1. Anasayfa
  2. Keşfet

Hallstatt Gezi Rehberi: Avusturya’nın Masalsı Köyüne Işınlanın!

Hallstatt Gezi Rehberi: Avusturya’nın Masalsı Köyüne Işınlanın!
0

Merhaba sevgili gezginler! Bugün sizi Avusturya’nın kalbine, adeta kartpostallardan fırlamış gibi duran, masallara konu olan bir köye ışınlıyorum: Hallstatt!

Yukarı Avusturya’nın Salzkammergut olarak bilinen göller bölgesinde, Hallstatt Gölü‘nün nazlı suları kıyısında, Alp Dağları‘nın heybetli kollarında uzanan bu yer, “Hallstatt Gezi Rehberi”mizin baş tacı olacak. Hazır mısınız, benimle birlikte bu büyülü diyarı keşfetmeye?

Hallstatt: Tarih Kokan Bir Masal Köyü

Hallstatt, sadece güzelliğiyle değil, derin tarihiyle de insanı büyülüyor. Düşünsenize, tam 12.000 yıl öncesine uzanan bir geçmişten bahsediyoruz; Avrupa’nın en eski yerleşim yerlerinden biri! Köyün varoluş hikayesi ise 7000 yıl önce keşfedilen zengin tuz madenlerine dayanıyor. Roma henüz minik bir köyken, Hallstatt çoktan gelişmiş bir topluluktu. Bu kadim topraklar, ünlü mezarlık alanları, dünyanın en eski tuzlu su boru hattı ve en eski tuz madenleriyle tarih severler için gerçek bir hazine.

1997’den beri bir UNESCO Dünya Kültür Mirası olarak korunan Hallstatt, daracık sokaklarında gezerken size adeta zaman tünelinde yolculuk yaptıracak. Köyün nüfusu yıllar içinde azalmış olsa da, yerel halk geleneklerini koruyarak bu eşsiz mirasın yaşamasını sağlıyor.

Bu eşsiz güzelliğin ünü o kadar yayılmış ki, 2012’de Çinliler Hallstatt’ın birebir kopyasını kendi ülkelerinde inşa etmişler! Hatta bu durumun da etkisiyle, köyde karşılaştığım Çinli turist yoğunluğu gözümden kaçmadı. Hallstatt, kültürel bir fenomen haline gelmiş desek abartmış olmayız sanırım!

Hallstatt’a Nasıl Gidilir? Yolculuğun Kendisi de Bir Manzara Şöleni

Avusturya‘nın bu incisine ulaşım, yolculuğun kendisi kadar keyifli. Biz, Salzburg‘dan Hallstatt’a doğru yola çıktık ve iyi ki de treni tercih ettik! Salzburg Haubtbahnof’tan kalkan trenimizle, bir aktarma yaparak yaklaşık iki saatlik enfes bir manzaraya şahit olduk. **Salzkammergut** olarak bilinen bu göller bölgesinde, irili ufaklı 76 gölün yanı sıra, yemyeşil doğa ve Alp Dağları’nın görkemli zirveleri size eşlik ediyor. Tren yolculuğu boyunca gözlerinizi manzaradan alamayacaksınız, benden söylemesi!

Tren biletlerinizi oebb.at adresinden aylar öncesinden alırsanız, bizim gibi tek gidiş 9 Euro gibi inanılmaz uygun fiyatlara yakalayabilirsiniz. Biz Hallstatt’tan sonra Graz‘a geçişimizi de trenle yaptık, bu da oldukça pratik bir seçenek oldu.

Hallstatt istasyonunda indiğinizde, sizi göl kenarına kısa bir yürüyüş bekliyor. Tam karşıda, adeta bir kartpostal karesi gibi duran Hallstatt köyü tüm güzelliğiyle size gülümsüyor. İşte tam burada, tren saatleriyle senkronize çalışan küçük teknelerle yaklaşık 7-8 dakikalık keyifli bir yolculukla köye ulaşıyorsunuz. Tek yön 3 Euro olan bu tekne yolculuğu, köyün panoramik manzaralarını yakalamak için harika bir fırsat! Sakın kaçırmayın.

Hallstatt’ta Gezilecek Yerler ve Keşif Rotası

Hallstatt, her ne kadar küçük olsa da sunduğu güzelliklerle dolu bir köy. Benim gibi günübirlik ziyaretçiler için yaklaşık 5 saatlik bir gezi süresi oldukça yeterli oldu. Köyü bir uçtan bir uca yürüyerek gezmek en fazla bir saat sürer. Kalan zamanda ise kendinizi Hallstatt’ın büyülü atmosferine bırakabilir, çevreyi keşfedebilirsiniz.

Köyün Kalbi: Hallstatt Market Square

Köyün kalbi, şüphesiz ki Hallstatt Market Square! 14. yüzyıldan kalma bu yuvarlak meydan, çiçeklerle süslenmiş rengarenk evleri ve hareketli atmosferiyle beni anında etkisi altına aldı. Tam ortasında Kutsal Üçlü Sütunu yükseliyor ve meydan, küçük hediyelik eşya dükkanları, şirin kafeler ve enfes restoranlarla çevrili. Burası hem yerel halkın hem de turistlerin buluşma noktası, adeta köyün nabzının attığı yer diyebilirim. Meydanın hemen yanında ise Kültür Mirası Müzesi yer alıyor.

Tarihin Derinlikleri: Tuz Madenleri ve Nefes Kesen Skywalk

Köyün bir diğer önemli cazibe merkezi ise Hallstatt Tuz Madenleri ve oraya çıkan füniküler! Dünyanın en eski tuz madenini ziyaret etmek ve yerin altındaki tuz gölünde benzersiz bir deneyim yaşamak isterseniz, fünikülerle yukarı çıkabilirsiniz. Yetişkinler için giriş ücreti 26 Euro.

Fünikülerle aynı zamanda 350 metre yükseklikteki Skywalk gözlem noktasına da ulaşılıyor. Buradan Hallstatt Gölü ve köyün sunduğu panoramik manzara gerçekten nefes kesici! Biz zaman kısıtı nedeniyle madenlere inemesek de, köyden çıktığımız merdivenlerden bile gölün o eşsiz güzelliğini seyretmek paha biçilmezdi.

St. Michael Kilisesi ve Ürkütücü Beinhaus Kemik Evi

Göl manzarasına hakim bir tepede yer alan 12. yüzyıldan kalma St. Michael Kilisesi ve onun bahçesinde yer alan Beinhaus ya da nam-ı diğer Kemik Evi, Hallstatt gezimin en ilginç duraklarından biriydi. Kiliseyi gezdikten sonra, yemyeşil, çiçeklerle bezenmiş adeta bir parka benzeyen mezarlıkta dolaştık.

Ama asıl sürpriz kapıdan girdiğinizde sizi bekliyor! Yüzyıllar boyunca mezarlıkta yer kalmaması nedeniyle, 1720’den itibaren ölenlerin kafatasları ve kemikleri buraya taşınmaya başlanmış. İçeride 1200’den fazla kemik ve 600’den fazla boyanmış, isimleriyle ayrılmış kafatası bulunuyor. Açıkçası, ben bu kadar ürkütücü bir ortama adım atmaya cesaret edemedim, sadece dışarıdan baktım. Ama bu benzersiz kültürel deneyimi yaşamak isterseniz, giriş ücreti sadece 1.5 Euro.

Fotoğrafların Gözdesi: Hallstatt Evanjelik Kilisesi

Köy meydanının hemen yanında yükselen Hallstatt Evanjelik Kilisesi, fotoğraflarda gördüğünüz o ikonik köy manzarasının vazgeçilmez bir parçası. 1863 yılında tamamlanan bu sade ama dış güzelliğiyle büyüleyen kilise, günümüzde düzenli olarak konserlere ev sahipliği yapıyor. Restorasyonda olmasına rağmen içini gezme fırsatı bulduğumuzda, huzurlu atmosferiyle beni etkiledi.

Hallstatt Evleri ve Göl Manzaraları

Hallstatt’ın o masalsı evleri, daracık, çiçek kokulu sokakları… Göl kenarında yürümek bile insanı büyülüyor. Yamaçlara kurulmuş rengarenk evlerin pencerelerinden sarkan çiçekler, her köşede ayrı bir fotoğraf karesi sunuyor. Köyde bir sandalla gezintiye çıkmak da, gölün dingin sularında huzurlu anlar yaşamak için harika bir aktivite olabilir. Günübirlik gezmek, bu güzelliğin tadını çıkarmak için benim için yeterli oldu. Bazen bir film platosunda gibi hissettirse de, bu güzelliği deneyimlemeye kesinlikle değer.

Hallstatt’ta Ne Yenir? Göl Balığı ve Daha Fazlası!

Hallstatt’ta aç kalma şansınız yok! Göl kenarında ve Market Square çevresinde her bütçeye uygun restoranlar bulabilirsiniz. İlk olarak dikkatinizi çekecek yerlerden biri, iskelenin hemen yanındaki Karmez Döner büfesi! Evet, yanlış duymadınız, Avusturya’nın bu masalsı köyünde Türk döneri de bulmak mümkün! Öğle saatlerinde önünde kuyruklar oluşan popüler bir nokta burası.

Bizim favorimiz ise, dar bir sokağın sonunda, göle nazır bulduğumuz Gasthof Simony Restaurant oldu. Renkli masa örtüleri, ağaçlardan sarkan fenerler ve o muhteşem göl manzarasıyla görür görmez aşık olduk! Elbette, Hallstatt Gölü’nün ünlü taze balıklarını tatmadan olmazdı. Menüden seçtiğimiz göl balığı o kadar lezzetliydi ki, Eylül güneşinin altında, bu manzaraya karşı yediğimiz yemek unutulmaz anılarımızın arasına girdi. Şiddetle tavsiye ederim!

Ceren’den Hallstatt Gezi İpuçları:

  • Tren Biletinizi Erken Alın: Özellikle tren biletleri için oebb.at sitesini kullanın ve aylar öncesinden ayırtarak bütçenizi koruyun. Erken rezervasyon, bütçe dostu bir seyahat için altın kural!
  • Tekne Saatlerini Kontrol Edin: İstasyon ile köy arasındaki tekne seferleri, özellikle dönüş için belirli bir saatten sonra kalkmıyor. Planlamanızı buna göre yapın, aksi takdirde dönüş için bekleme süreniz uzayabilir.
  • Valizlerinizi Emanete Bırakın: Günübirlik ziyaretlerde, iskeledeki veya füniküler binasındaki emanet dolaplarını (5 Euro karşılığında) kullanarak köyü daha rahat gezebilirsiniz. Ağır valizlerle dar sokaklarda dolaşmak yerine, hafif bir çantayla köyün tadını çıkarın.
  • Göl Balığı Lezzetini Kaçırmayın: Hallstatt Gölü’nün tertemiz sularında yetişen taze balıklar, buranın mutfağının olmazsa olmazı! Gasthof Simony gibi yerlerde bu lezzeti deneyimlemeyi unutmayın.

Hallstatt, Avusturya‘nın kalbinde saklı, yaşanmış bir masal gibi. Fotoğraflara sığmayan, kelimelerle tam olarak anlatılamayan bir güzelliğe sahip. Eğer yolunuz Salzkammergut bölgesine düşerse, bu eşsiz köye mutlaka uğrayın. Hatta belki benim gibi günübirlik gelip, tüm güzelliklerini kalbinize sığdırıp, sonra daha uzun kalma hayalleri kurarak ayrılırsınız!

Siz de Hallstatt’ı ziyaret ettiniz mi, yoksa gitmeyi mi düşünüyorsunuz? Yorumlarda benimle paylaşın, yeni maceralarda görüşmek üzere!

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir