1. Anasayfa
  2. Keşfet

Perge Antik Kenti: Helenistik Dünyanın İncisi ve Roma’nın Görkemli Mirası

Perge Antik Kenti: Helenistik Dünyanın İncisi ve Roma’nın Görkemli Mirası
Perge Antik Kenti: Helenistik Dünyanın İncisi ve Roma'nın Görkemli Mirası
0

Merhaba sevgili gezgin dostlarım! Bu sefer rotamızı, Anadolu’nun kalbinde, tarihin ve medeniyetin beşiği Antalya‘nın incisi Perge Antik Kenti‘ne çeviriyoruz. Perge, sadece bir ören yeri değil, adeta zaman kapsülü gibi. Buraya adım attığınızda, ben kendimi bir anda binlerce yıl öncesine ışınlanmış gibi hissettim. Biraz hayal gücüyle, Aziz Paulus‘u o görkemli Sütunlu Cadde‘de yürürken görmek ya da Roma döneminin kalabalık çarşılarında kaybolmak hiç de zor değil!

Efes veya Bergama gibi, Perge de ülkemizin antik dönemi en iyi yansıtan, en büyüleyici yerlerinden. Her köşesinde başka bir hikaye, başka bir fısıltı saklı. Hazırsanız, benimle birlikte bu olağanüstü Helenistik ve Roma harikasının derinliklerine dalalım!

Perge’nin Büyüleyici Tarihi: Bir Zaman Tüneli Yolculuğu

Perge'nin Büyüleyici Tarihi: Bir Zaman Tüneli Yolculuğu
Perge’nin Büyüleyici Tarihi: Bir Zaman Tüneli Yolculuğu

Antalya‘nın Aksu ilçesi sınırlarında, Kestros (Aksu) Çayı’nın hemen yanı başında yer alan Perge, antik dünyada Likya ile Kilikya arasında uzanan Pamfilya‘nın başkentiymiş. Kazılardan elde edilen bulgulara göre, buradaki yerleşim tarihi MÖ 3000’lere, hatta Paleolitik döneme kadar uzanıyor. Yani ben bugün üzerinde yürüdüğüm toprağın ne kadar kadim olduğunu düşündükçe tüylerim diken diken oldu!

Perge, Hititler döneminde önemli bir merkezken, efsanelere göre Truva Savaşı‘ndan dönen Akhalar tarafından kurulmuş. Daha sonra Perslerin hakimiyetine girmiş. Ancak Pamfilya için asıl dönüm noktası, MÖ 333’te Büyük İskender‘in bölgeye gelişi olmuş. Perge, barışçıl bir şekilde teslim olarak Helenistik dönemin kapılarını aralamış ve bu dönemden günümüze sur ve kule kalıntıları miras kalmış.

Büyük İskender‘in ardından başlayan komutanlar arasındaki çekişmeler, Perge‘yi de bir o yana bir bu yana savurmuş. Nihayetinde Roma İmparatorluğu‘nun istikrarı bu topraklara barışı getirmiş ve Perge, altın çağını yaşamaya başlamış. Özellikle İmparator Hadrianus dönemi ve şehrin kızı unvanını alan Plancia Magna‘nın çabalarıyla Perge, adeta baştan yaratılmış. Onun bu şehre kattığı eserler ve güzellikler, bugün bile bizi kendine hayran bırakıyor. İşte bu dönemde Perge‘nin o meşhur tiyatro, stadyum ve hamam gibi devasa yapıları yükselmiş.

Hristiyanlığın ilk yıllarında Aziz Paulus‘un ilk misyonerlik yolculuğuna Perge‘den başlaması, kentin ruhani önemini de artırmış. Daha sonra Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan şehir, Arap akınları ve Selçuklu hâkimiyeti ile farklı dönemlere tanıklık etmiş. Ancak bugün gördüğümüz ihtişamın büyük bir kısmı, bana kalırsa kesinlikle Roma döneminin izlerini taşıyor.

Perge’de Görülmesi Gerekenler: Adım Adım Antik Kent Keşfi

Perge‘ye vardığınızda, henüz içeri girmeden sizi büyüleyecek devasa yapılar karşılayacak. Ben kapıdan girer girmez, Roma dönemine açılan dev bir kapıdan geçmiş gibi hissettim. İşte benim için Perge‘nin olmazsa olmazları:

  • Tiyatro: Kocabelen Tepesi yamacında yer alan bu Greko-Roman tiyatro, 12.000 kişilik kapasitesiyle beni adeta geçmişe sürükledi. Sahne binasının üç katlı mimarisi ve özellikle Dionysos‘un hayatını anlatan frizleri inanılmaz. Akustiği ise harika; bir deneyin, sesinizin nasıl yankılandığına şaşıracaksınız! Bu frizlerin asıllarını mutlaka Antalya Müzesi‘nde görmelisiniz.
  • Stadyum: Antik dünyadan günümüze en iyi korunmuş stadyumlardan biri olan Perge Stadyumu, 234 metre uzunluğuyla gladyatör dövüşlerinin ve atletizm müsabakalarının canlılığını bugüne taşıyor. Kemer boşluklarının zamanında dükkan olarak kullanıldığını öğrenmek, beni şehrin ticari hayatına dair hayallere sürükledi.
  • Hellenistik Kapı: Şehrin en eski ve en heybetli yapılarından biri olan bu kapı, simetrik iki oval kulesiyle zamanında Perge‘nin en önemli savunma noktasıymış. İç avludaki 28 nişte, şehrin kurucuları ve gelişmesine katkıda bulunan asillerin heykelleri varmış. Düşünsenize, bir zamanlar burası adeta bir şeref avlusuymuş!
  • Güney Hamamı: Devasa boyutu ve karmaşık yapısıyla Güney Hamamı, Roma döneminin lüksünü gözler önüne seriyor. Soyunma odalarından (apodyterium) soğukluk (frigidarium) ve sıcaklık (caldarium) bölümlerine kadar her detayıyla kendimi bir an o dönemin hamam kültürünün içinde buldum. Kazılarda bulunan ve şu an Antalya Müzesi‘nde sergilenen Athena, Aphrodit, Nemesis gibi tanrı heykelleri, burayı adeta bir sanat galerisine dönüştürmüş.
  • Sütunlu Cadde (Ana Bulvar): Benim için Perge‘nin en ikonik noktası kesinlikle burası! Şehrin kuzeyden güneye uzanan, ortasından kanal içinde su akan, kenarları sütunlarla çevrili ve yer yer mozaiklerle bezeli bu bulvar, beni mest etti. Düşünsenize, Kestros Çeşmesi‘nden akan su, bu kanallarla tüm şehre yayılıyormuş. Sağınızda solunuzda dükkanlar, galeriler… Gerçekten nefes kesici!
  • Agora: Türkiye’deki ikinci en büyük Agora, Helenistik Kapıların doğusunda yer alıyor. Ortasında yuvarlak planlı bir tholos, etrafında dükkanlarla çevrili sütunlu galeriler… Burası bir zamanlar sebzeden parfüme, mücevherden ete kadar her türlü ticaretin yapıldığı, şehrin kalbinin attığı yerdi.
  • Hadrianus Takı: Helenistik kulelerin hemen kuzeyinde, Sütunlu Cadde‘nin başlangıcında yer alan bu görkemli tak, İmparator Hadrianus döneminde Plancia Magna tarafından inşa edilmiş. Üzerindeki yazıtlar, bir zamanlar burada Artemis Pergaia‘dan imparatorlara kadar birçok heykelin bulunduğunu fısıldıyor.
  • Kestros Çeşmesi: Sütunlu Ana Cadde‘nin kuzey ucunda yer alan bu anıtsal çeşme, Nehir Tanrısı Kestros‘un heykeliyle süslüymüş. Su kemerleri sayesinde şehre hayat veren bu çeşme, bugün Antalya Müzesi‘nde sergilenen Zeus, Artemis, Apollon heykelleriyle daha da anlam kazanıyor.
  • Akropol: Kentin en eski yerleşim alanı olan Akropol, 60 metre yükseklikteki tepeden Perge‘ye bambaşka bir perspektif sunuyor. Buradan kentin genel planını izlerken, şehrin ne kadar düzenli ve planlı inşa edildiğini bir kez daha anladım.

Perge‘deki kazılar hala devam ediyor ve her geçen gün yeni sırlar gün yüzüne çıkıyor. Hristiyanlık döneminden kalan kilise kalıntıları ve nekropol alanları da keşfedilmeyi bekleyen diğer noktalar. Ama bana güvenin, Kestros Çeşmesi‘nin yanından tepeye çıkıp Seyir Terası‘ndan kente bakmadan dönmeyin; o manzaraya gerçekten büyüleneceksiniz!

Ceren’den Perge Gezisi İpuçları

Sevgili dostlarım, Perge ziyaretinizden maksimum keyif almanız için işte size benim kişisel tavsiyelerim:

  1. Rahat Ayakkabılar Şart: Antik kent oldukça geniş bir alana yayılmış durumda ve zemini düzensiz. Bol bol yürüyeceğiniz için kesinlikle rahat spor ayakkabıları tercih edin.
  2. Antalya Müzesi’ni Es Geçmeyin: Perge‘yi tam anlamıyla anlamak ve heykellerin, frizlerin orijinal hallerini görmek için Antalya Müzesi‘ni ziyaret etmeyi mutlaka programınıza ekleyin. Müze’nin büyük bir kısmı Perge eserlerine ayrılmış durumda ve Yorgun Herakles Heykeli gibi paha biçilmez parçaları görmek sizi hayran bırakacak.
  3. Su, Şapka ve Güneş Kremi Unutmayın: Özellikle yaz aylarında Antalya‘nın sıcağı göz ardı edilemez. Bol su alın, geniş kenarlı bir şapka ve güneş kremi kullanarak kendinizi güneşten koruyun.
  4. Müze Kart Kullanın: Eğer sık sık tarihi yerleri ziyaret ediyorsanız, Müze Kart edinmek oldukça avantajlı olacaktır. Perge‘ye giriş Müze Kart ile ücretsiz!
  5. Ziyaret Saatlerini Takip Edin: Özellikle yaz aylarında sabah erken saatlerde veya akşamüstü gelmek, hem sıcaktan kaçınmanızı hem de daha sakin bir atmosferde gezmenizi sağlar. Nisan-Ekim arası 08.30-19.30, Kasım-Mart arası 08.30-17.30 saatleri arasında açık.

“Perge Antik Kenti: Helenistik Dünyanın İncisi ve Roma’nın Görkemli Mirası” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Perge’ye Nasıl Gidilir?

Perge Antik Kenti, Antalya il merkezine yaklaşık 18 km uzaklıktaki Aksu ilçesinde yer alıyor. Toplu taşıma ile gitmek isterseniz, Antalya‘nın farklı noktalarından (Kepez, Lara) kalkan AC03, AF04A, BA22, 527A, 528 numaralı otobüslerle Aksu’ya ulaşabilir, oradan da yaklaşık 1,5 kilometrelik kısa bir yürüyüşle ya da taksiyle Perge‘ye varabilirsiniz.

Perge, gittiğinize kesinlikle değecek, gördüğünüzde sizi kendine hayran bırakacak, antik Roma kentinin ihtişamını bugüne taşıyan muhteşem bir yer. Her köşesinde başka bir yaşanmışlık, başka bir büyü var. Ben oradan ayrılırken, keşke daha fazlasını görebilseydim, keşke asıl halini yaşayabilseydim diye düşündüm durdum.

Haydi siz de bu büyülü yolculuğa çıkın ve Perge Antik Kenti‘nin eşsiz atmosferini kendi gözlerinizle deneyimleyin! Ziyaretinizden sonra yorumlarınızı ve en sevdiğiniz köşeyi benimle paylaşmayı unutmayın. Yeni maceralarda görüşmek üzere!,

İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

Varna Gezi Rehberi: Nazım’ın Hasretinden Modern Bir Karadeniz Hikayesi

Napoli’nin Kalbine Yolculuk: İtalya’nın Asi Ruhlu Şehri Gezi Rehberi

Urbino Gezi Rehberi: Zamanın Durduğu Bir Rönesans Kenti Keşfi

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir