Merhaba gezgin dostlar! Ben Ceren Gezgin. Bugün size, yanı başımızda olup da çoğu zaman gezgin gözüyle bakmayı unuttuğumuz, ama her bir köşesi ayrı bir hikaye barındıran muhteşem bir rotadan bahsedeceğim: Adatepe Köyü. Senelerdir dost ziyaretlerine, kültürel etkinliklere gittiğim, eş dost ağırladığım bu şirin yerleşim yerine, bu kez www.gezginimgezgin.com için bir gezi rehberi hazırlamak üzere bambaşka bir gözle baktım. Ve inanın, Kazdağları’nın bu saklı cenneti, her defasında beni şaşırtmayı başarıyor!
Yaşadığım Yeşilyurt ile Adatepe adeta ikiz kardeşler gibi. Bu iki köyü birbirine bağlayan dört güçlü bağ var diyebilirim: köklü ve antik bir tarihe sahip olmaları, **çok kültürlü** yapıları, benzer **Kuzey Ege mimarisi** ve en önemlisi, hem yerel halkın hem de doğanın kucaklayıcı ruhu. Dünya üzerinde bu kadar uyumlu komşu köylere kaç yerde rastlayabiliriz ki?
Eğer Yeşilyurt’u da merak ediyorsanız, Yeşilyurt Gezi Rehberi: Efsane Dağın Eteğinde Bir Köy yazıma da göz atabilirsiniz.
Kazdağları’nın Kalbinde Bir Keşif: Adatepe’ye Nasıl Ulaşılır?
Peki, bu güzelim köye nasıl ulaşacağız? Çanakkale-İzmir karayolu üzerinde, şirin sahil kasabası **Küçükkuyu**’dan geçerken, Uysal Market ve Uysal Restoran’ın tam karşısından ayrılan bir yol göreceksiniz. Üzerinde “Zeus Altarı 2 km” yazan kahverengi levhayı takip edin.
Levha 2 km dese de, yaklaşık 4.5 km boyunca zeytinliklerin arasından kıvrıla kıvrıla yükselen keyifli bir yolculuk sizi bekliyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 300 metreye çıkan bu yol, zaman zaman keskin virajlara sahip olsa da, her anında **Edremit Körfezi**’nin muhteşem manzaralarını sunuyor. Köye girişte sağda Zeus Altarı tabelasını göreceksiniz. Benim önerim, önce köyün ruhunu içinize sindirin, sonra ayrılmadan önce bu efsanevi noktayı ziyaret edin.
Adatepe’nin Taş Sokaklarında Neler Gizli?
Adatepe’ye girdiğinizde yol daralır, ama endişelenmeyin, bu kısa bir geçiş. Biraz sabırla yürüdükten sonra kendinizi köyün geniş meydanında bulacaksınız. Burada otomobilinizi rahatça park edebileceğiniz bir alan mevcut.
Meydanda birçok hoş mekan bulabilirsiniz ama yılların deneyimiyle benim favorim, yaklaşık 100 metre ilerideki Dut Dibi. Burada lezzet, fiyat ve güleryüz üçlemesini her zaman yakalıyorum. Burası, yemeğinizin tadını çıkarırken, ailenin sıcaklığıyla gönlünüzü fethedecek harika bir işletme.
Köyü keşfetmeye meydandan başlayıp camiye doğru hafifçe yükselen taş döşeli yoldan devam etmenizi öneririm. Bu yolda yürürken, her biri ayrı bir hikaye anlatan güzelim taş evler, yeni açılan Margu Restaurant&Cafe, Ida Blue Otel ve Hünnap Han gibi şık konaklama seçenekleri size eşlik edecek. Yolun sonunda ise, bölgenin **Kuzey Ege mimarisi** özelliklerini taşıyan, avlusunda Osmanlı döneminden kalma mezarları barındıran sade ama zarif köy camii karşınıza çıkacak. Yakın zamanda restore edilmiş bu cami, köyün dingin ruhunu yansıtıyor.
Koca Kayası’ndan Panoramik Bir Bakış ve Taş Mektep’in Hikayesi
Camiden ayrılıp biraz batıya yöneldiğinizde, yol sizi köyün dışına doğru, ancak yine de **tarihi köy** dokusunu hissettiren taş evlerin arasından geçirecektir. Yaklaşık 500 metre kadar yürüyüp Koca Kayası olarak bilinen bu yüksek noktaya ulaştığınızda, zahmetinizin karşılığını fazlasıyla alacaksınız. Buradan, köyün şahane görünümünün yanı sıra, ardında yükselen İda Dağları ve uzakta parıldayan Edremit Körfezi‘nin nefes kesen manzarası sizi büyüleyecek. Burada oturup biraz soluklanın, bu **doğal yaşam alanı**nın ve manzaraların tadını çıkarın; buna kesinlikle değer!
Aşağı inip geldiğiniz yoldan köye dönerken, bu kez sağa saparsanız, cami yerine köyün karakteristik yapılarından biri olan eski ilkokul binasına ulaşırsınız. Yörenin klasik taşlarıyla inşa edilmiş bu okul binası, estetik güzelliğiyle dikkat çekiyor.
Köy nüfusunun zamanla azalmasıyla 1985’te eğitime kapanan bu okul, şimdi başka bir amaca hizmet ediyor. Köyün idealist sakinleri sayesinde, 1999’dan itibaren yaz aylarında **Taş Mektep** Seminerleri’ne ev sahipliği yapmaya başlamış. Yetişkin eğitimine ve **kültürel keşif**lere olanak tanıyan bu oluşum (www.adatepetasmektep.com/), Adatepe’nin tanıtımına büyük katkı sağlıyor.
Okuldan köy meydanına doğru tatlı bir eğimle inerken, sağınızda ve solunuzda uzanan taş binaların güzelliği gözünüzü okşayacak. Meydanı arkanızda bıraktığınızda ise, mübadele öncesi Rum mahallesi olarak bilinen, **zeytinlikler** ve ormanlık alana bitişik, Zeus Altarı’na en yakın bölgeye varacaksınız. İşte şimdi **Zeus Altarı**’nı ziyaret etme vakti!
Zeus’un Gözünden Edremit Körfezi: Adatepe’de Efsanevi Manzara
Köy girişinden Altar’a uzanan yürüyüş yolu yaklaşık 790 metre. Bu keyifli parkurda yürürken, solunuzda **Adatepe Köyü**’nün büyüleyici manzarası size eşlik edecek. Çam ormanının içinden geçen bu patika, sizi hayatınızda görebileceğiniz en muhteşem manzaralardan birine, **Edremit Körfezi**’nin engin maviliğine ulaştıracak.
Burada durduğunuzda, soldan sağa yaklaşık 100 km’lik bir görüş alanına sahip olduğunuzu fark edeceksiniz. İşte bu yüzden mitolojide tanrılar tanrısı **Zeus**’un, efsanevi **Troya Savaşı**’nı buradan yönettiği anlatılır. Benim de favori noktalarımdan biri burası.
Manzarayı soldan sağa doğru izlemeye başladığınızda, aşağıda Altınoluk’u, körfezin karşısında ise Burhaniye, Ören, irili ufaklı tatil beldeleri, Madra Dağları, Ayvalık ve Cunda Adası’nın arka tarafını, en sağda ise Midilli Adası’nı göreceksiniz. Altarın hemen altında ise şirin **Küçükkuyu** uzanır. Tüm bu görkemli tabloya, göz alabildiğine uzanan **zeytinlikler** eşlik eder. Altarın bulunduğu kayalık, sanki büyük bir havalimanının kontrol kulesindeymiş hissi veriyor; elinizi uzatsanız bu geniş coğrafyaya dokunabilecekmişsiniz gibi. Burası, **deniz manzarası**nın ve efsanelerin iç içe geçtiği eşsiz bir nokta.
Yaz kış demeden ziyaretçisi eksik olmayan bu yer, özellikle gün doğumlarında ve batımlarında adeta tablo gibi bir güzelliğe bürünüyor. Ben burada defalarca bulundum, hatta bir dolunay gecesinde, Ay’ın bütün körfezi nasıl pırıl pırıl aydınlattığına şahit oldum ki, o anı anlatmakla olmaz, yaşamak lazım!
Ceren’den Gezi İpuçları
- Doğru Zamanlama: Adatepe ve Zeus Altarı’nı ziyaret etmek için en ideal zamanlar bahar ve sonbahar aylarıdır. Hava daha ılıman olur ve yürüyüşler çok daha keyifli geçer. Yaz aylarında ise, gün batımına yakın saatleri tercih etmenizi öneririm.
- Lezzet Durağı: Köy meydanındaki kalabalık alternatifler yerine, benim favorim olan **Dut Dibi**’ni mutlaka deneyin. Samimi ortamı ve lezzetli ev yemekleriyle köy deneyiminizi tamamlayacak.
- Koca Kayası’nı Es Geçmeyin: Sadece Zeus Altarı ile yetinmeyin! Köyün batısındaki Koca Kayası’na çıkan kısa bir yürüyüşle, köyün, İda Dağları’nın ve Edremit Körfezi’nin farklı bir açıdan muhteşem panoramik manzarasını yakalayabilirsiniz.
- Konforlu Ayakkabılar: Köyün taşlı ve eğimli sokaklarında rahatça gezinebilmek için yanınıza mutlaka rahat yürüyüş ayakkabıları alın. Zeus Altarı’na giden yol da yürüyüşe uygun ayakkabı gerektiriyor.
Adatepe Köyü, küçük ama köklü tarihiyle, **Kuzey Ege mimarisi**nin en güzel örnekleriyle ve eşsiz **doğal yaşam alanı**yla kendini hemen hissettiren kimlikli bir yerleşim merkezi. ‘Butik köy’ gibi yapay tanımlamalara itibar etmeyin, çünkü burası suni değil, geçmişi son derece dopdolu, yaşayan, nefes alan harika bir Batı Anadolu köyü. Onun da ötesinde, üzerinde bolca araştırma yapıp fikirler yürütebileceğiniz bir tarih ve kültür hazinesi. Eğer böylesine sağlam bir kültürel altyapısı olmasaydı, **Taş Mektep** Seminerleri gibi felsefeyi, sanatı ve kaliteli yaşamı önceliklendiren bir oluşum yıllardır ayakta kalabilir miydi?
Gelin, siz de Adatepe Köyü‘nün taş sokaklarında kaybolun, Kazdağları‘nın serin rüzgarını hissedin ve Zeus Altarı‘nda efsanelere kulak verin. Bu **kültürel keşif**e ne zaman çıkmayı planlıyorsunuz? Yorumlarda benimle paylaşın, belki bir gün Adatepe’nin taş evlerinde karşılaşırız!
