Sevgili okuyucularım,
Hekimlik pratiğimde ve sağlık yazarlığı yolculuğumda hastalarımla kurduğum güven bağı, bana en karmaşık tıbbi konuları bile en sade haliyle anlatma sorumluluğunu yüklüyor. Bugün de kadın sağlığını derinden etkileyen, pek çoğunuzun yakından tanıdığı bir konuya değineceğim: Polikistik Over Sendromu (PCOS) ve bu sendromla baş etmede giderek popülerleşen bir yöntem olan aralıklı oruç.
Bu sendrom, maalesef ki sadece adet düzensizlikleri ya da sivilce gibi dışa vuran belirtilerden ibaret değil. Bedenin hormonal dengesinin bozulması, yumurtlama sorunları ve metabolik düzensizliklerle karakterize, çok yönlü bir tablo. Kilo alımı, saç dökülmesi gibi can sıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. Ancak ben, her zaman semptomları baskılamaktan öteye geçerek, altta yatan sebepleri anlamaya ve kalıcı iyileşmeyi hedeflemeye inanırım. İşte bu noktada, son yıllarda üzerine daha fazla konuşulan aralıklı oruç uygulamaları, PCOS’un temel dinamiklerine dokunabilen, sade ve etkili bir araç olarak karşımıza çıkıyor.
PCOS ve Aralıklı Oruç: Bilim Bize Ne Söylüyor?

PCOS’un en merkezi bileşenlerinden biri, belki de en önemlisi, insülin direncidir. Vücudumuzdaki hücreler insüline yeterince tepki veremediğinde, pankreas daha fazla insülin üretir ve kandaki insülin seviyesi sürekli yüksek kalır. Bu durum, yumurtlamayı destekleyen hormonları baskılar, erkeklik hormonlarının (androjenler) artışına neden olur ve adet döngüsünü bozar. İşte tam da burada aralıklı oruç uygulaması, bu kısır döngüyü kırmak için güçlü bir potansiyel sunar.
İnsülin Direncinden Hormonal Dengeye Bir Adım
Oruç uyguladığımız zaman diliminde, yani yemek yemediğimiz süreçte, insülin seviyeleri doğal olarak düşer. Bu düşüş sayesinde, bedenimiz yakıt olarak glikoz yerine depolanmış yağları kullanmaya başlar. Bu sadece yağ yakımını hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda hücresel düzeyde insülin hassasiyetini artırarak hormonal dengeyi yeniden kurmaya yardımcı olur. Hastalarıma sıkça anlattığım gibi, bedenimiz doğru koşullar sağlandığında kendini iyileştirme konusunda inanılmaz bir potansiyele sahiptir.
Yalnızca Ne Yediğimiz Değil, Ne Zaman Yediğimiz de Önemli
Modern yaşamın getirdiği sık ve düzensiz beslenme alışkanlıkları, sindirim sistemimize yeterince dinlenme fırsatı tanımıyor. Bu durum sadece metabolizmayı değil, bağışıklık sistemini ve hormonal dengeyi de olumsuz etkiliyor. Bu yöntem ise, bedenimizin binlerce yıllık doğal ritmine yeniden bağlanmasına olanak tanır. Sabah uyandığımızda hemen bir şeyler yemek yerine, bedenimizi biraz daha açlıkta tutabildiğimizde, hem daha net bir zihne kavuştuğumuzu hem de içsel dengeyi daha kolay bulduğumuzu fark ederiz.
Açlık süreci boyunca “otofaji” adını verdiğimiz bir hücresel temizlik ve yenilenme mekanizması devreye girer. Bu mekanizma, hücrelerin hasarlı bileşenlerini geri dönüştürmesine ve yenilerini üretmesine yardımcı olur. Yani bu uygulama, sadece kilo yönetimi için değil, aynı zamanda hücresel sağlığımızın ve genel iyilik halimizin iyileştirilmesi için de kilit bir rol oynayabilir.
“PCOS ve Aralıklı Oruç: Hormonal Dengenizi Yeniden Keşfedin, Sağlıklı Yaşayın” gibi diğer içeriklerimiz için sağlık yazılarımıza göz atabilirsiniz.
Dr. Seren’den Sağlık İpuçları
- Gerçek Besinlerle Beslenin ve Bol Su İçin: Oruç saatleri dışında beslenme pencerenizde işlenmiş gıdalardan uzak durun. Bol miktarda sebze, meyve, sağlıklı protein ve yağları tercih edin. Oruçlu olduğunuz süre boyunca ve beslenme aralığında yeterli su tüketimi, mineral dengenizi korumanız için hayati önem taşır.
- Bedeninizi Dinlemeyi Öğrenin: Bu yaklaşım bir kısıtlama değil, bedeninize yeniden kulak verme pratiğidir. Ne zaman aç olduğunuzu, ne zaman doyduğunuzu anlamaya çalışın. Aşırı zorlamak yerine, bedeninize saygıyla yaklaşın ve yavaşça adapte olun.
- Profesyonel Rehberlik Almaktan Çekinmeyin: Özellikle PCOS gibi kronik bir durumunuz varsa, gebelik, emzirme dönemindeyseniz, çok zayıfsanız veya yeme bozukluğu geçmişiniz varsa, bu yönteme başlamadan önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışın. Benim gibi bir hekim veya beslenme uzmanı, size en uygun ve güvenli yolu çizmenize yardımcı olacaktır.
Elbette her bedenin kendine özgü bir hikâyesi vardır ve bu yöntem herkes için uygun bir yaklaşım olmayabilir. Özellikle adet düzensizliği çok ileri seviyede olan, çok zayıf olan, hamilelik veya emzirme dönemindeki kadınlar, ya da yeme bozukluğu geçmişi olan bireyler için bu uygulama, doktor gözetimi olmaksızın riskli olabilir. Bu süreçte en önemli şey, bilinçli ve sorumlu adımlar atmaktır.
Sonuç olarak, PCOS’la baş etmek, çok boyutlu bir yolculuktur. Bu yolculukta sadece ne yediğimiz değil; ne zaman yediğimiz, nasıl yaşadığımız, neye maruz kaldığımız ve bedenimize nasıl davrandığımız da belirleyici olur. Doğru kişide, doğru yaklaşımla uygulandığında bu yolculuğu kolaylaştırabilir ve size bedensel ve ruhsal bir denge sunabilir.
Unutmayın, yolun özünde bedeni zorlamak değil, bedeni dinlemek var. Bedenimiz bize ne zaman yememiz gerektiğini, ne zaman durmamız gerektiğini zaten fısıldıyor. Yeter ki o fısıltıya kulak verelim, kendi içimizdeki şifacıyı uyandıralım.
Sağlıkla kalın,
Dr. Seren Korkmaz
İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:
Dr. Seren’den Sağlık Sırları: Pancarın Vücudumuza Mucizevi Faydaları
Vücudunuz Size Ne Anlatıyor? Hastalıkların Arkasındaki Gizli Eksiklikler
Hangi Besinlerde Daha Çok Pestisit Bulunuyor? Riskli Gıdalar ve Korunma Yöntemleri
