorumlar kısmında benimle paylaşın. Bir sonraki macerada görüşmek üzere, bol keşifli günler!

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir