Merhaba sevgili gezginler!
Bugün sizleri kalbimde ayrı bir yeri olan, Nazım Hikmet’in hasret kokan mısralarına ilham vermiş o büyülü şehre, Bulgaristan Karadeniz kıyısındaki inci Varna’ya götürüyorum. Burası öyle haritalarla, detaylı programlarla anlatılacak bir yer değil; Varna, ancak hissedilerek, yaşanarak kaleme alınabilir. Ve inanın, ben onu her zerremde hissettim.
Yıllar içinde iki kez yolum düştü bu şirin liman kentine. İlk gidişim bir kongre vesilesiyle, ikincisi ise aradan on yıl geçtikten sonra bir proje toplantısı için oldu. Bu on yıl, Varna’nın ne kadar değiştiğini, geliştiğini ama ruhundan hiçbir şey kaybetmediğini görmem için harika bir fırsattı. Caddeleri, sokakları, tarihi binaları restore edilmiş, modernize olmuş ama o özgün, samimi dokusunu hep korumuş.
Varna’da Nazım’ın İzinde Bir Yolculuk: Hasretin Şehri

Benim için Varna’nın anlamı, şüphesiz ki büyük şairimiz Nazım Hikmet Ran’dan geliyor. Yıllar önce, onun hasret dolu dizeleriyle tanıştık bu şehrin adıyla. Varna’dan yazdığı şiirler, tıpkı diğerleri gibi, zihnimize kazındı, yüreğimize işlendi. Özellikle 1957 tarihli o meşhur “Vapur” şiiri, her Varna ziyaretimde kulaklarımda çınladı:
Yürek değil be, çarıkmış bu, manda gönünden,
teper ha babam teper
paralanmaz
teper taşlı yolları.Bir vapur geçer Varna önünden,
uy Karadeniz’in gümüş telleri,
bir vapur geçer Boğaz’a doğru.
Nazım usulcacık okşar vapuru,
yanar elleri …N. Hikmet, 27 Mayıs 1957
Evet, Nazım’ın ellerinin, yüreğinin memleket hasretiyle yandığı yer burasıydı. “Vapur” dışında ‘Memet’, ‘Mavi Liman’, ‘Ceviz Ağacı’ gibi birçok şiirini de burada yazmış, ruhumuza dokunan hasretin izlerini bırakmış. O, Varna’da memleketine bir adım kadar yakın, ama bir o kadar da uzaktı. Sokaklarında dolaşırken adeta Türkiye’deymiş gibi hissederdi kendini, kokusu, denizi, toprağı ona iyi gelirdi.
İşte bu yüzden, Varna’da denizi izlerken, benim gözlerim de Nazım’ın memleket ve Memed’inin hasretiyle okşadığı o vapurları aradı durdu. Varna gezi rehberi hazırlarken, onun bu şehre duyduğu bağlılığı anlamak, buradaki her köşeye ayrı bir anlam katıyor.
Varna’nın Kalbi Nerede Atıyor? Keşfedilecek Doğal ve Tarihi Güzellikler
Varna, Bulgaristan’ın Sofya ve Plovdiv’den sonra üçüncü büyük kenti ve aynı zamanda Karadeniz kıyısındaki en büyük liman şehri. Ama bu istatistiklerin ötesinde, burası parkları, çocukları, yaşlıları ve martılarıyla cıvıl cıvıl bir yaşamın aktığı bir yer. Şehrin merkezine doğru ilerledikçe, kafelerin, otellerin sıralandığı Slivnitsa Bulvarı karşılıyor beni. Burası da tıpkı diğer bölgeler gibi hayat dolu.
Yayalara açık olan ana meydan Knyaz Boris Caddesi’ndeki tarihi binalar, her ne kadar bakımsız gibi görünse de, kendilerine has bir güzelliğe ve asilliğe sahip. Aralarından sıyrılan görkemli yapı ise şüphesiz Saint Nikolay Kilisesi; Bulgaristan’daki en büyük Ortodoks kilisesi olarak tüm ihtişamıyla yükseliyor.
Şehirde gezerken, çocukların neşeyle koştuğunu, yaşlıların banklarda sohbet ettiğini görüyorsunuz. Martılar ise insanlara alışmış, göz açıp kapayıncaya kadar elinizdeki yiyecekleri kapıp keyifleriyle yoluna devam ediyorlar. Varna, tarihi ve arkeolojik zenginlikleriyle insanı büyülüyor; Antik dönemlerden Erken Orta Çağ’a uzanan Yunan, Roma ve Bizans anıtları adeta her köşede gizli. Tabii ki uzun yıllar Osmanlı toprakları olan bu coğrafyada, Osmanlı izleri Varna sokaklarında da kendini hissettiriyor.
Avrupa’nın En Büyüklerinden Biri: Deniz Bahçesi ve Altın Kumlar
Varna gezilecek yerler listesinin başında kesinlikle Deniz Bahçesi (Sea Garden – Primorski) geliyor. Buraya sadece bir park demek haksızlık olurdu! 1878’de açılan ve kıyı boyunca 8 km uzanan bu devasa yeşil alan, Avrupa’nın en büyük parklarından biri. Adeta şehirle sahil şeridini ayıran yemyeşil bir koruluk gibi uzanıyor.
Deniz Bahçesi Varna, içinde Deniz Müzesi’nden akvaryuma, ünlü Bulgar heykellerinden Copernicus Rasathanesi ve Gözlemevi’ne, hatta bir açık hava tiyatrosuna kadar birçok farklı mekanı barındırıyor. Çocuklu aileler için ise adeta bir cennet! Parktaki kafelerde kahvenizi yudumlarken, çocuğunuzun güvenle oyun alanlarında eğlendiğini izleyebilirsiniz. Ayrıca, parkın içindeki hayvanat bahçesinde aslanlardan lamalara, develerden pelikanlara kadar 72 farklı hayvan türü koruma altında.
Yaz turizminin parlayan yıldızı Altın Kumlar (Golden Sands – Zlatni Pyasatsi) da Varna’dan kolayca ulaşabileceğiniz, Bulgaristan’ın en ünlü tatil bölgelerinden biri. İnce kumlu plajları, yeşilin ve mavinin dans ettiği manzaralarıyla burası kesinlikle görülmeye değer. Ben plajın kenarından geçerken denize koşan, güneşlenen insanları görünce içimin gittiğini itiraf etmeliyim. Ancak gezi planıma sadık kalarak keşfe devam ettim!
Tarihin Derinliklerinde Bir Yolculuk: Varna Arkeoloji Müzesi ve Altın Hazinesi
Şehir merkezine sadece 10 dakikalık bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz Varna Arkeoloji Müzesi, bu şehrin ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne seriyor. 1901’de kurulan müze, 1983’te eski kız lisesi binasına taşınarak geniş bir sergi alanına kavuşmuş.
Müzede beni en çok etkileyen şey, şüphesiz Varna Altın Hazinesi’ydi. MÖ 4000-4200 yıllarına tarihlenen, dünyanın bilinen en eski işlenmiş altınlarını içeren bu hazine, 1972’de Varna Gölü yakınlarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmış. Üç binden fazla altın parçasıyla Varna Arkeoloji Müzesi, adeta tarihin derinliklerine bir kapı açıyor.
Antik çağda Odesos adıyla bilinen Varna’nın, Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yaptığını burada daha net anlıyorsunuz. Ne yazık ki, Osmanlı dönemine ait eserler müzede çok kısıtlı bir yer kaplıyor. Bu durum, Balkanlarda ulus devletlerin kuruluşuyla Osmanlı mirasının reddedilmesi ve tasfiye edilmesi eğiliminin bir yansıması. Ancak Varna’da hala ibadete açık olan Aziziye Camii gibi yapılar, bu derin kültürel etkileşimin birer kanıtı olarak varlığını sürdürüyor. Ayrıca, Bulgaristan turizm için önemli bir merkez olan Varna’da eğitim de oldukça gelişmiş; 8 farklı üniversitesi ile bir eğitim merkezi konumunda.
“Varna Gezi Rehberi: Nazım’ın Hasretinden Modern Bir Karadeniz Hikayesi” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet yazılarımıza göz atabilirsiniz.
Ceren’den Gezi İpuçları
- Toplu Taşımayı Kullanın: Şehir merkezi oldukça kompakt ve çoğu yere yürüyerek ulaşmak mümkün. Ancak Altın Kumlar Varna gibi daha uzak yerlere gitmek isterseniz, otobüs veya tren seferleri oldukça uygun fiyatlı ve pratik.
- Gül Ürünlerini Kaçırmayın: Operanın karşısındaki köşede bulunan “Bulgarian Rose” mağazasından gül yağı, lavanta ve diğer kozmetik ürünlerini almadan dönmeyin. Sevdiklerinize harika hediyeler bulabilirsiniz, üstelik kaliteleri de şahane!
- Yerel Pazarı Keşfedin: Rusçuk Sokağı Pazarı, yerel halkın yetiştirdiği taze sebzeleri, meyveleri ve el emeği ürünlerini bulabileceğiniz rengarenk bir yer. Burada hem keyifli vakit geçirecek hem de yerel kültüre daha yakından tanıklık edeceksiniz.
Varna, ıhlamur kokuları altında dolaşabileceğiniz, martıların elinizdeki atıştırmalığı kaptığı, güler yüzlü ve nazik insanlarla dolu, kadim bir Avrupa şehri. Tarihi dokusuyla çağdaş yaşamı harmanlayan bu şehirde görülecek o kadar çok yer var ki, 5 günlük gezimde bile her köşesine yetişemedim. Deniz Müzesi, Roma Hamamları, Taş Ormanı gibi yerler, beni Varna’ya tekrar gelmek için motive eden güzelliklerden sadece birkaçı.
Bir dahaki sefere Nazım Hikmet’in kaldığı Bor Oteli’ni ziyaret etmek de planlarım arasında. “Çam ağacı” anlamına gelen Bor kelimesiyle anılan bu otelde Nazım, ‘Memet’, ‘Mavi Liman’, ‘Gülhane Parkı’ ve ‘Bor Oteli’ gibi unutulmaz şiirlerine imza atmış.
Şimdi sizinle, Nazım’ın Bor Oteli’nde yazdığı o şiirle veda etmek istiyorum. Umarım bu Varna gezi rehberi, size bu güzel şehri keşfetmek için ilham vermiştir. Sizin Varna ile ilgili anılarınız veya gitmeyi düşündüğünüz yerler var mı? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın!
Bor Oteli
Şu Varna’da uyumanın yolu yok geceleri,
uyumanın yolu yok
yıldızların bolluğundan,
yakınlığından parlaklığından,
kumlukta hışırtısından dalgaların,
sedefleriyle,
çakıllarıyla,
tuzlu yosunların hışırtısı;denizde bir yürek gibi atan motor sesinden,
İstanbul’dan çıkıp Boğaz’ı geçip odamı dolduran anıların yüzünden
kimisinin gözü yeşil,
kimisinin bilekleri kelepçeli
kimisinin bir mendil var elinde,
lavanta çiçeği kokuyor mendil.Şu Varna’da uyumanın yolu yok, gülüm
Şu Varna’da, Bor Oteli’nde.Nazım Hikmet
Sağlıkla ve seyahatle kalın!
İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:
Hallstatt Gezi Rehberi: Avusturya’nın Masalsı Köyüne Işınlanın!
Niagara Şelalesi: Ters Akan Şelalenin Büyüleyici Hikayesi ve Unutulmaz Bir Gezi Rehberi
St. Petersburg Gezi Rehberi: Sanatın, Tarihin ve Beyaz Gecelerin Kucakladığı Bir Şehir
