Merhaba sevgili Gezginim Gezgin okuyucuları! Bu sefer size öyle uzak bir diyardan değil, kalbimin en özel köşesinden sesleniyorum. Normalde keşfettiğim yeni yerlerin izini sürer, o anki heyecanımı satırlara dökerim. Ama bugün durum biraz farklı: size, 1997 yılından beri yuvam, hayatımın rengi olan Yeşilyurt Köyü‘nden bahsedeceğim. Burası, ilk gördüğüm günden beri beni ve ailemi kendine aşık eden bir yer. Bu yazı, bir gezi rehberinden çok, adeta gönlümden geçen bir aşk mektubu olacak; o yüzden tarafsızlık beklemiyorsanız doğru yerdesiniz!
Eski adıyla Büyük Çetmi, şimdiki adıyla Yeşilyurt… Burası, Edremit Körfezi‘nin kuzey yakasında, efsanevi Kaz Dağları‘nın eteklerine serilmiş, yemyeşil bir yurt köşesi. Gelin, bu büyülü köyün sokaklarında, taş evlerinde, enfes lezzetlerinde ve kadim hikayelerinde benimle birlikte kaybolun.
Kaz Dağları’nın Kalbinde Bir Zaman Tüneli: Yeşilyurt’un Köklü Hikayesi

Yeşilyurt Köyü‘nün tarihi, 1453 sonrası Fatih Sultan Mehmet’in donanmasını inşa eden Çepni boyundan Yörüklerin buraya yerleşmesiyle başlıyor. Yüzyıllar boyunca Osmanlı tebaasındaki Rumlarla kardeşçe yaşamış, ta ki 1924 mübadelesine kadar. O dönemde köyümüzün yarısı Midilli’ye göç etmek zorunda kalmış, ancak dışarıdan yeni göçmen gelmemiş. Bu durum, köyün özgün karakterini korumasında önemli bir rol oynamış.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Çanakkale-İzmir yolu üzerinde olması, ilkokulu ve modern yaşama uyumlu halkıyla Yeşilyurt, örnek bir köy olmuş. Hatta köy meydanında 29 Ekim Cumhuriyet Baloları yapılırmış! Ancak 1960’larda yolun köy dışına alınması ve halkın deniz kıyısına, Küçükkuyu‘ya yerleşmesiyle köy bir gerileme dönemi yaşamış. Neyse ki, köklü sosyal yapısı sayesinde özgünlüğünü kaybetmeden bu süreci atlatmış ve zeytin, mandıra ve doğal bitki ürünlerine dayalı ekonomisini sürdürmüş.
1980’lerin ikinci yarısından itibaren büyük şehirlerden gelen bizler gibi insanlar, bu saklı cenneti fark edip mülk edinmeye başlamışız. İşte bu, köyün ikinci baharı olmuş ve benim de burayla olan bağım böylece başlamış. Burası sadece bir köy değil; 600 yıla yakın geçmişiyle kendine özgü bir yaşam biçimini ve gelenekleri barındıran canlı bir müze adeta.
Taş Dokulu Evler ve Sıcacık Bir Toplum: Yeşilyurt’un Mimari ve Kültürel Ruhu
Yeşilyurt Köyü‘nün mimarisi tamamen Kuzey Ege stilini yansıtır. Kalın taş ve Kaz Dağları‘nda bolca bulunan ince katmanlı kayrak taşları, evlerin ana malzemesidir. Yeni yapılan evlerde bile bu doku korunur; dış cepheler kayrakla kaplanır. Her evde, depreme karşı esneme sağlayan ‘hatıl’ adı verilen ahşap kirişler kullanılır ki bu hem çok eski bir teknik hem de estetik bir detaydır. Eski tuğlalar da köy mimarisinin vazgeçilmezidir.
Köy halkı, köyüne ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır. Düğünler, sünnetler, cenazeler, askere uğurlamalar… Hepsi tüm köy halkının ve hatta ziyaretçilerin katılımıyla gerçekleşir. Cenazelerin üç, yedi ve kırkıncı günlerinde köy meydanında ‘hayır’ yemekleri verilir veya lokma ikram edilir. Düğünler ise tam bir festival havasındadır! Eğer yaz aylarında bir düğüne denk gelirseniz, Ege adalarındaki coşkuyu burada yaşamanız garanti. Ben komşumun kızının üç gün üç gece süren düğününde bizzat bu coşkunun bir parçası olmuştum. Ramazan ayında ise köy meydanında herkese açık iftar sofraları kurulur; bu da köyün ne denli kapsayıcı olduğunun bir göstergesidir.
Yeşilyurt’ta Keşfedilecek Doğal Güzellikler ve Huzur Dolu Köy Yaşamı
Kaz Dağları yamaçlarına kurulmuş Yeşilyurt Köyü, eğimli bir alana yayılmıştır. Evler adeta teras gibi, birbirinin manzarasını kesmeden, körfeze nazır bir şekilde inşa edilmiştir. Köyün adı gibi yemyeşil olması, çam ve zeytin ağaçlarının bol olmasından gelir. Köyün en altındaki ev ile en tepedeki arasında yüz metreye yakın bir yükseklik farkı vardır; bu da ona eşsiz bir siluet kazandırır. Denize ulaşmak ise sadece birkaç dakikalık araba yolculuğu mesafesinde. Kuzey Ege‘nin serin suları her an emrinizde!
Köyümüze ulaşım çok kolaydır. Küçükkuyu-Ayvacık karayolunun 4. kilometresinden ayrılan kısa bir bağlantı yolu sizi doğrudan köy meydanına getirir. Aracınızı meydana veya ücretsiz otoparka bırakabilirsiniz. Meydandaki açık hava Köy Kahvesi, tamamen doğal bitki çayları ve mevsiminde karadut, koruk gibi doğal meyve sularıyla serinlemek için harika bir duraktır.
Meydandaki asırlık caminin iç ve dış mimarisi beni her zaman büyüler. Özellikle içindeki özenli ağaç işleri ve kalem işlemeleri hayranlık uyandırıcıdır. Misafirlerimi mutlaka buraya götürürüm. Eski Taş Mektep ise artık okul olarak kullanılmıyor; yerine filmlere ve dizilere doğal bir set görevi görüyor. Köyün daracık, yokuşlu sokakları, birbirinden şirin ev kapıları ve yemyeşil avluları da keşfedilmeye değerdir. Yukarı ve aşağı doğru dolanırken her köşede farklı bir güzellikle karşılaşacaksınız, eminim.
Kısa ziyaretlerde belki hemen fark etmeyebilirsiniz, ama bir iki gün bile kaldığınızda, bol oksijen ve tertemiz havanın bedeninize ve ruhunuza ne kadar iyi geldiğini hissedeceksiniz. Biz sırf bir gece kalıp bu havayı solumak için bile İstanbul’dan kalkıp geldiğimiz olmuştur!
Ege’den Esintiler: Yeşilyurt’un Butik Konaklama ve Leziz Yemek Durakları
Nerede Kalınır?
- Manici Kasrı: Köyün en bilinen ve kaliteli otellerinden. Lüks ve huzurlu bir konaklama deneyimi sunar.
- Nadas: Modern ve şık tasarımıyla dikkat çeken, gastronomiye önem veren bir otel.
- Casa Mila: İtalyan esintileri taşıyan mimarisi ve mutfağıyla fark yaratan bir butik otel.
- Taş Konak: Adından da anlaşıldığı gibi geleneksel taş mimarisini modern konforla buluşturan şirin bir otel.
- Kariye Otel-Müze: İçinde Kültür Bakanlığı belgeli harika bir teknoloji müzesi bulunan, oldukça özel bir konaklama alternatifi.
Bu butik oteller, yörenin normal fiyatlarının biraz üzerinde olsa da, size unutulmaz ve kaliteli bir Yeşilyurt deneyimi yaşatacaklarından emin olabilirsiniz. Daha uygun ve samimi seçenekler arayanlar için ise:
- Sardunya Pansiyon: Misafirperverliğiyle öne çıkar.
- Erguvanlı Ev: Otantik köy yaşamını sunan, sıcak bir atmosferi var.
- Sahaf Pansiyon: Kitaplarla iç içe, huzurlu bir kaçamak için ideal.
Nerede Yenir?
Yeşilyurt, Ege mutfağının en özel tatlarını sunan bir cennet. İşte benim favorilerim:
- Manici Kasrı Restoranı: Zarif bir akşam yemeği için mükemmel bir seçenek. Yaz kış açık olan mutfakları, uzman personeli ve yılların tecrübesiyle unutulmaz lezzetler sunar.
- Nadas Otel Restoranı: Gerçek anlamda gastronomi tutkunlarını cezbeden bir yer. Yılın belirli dönemlerinde yöresel ve uluslararası birçok ünlü şefin dokunuşuyla farklı lezzetler tadabilirsiniz. Barındaki yenilikçi kokteyller de yörenin bitkisel zenginliklerini sunar. Ayrıca köy meydanındaki Nadas Fırın‘da hamur işlerinin ve yeni nesil kahvelerin tadını çıkarabilirsiniz.
- Casa Mila – Trattoria Leo: Kuzey Ege’nin Toscanası olabilecek nitelikte İtalyan lezzetleri sunar. Mükemmel şarap kavı eşliğinde özel İtalyan tabaklarını deneyimleyin. Özellikle tiramisuyu tatmadan dönmeyin!
Köyün karakteristik ve her ziyaretçiye hitap eden diğer lezzet durakları ise meydanda bulunan:
- Köy Kahvesi (Yeşilyurt Konağı): Sabah kahvaltısından akşam yemeğine kadar yerel tatları uygun fiyatlarla deneyimleyebileceğiniz samimi bir mekan.
- Kakule Kafe: Huzurlu atmosferiyle dikkat çeker.
- Radika Kafe: Ege otlarıyla hazırlanan enfes gözlemeleriyle meşhur.
Ege mutfağının klasiği ot yemekleri, kabak çiçeği dolması, otlu gözlemeler ve hamur işleri bu mekanlarda mutlaka bulunur. Ama size başka bir yerde kolay kolay bulamayacağınız, benim de bayıldığım bir lezzetten bahsetmeliyim: Manlama! Kıymalı gözlemenin üzerine sımsıcak sarımsaklı yoğurt ve kızdırılmış zeytinyağı, pul biber, kuru nane, sumak kombinasyonunun dökülmesiyle hazırlanan bu yerel lezzet, vejetaryen veya vegan olmayan herkesin denemesi gereken bir şölen!
Farklı Olarak Ne Yenir? (Sadece Evlerde Bulunabilecek Özel Tatlar)
Köy evlerinde misafir olduğunuzda veya özel siparişle tadabileceğiniz, hepsi yörenin nefis zeytinyağı ile hazırlanan bu lezzetler, Yeşilyurt deneyiminizi zirveye taşıyacak:
- Bandırık: İri bulgurun koruk suyu, nar ekşisi, taze nane ve bol baharatla harmanlanıp sıcak suda bekletilmiş körpe asma yaprağına bandırılarak yenilen nefis bir yaz yemeği.
- Bamya Kızartması: Küçükkuyu pazarında bulacağınız iri bamyaların buzlu suda bekletilip teriyaki sos benzeri bir sosta kızartılmasıyla hazırlanan, hafif ve lezzetli bir yaz yemeği.
- Keşkek: Anadolu’nun her yöresinde güzeldir ama buradaki has zeytinyağı ile pişirilince bir başka güzel olur. Törenlerin baş tacı yemeğidir.
- Fırında Oğlak: İlkbaharın ilk günlerinde tadılması tavsiye edilen muhteşem bir lezzet.
- Koruk Suyunda Bebek Kabak: Bebek kabakların koruk suyu ve zeytinyağı ile çiğ pişirildiği, lor peyniri ve bol dereotu ile zenginleştirilen, mürdüm eriği, incir veya şeftali ile taçlandırılan serinletici bir yaz yemeği.
- Güveç: Balıkesir yöresinin kuzu gerdanı ve has zeytinyağı ile hazırlanan bu güveç, Anadolu’nun klasik lezzetine farklı bir boyut katıyor.
- Otlu Dondurma: Yörenin kekik, lavanta, melisa, fesleğen, zencefil gibi otlarından yapılan sütlü dondurma, damağınızda unutulmaz bir tat bırakacak.
Kaz Dağları’nda Ruhunuzu Tazeleyen Yürüyüş Rotaları: Doğayla İç İçe Bir Macera
Yeşilyurt Köyü, Kaz Dağları‘nın yamacında kurulduğu için düz bir yürüyüş alanı bulmak pek kolay değil. Ama inanın bana, doğru olan da bu değil! Çünkü karşımızda bir cennet var ve onu yürüyerek keşfetmek en güzeli.
İşte size benim favori rotam: Köy meydanından yukarı doğru çıkan ana yoldan yürümeye başlayın. Köyden çıktıktan sonra yokuş yukarı orman yoluna giriyorsunuz. On beş dakika kadar çamların arasında yürüyünce bir yol ayrımına geleceksiniz. Sağdan devam ederseniz ormanın ve dağın derinliklerine doğru ilerlersiniz. Sola dönerseniz, yirmi dakika kadar yürüdükten sonra Küçükkuyu-Ayvacık asfaltını solunuzda göreceksiniz. Aradaki patikadan aşağı indiğinizde Aynalı Çeşme‘ye ve asfalta ulaşırsınız. Burada bir yirmi dakika daha asfalt üzerinde yürüdüğünüzde, yeşillikler ve Edremit Körfezi manzarasıyla nefes kesen bir seyir terasına, yerlilerin deyimiyle ‘Turistik’e varacaksınız. Burada bir soluklanıp manzaranın tadını çıkarın derim!
Sonra asfalttan ayrılıp soldaki ara yola girin. Bu yol, yöre halkı tarafından ‘Roma Yolu’ olarak adlandırılır. Zeytinliklerin arasında on beş dakika kadar yürüdüğünüzde köyümüzün alt kısmına ve Manici Kasrı‘na ulaşacaksınız. Yaklaşık 6.5-7 kilometre süren bu rota, yürüyüş severlerin favorisidir ve her adımı ayrı bir keyif verir.
Bu yürüyüş rotasında şimdiye kadar herhangi bir tehlikeyle karşılaşmadım ve karşılaşanı da duymadım. Ancak tedbirli olmakta fayda var; yanınıza orta boy bir dal almayı düşünebilirsiniz. Böylece buranın dost hayvanları olan sincaplar, yaban domuzları veya engereklerle karşılaştığınızda kendinizi daha güvende hissedersiniz.
Bu bölgenin sevilen etkinliklerinden biri de İda Ultra‘dır. Her yıl kasım sonu veya aralık başında düzenlenen bu etkinlikte, her meraklı için farklı parkurlar bulunur. En kısa parkur ise Yeşilyurt ile Adatepe Köyü arasındaki on beş kilometrelik orman ve dağ parkurudur.
“Yeşilyurt Gezi Rehberi: Efsane Kaz Dağları Eteğinde Bir Huzur Köyü” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet kategorimize göz atabilirsiniz.
Ceren’den Gezi İpuçları
- Mevsimleri Yakalayın: Yeşilyurt‘un kendine özgü bir ruhu vardır. Yaz aylarında bir köy düğününe denk gelmek veya baharda oğlak etinin tadına bakmak eşsiz deneyimler sunar. Kasım sonu/Aralık başında ise İda Ultra‘ya katılımcı veya izleyici olarak gelerek farklı bir enerji soluyabilirsiniz.
- Yerel Dokunuşlara Açık Olun: Köy halkı inanılmaz sıcak ve misafirperverdir. Köy meydanında kahve içerken yan masadaki amcalarla sohbet edin, el yapımı zeytinyağlı ürünlerden tadın. Bu samimi etkileşimler, gezinize paha biçilmez anılar katacaktır.
- Rahatlık Önceliğiniz Olsun: Köyün sokakları ve Kaz Dağları‘ndaki yürüyüş rotaları için mutlaka rahat ve kaymaz tabanlı ayakkabılar tercih edin. Bol oksijenin tadını çıkarırken suyunuzu ve mevsimine göre kat kat giysilerinizi yanınızdan ayırmayın.
Bütçe Dostu Öneriler
- Konaklamada Akıllı Seçimler: Köyde Manici Kasrı gibi lüks seçenekler bulunsa da, Sardunya veya Erguvanlı Ev gibi samimi pansiyonlar daha uygun fiyatlı ve otantik bir konaklama deneyimi sunar. Önceden rezervasyon yaparak fırsatları yakalayabilirsiniz.
- Yerel Kafelerde Lezzet Şöleni: Köy meydanındaki Köy Kahvesi, Kakule Kafe veya Radika Kafe gibi yerel mekanlar, hem otantik Ege kahvaltıları hem de öğle ve akşam yemekleri için cüzdan dostu seçeneklerdir. Özellikle yöresel lezzet Manlama‘yı burada mutlaka denemelisiniz!
- Doğanın Hediyeleri Bedava: Kaz Dağları‘nın sunduğu eşsiz yürüyüş rotaları ve temiz havası tamamen ücretsizdir. Yanınıza kendi suyunuzu ve atıştırmalıklarınızı alarak bütçenizi koruyabilir, paha biçilmez anılar biriktirebilirsiniz.
Sözlerime başlarken de belirttiğim gibi, bu rehberde tarafsız olmam mümkün değildi. Yeşilyurt Köyü, benim için sadece bir yer değil, bir yaşam biçimi, bir aşk hikayesi. Bu cennet vatanın bu cennet köşesini, pırıl pırıl insanlarını, köklü kültürünü ve ismine yaraşır yemyeşil doğasını size anlatmaya çalıştım. Umarım siz de bir gün bu eşsiz köyü ziyaret eder, benimle aynı duyguları paylaşırsınız.
Siz de Yeşilyurt‘a gitmeyi düşünüyor musunuz, yoksa daha önce ziyaret ettiniz mi? Deneyimlerinizi ve sorularınızı yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın. Belki de bir sonraki Kaz Dağları maceramızda yollarımız kesişir!
İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:
Lviv Gezi Rehberi: Kalbimi Çalan Ukrayna Kültür Başkenti’nin Büyülü Sokakları!
Lviv’in Kalbine Bir Lezzet Yolculuğu: Yeme, İçme ve Gece Hayatı Rehberiniz
Ukrayna Gezi Rehberi: Karadeniz’in Parlayan Yıldızı, Sınır Tanımaz Bir Macera!
