1. Anasayfa
  2. Keşfet

Lutsk Gezi Rehberi: Ukrayna’da Gizli Kalmış ‘Küçük Roma’yı Keşfedin!

Lutsk Gezi Rehberi: Ukrayna’da Gizli Kalmış ‘Küçük Roma’yı Keşfedin!
Lutsk Gezi Rehberi: Ukrayna'da Gizli Kalmış 'Küçük Roma'yı Keşfedin!
0

Merhaba sevgili gezi tutkunları! Ben Ceren Gezgin ve yine kendimi yepyeni bir maceranın kollarında buldum. Ukrayna’nın az bilinen, ancak her köşesi tarih ve kültür kokan o özel şehirlerine olan merakım beni bu kez batının incisi olarak adlandırılan Lutsk‘a sürükledi. Burası gerçekten de ‘küçük Roma’ lakabını sonuna kadar hak eden, binlerce yıllık izleri modern dokunuşlarla harmanlayan şirin bir hazine.

Styr Nehri’nin nazik kıyılarında, yaklaşık 42 kilometrekarelik bir alana yayılan bu küçük şehir, 220.000 kişilik nüfusuyla bana hem sıcak bir kasaba hissi verdi hem de barındırdığı dört üniversite, sayısız kilise ve manastırıyla büyük bir manevi merkezin ağırlığını hissettirdi. Sanki Orta Çağ’dan kalma bir kalenin gölgesinde, Sovyet mimarisinin ve 19. yüzyılın zarif yapıların güzel bir uyumunu izliyordum.

Lutsk’a Nasıl Ulaşılır ve İlk İzlenimlerim Nelerdi?

Lutsk'a Nasıl Ulaşılır ve İlk İzlenimlerim Nelerdi?
Lutsk’a Nasıl Ulaşılır ve İlk İzlenimlerim Nelerdi?

Ukrayna’daki her seyahatim gibi Lutsk turum da bir gece treniyle başladı. Kiev’den Kovel yönüne giden trenim beni sabahın erken saatlerinde, 05:00 sularında Lutsk‘a ulaştırdı. Ukrayna’nın gece trenleri başlı başına bir deneyim! Önceden biletlerimi almış olsam da, ucuz olsun diye seçtiğim 3. mevkide bir vagon dolusu insanla birlikte, daracık ranzamda uyumaya çalıştığım o anları gülümseyerek hatırlıyorum. Temiz çarşaflar, yastık kılıfları ve küçük bir havluyla gelen poşetler ise Ukrayna trenlerinin vazgeçilmezi.

Şehre ulaşım, özellikle Lviv veya Kiev üzerinden oldukça pratik. Benim için Lviv ile Lutsk arası yaklaşık 150 km’lik otobüs yolculuğu (yaklaşık 3 saat), Kiev’den ise otobüsle 7, trenle 8 saat sürdü.

  • Havaalanı: Lutsk’a en yakın havaalanı Lviv’de.
  • Şehir İçi Ulaşım: Otobüs terminali ve tren istasyonu merkezden 2 km kadar uzaklıkta. 5, 8, 9 numaralı troleybüsler veya minibüslerle merkezi Tiyatro Meydanı’na kolayca ulaşabilirsiniz. Yerel otobüsler biraz kafa karıştırıcı olsa da (tarifeler ve haritalar pek belirgin değil), biletleri direkt görevliden alıp 3 Grivna ödeyerek şehri gezebilirsiniz.

Konaklama için ise şehirde yaklaşık 17 otel ve apart otel seçeneği mevcut. Restpark, Hotel Altamira, Laguna, Svitiaz gibi birçok alternatif bulunuyor.

Ceren’den Lutsk Gezi İpuçları:

  • Tren Bileti Uyarısı: Ukrayna’da trenler çok popüler ve ucuz olduğundan, özellikle gece trenlerinde yer bulmak zor olabilir. Biletlerinizi önceden almanızı şiddetle tavsiye ederim. Ve evet, 3. mevki deneyimi oldukça ilginç ama konfor beklentiniz düşük olsun!
  • Zindan Saatlerine Dikkat: Aziz Peter ve Paul Katedrali altındaki Lutsk Zindanı’nı gezmek isterseniz, belirli tur saatleri olduğunu unutmayın. Benim gibi programınıza uydurmakta zorlanmayın, gitmeden önce saatlerini kontrol edin!
  • Fotoğraf Çekimi Esnekliği: Kiliselerde ve manastırlarda fotoğraf çekim kuralları bazen katı olabiliyor. Ancak bazen ‘anlamamazlıktan gelmek’ işe yarayabiliyor. Denemekten çekinmeyin, ama saygıyı elden bırakmayın.

Lutsk Gezilecek Yerler: Tarihin İzinde Bir Keşif

Lutsk‘u keşfetmeye şehrin kalbi olan Tiyatro Meydanı’ndan (Maydan Teatralnyy) başladım. Burası adeta şehrin 900 yıllık başlangıcına bir kapı aralıyor. Meydanın güneyinde uzanan Lesya Ukrainka Caddesi, Sovyet dönemi binalarının ve Ukrayna’nın en sevilen yazarlarından Lesya Ukrainka’nın heykelinin gölgesinde uzanıyor. Meydanın hemen solunda yükselen görkemli Kutsal Trinity Ortodoks Katedrali ise ilk durağımdı. Barok mimarisi ve içindeki balmumuyla parlatılmış mistik atmosferiyle beni hemen içine çekti. Dışındaki gül bahçesi ise adeta bir huzur vahasıydı.

Lutsk’un Kalbi: Lesya Ukrainka Caddesi’nden Tarihin Derinliklerine

Lutsk‘un en popüler ve hareketli caddesi, adını meşhur yazardan alan Lesya Ukrainka Caddesi. Tiyatro Meydanı’ndan başlayıp Brotherhood Köprüsü’ne kadar uzanan bu trafiğe kapalı yaya yolu, adeta bir açık hava müzesi gibi. On sekizinci yüzyıldan kalma Polonya İmparatorluğu yapıları, 19. yüzyılın güçlü Polonya etkilerini taşıyan binalar ve Sovyet döneminden kalma yapılar, şaşırtıcı bir uyum içinde bir arada duruyor. Cadde üzerindeki kafe, restoran ve dükkanlar, şehrin canlılığını bana hissettirdi.

Caddenin ilerisinde karşıma çıkan Aziz Peter ve Paul Katedrali ile Cizvit Koleji, Barok tarzının en güzel örneklerinden biriydi. 1616-1639 yılları arasında inşa edilen bu görkemli yapı, bir zamanlar teoloji ve felsefe eğitimlerinin verildiği bir merkezmiş. Kapalı olduğu dönemlerde Ateizm Müzesi olarak bile kullanıldığını öğrenmek, tarihin ne kadar farklı yüzleri olduğunu bir kez daha gösterdi bana. Katedralin altındaki üç katlı Lutsk Zindanı da keşfedilmeyi bekleyen bir başka gizemli yerdi, ne yazık ki tur saatleri uymadığı için içeri giremedim.

Lutsk Lubart Kalesi: Ukrayna’nın Yedi Harikası’ndan Biri

Lutsk gezisi dendiğinde akla ilk gelen yer şüphesiz ki Lutsk Lubart Kalesi. Şehrin simgesi haline gelmiş bu Yüksek Kale, aynı zamanda Ukrayna para birimi olan 200 Grivna’nın arka yüzünde de yer alıyor. Burası sadece bir kale değil, aynı zamanda Ukrayna’nın yedi harikası arasında gösterilen, bin yıllık bir geçmişe sahip efsanelerle dolu bir yapı.

1340’larda Litvanya Büyük Dükü Lubart tarafından inşa ettirilen bu taş yapı, Orta Çağ’da birçok kuşatmaya direnmiş. 1429 yılında Avrupa’nın önemli liderlerinin bir araya geldiği Lutsk Kongresi’ne ev sahipliği yapması, kalenin tarihi önemini açıkça gösteriyor. Rivayete göre, o dönemde 5.000 kişilik Lutsk şehrine, kongreye katılan misafirler ve maiyetleriyle birlikte 15.000’den fazla kişi gelmiş! Böylesine büyük bir ağırlamayı gözümde canlandırmak bile beni etkiledi.

Kale aynı zamanda trajik bir geçmişe de sahip. II. Dünya Savaşı sırasında burada yaşanan Yahudi katliamı, şehrin acı dolu hafızasında yerini almış. Günümüzde ise restore edilmiş haliyle bir turizm merkezi. Kale içerisinde:

  • Çan Müzesi: 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar 90’dan fazla çanın sergilendiği, en eskisi 350 yıllık ve 1.5 ton ağırlığında olan çanlara ev sahipliği yapıyor.
  • Kitap Müzesi: 15. yüzyıldan kalma baskı makineleri ve çoğu İncil’den oluşan el yazması kitap koleksiyonlarıyla geçmişe bir yolculuk sunuyor.
  • Silah Müzesi: Surların üzerinde yer alan bu müze, eski silahları yakından görme fırsatı sunuyor.
  • Zindan: Demir kafeslerin arkasından gördüğüm zindan, geçmişin karanlık yüzünü hissettiriyor.

Ben 30 Grivna ödeyerek Kitap Müzesi, Çan Müzesi, Silah Müzesi, surlar ve hapishane gibi bölümleri gezebildim. Surların üzerinden şehrin genel manzarasına bakmak ve aşağıda yeni evlenen çiftleri izlemek çok keyifliydi. Hatta topuklarına değen saçlarıyla bir gelin görmek beni gerçekten şaşırttı; bu, geleneklerin ne kadar derinlere işleyebildiğinin bir kanıtıydı!

Lutsk’un Diğer Renkleri: Kiliseler, Caddeler ve Gizemli Evler

Kaleden sonra ara sokaklara dalarak Luteryan Kilisesi (şimdiki adıyla Baptist Kilisesi) ile karşılaştım. Neo-Gotik yapısıyla oldukça etkileyiciydi. Kapısı kapalı olunca, yan taraftan içeri süzülüp mutfaktan gelen sesler arasında birkaç fotoğraf çekip hızla çıktım. Karaim Caddesi üzerinde yürürken, Lutsk‘un zengin etnik yapısına tanık oldum. Bir zamanlar yoğun olarak Karaimlerin yaşadığı bu bölge, eski Türk-Tatar kabilelerinin mirasını taşıyor.

Yolum beni Styr Nehri kıyısındaki Mimar Golovan’ın Heykeller Evi‘ne çıkardı. 1979’dan beri üzerinde çalışılan, gotik, Rönesans ve masalsı tarzların eklektik bir birleşimi olan bu ev, yaklaşık 500’den fazla taş heykelle süslenmiş. Mimar Golovan’ı evin önünde üstü çıplak otururken görmek, buranın ruhuyla nasıl bir bütün olduğunu gösterdi bana. Gerçekten Ukrayna gezilecek yerler listenize eklenmesi gereken özgün bir durak!

Ayrıca, 1800’lerin sonunda şair Lesya Ukrainka’nın yaşadığı Kosach Ailesi Evi, tarihe dokunmak isteyenler için önemli bir nokta. Burada Lesya’nın ilk şiiri ‘Nadia’yı yazdığı odasını görebiliyorsunuz. St Bridget Manastırı ise sadece mimarisiyle değil, 1941’de burada yaşanan trajik 4000 kişilik katliam anıtıyla da hafızama kazındı.

Gün batımına yaklaşırken Bogdan Khmelnitsky Caddesi üzerinde yürüyerek Kültür Parkı‘na ulaştım. Kafeleri, restoranları, çocuk oyun alanları ve küçük gölüyle, şehrin kalbinde adeta bir nefes alma alanı. Çeşit çeşit bitki ve hayvan türleriyle dolu bu temiz ortamda gezinmek, günün yorgunluğunu atmak için harikaydı. Burası, Ukrayna‘da bir şehir parkının ne kadar önemli olabileceğini gösteren güzel bir örnek.

Lutsk’un ilginç detaylarından biri de, Sobornosti ve Molodi Bulvarları’nda bulunan ve 3 km’den fazla uzunluğuyla dünyanın en uzun apartman dairesi olarak bilinen yapı. 1969-1980 yılları arasında inşa edilmiş bu petek şeklindeki kompleks, 88 girişi ve 9000 kişilik nüfusuyla adeta bir şehir içinde şehir. Gelecekte bir turistik cazibe merkezi olması planlanan ‘Arka’ projesiyle de sokak sanatçılarına ev sahipliği yapıyormuş.

Lutsk, popüler Ukrayna şehirleri arasında belki de en az bilinenlerden biri. Ancak kendine has ambiyansı, binlerce yıllık tarihi dokusu ve henüz bozulmamış yönleriyle beni büyüledi. Orta Çağ’dan Sovyet dönemine uzanan mimarisi, farklı kültürlerin izlerini taşıyan sokakları ve samimi atmosferiyle burası, gerçekten de keşfedilmeyi bekleyen bir cevher. Eğer siz de benim gibi kültürel keşiflere, tarihin derinliklerine yolculuk etmeye ve otantik deneyimler yaşamaya bayılıyorsanız, bu ‘küçük Roma’ya mutlaka bir şans verin!

Unutmayın, en güzel anılar planlanmamış anlarda saklıdır. Gitmeden önce araştırmayı ve kalbinizin götürdüğü yere gitmeyi ihmal etmeyin. Siz de Lutsk hakkında ne düşünüyorsunuz? Ya da Lubart Kalesi‘nin efsanelerini duymuş muydunuz? Yorumlarınızı ve deneyimlerinizi benimle paylaşmayı unutmayın!

Merhaba! Ben Ceren Gezgin, dünyayı gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven biriyim.Soy adım gibi gerçekten gezginim. Çocukluğumdan beri gezmeyi ve keşfetmeyi çok seviyorum. İlk kez 18 yaşında yurt dışına çıktım ve o günden beri farklı ülkeleri gezmeye devam ediyorum.Gezdiğim yerler arasında Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika'dan ülkeler var. Gezdiğim yerleri ziyaret ederken sadece turistik yerleri değil, yerel hayatı da deneyimlemeye çalışıyorum. Yerel halkla tanışıyor, onların kültürlerini ve yaşam tarzlarını öğreniyorum.Gezilerimi ve deneyimlerimi fiyatinedir.net sitesinde paylaşıyorum. Sitede ülke rehberi, şehir rehberi, gezilecek yerler, konaklama, ulaşım ve yeme-içme gibi konularda bilgiler bulabilirsiniz.Dünyayı benimle tanımanızı çok isterim. Farklı kültürleri, farklı yaşam tarzlarını ve farklı güzellikleri keşfetmenize yardımcı olmak istiyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir