Merhaba sevgili gezi severler! Bugün sizi, Ankara’nın yanı başında adeta bir zaman kapsülü gibi saklanmış, tarihi ve doğal güzellikleriyle büyüleyen bir rotaya davet ediyorum: Nallıhan. Şehrin gürültüsünden kaçıp ruhunuzu dinlendirmek, antik medeniyetlerin izinde kaybolmak ve doğanın kucağında huzur bulmak istiyorsanız, bavullarınızı hazırlayın; çünkü Nallıhan gezi rehberimizle yola çıkıyoruz!
Ankara’ya yaklaşık 160 km uzaklıktaki bu şirin ilçe, bir zamanlar tarihi İpek Yolu üzerinde stratejik bir noktaydı. Tıpkı diğer İpek Yolu şehirleri gibi, Nallıhan da insanında ve sosyal yaşamında derin izler bırakan kadim bir şehir kültürüyle beni hemen etkisi altına aldı. İlk anda gizli kalmış bir mücevher keşfettiğimi hissettim.
Sabah erken saatlerde Ankara’dan yola çıktığımızda, yaklaşık bir buçuk saat içinde Nallıhan’a ulaştık. Güne baraj gölünün kenarında, yemyeşil ağaçların arasında, kuş sesleri eşliğinde yaptığımız keyifli bir kahvaltıyla başlamak, ruhumu adeta arındırdı. Ardından, gözlerime inanamayacağım kadar zengin bir gün beni bekliyordu.
Ankara’dan Tarihe Bir Nefes: Nallıhan’a Yolculuk Başlıyor!

Nallıhan gezisimizin ilk durağı, kayıp Juliopolis Antik Kenti‘nin izini süreceğimiz Çayırhan Kasabası oldu. Göl kenarında bizi bekleyen tekneler ve yerel rehberlerimizle buluştuğumuz an, maceranın başladığını iliklerime kadar hissettim. Göle açılmak, suyun üzerinde süzülmek bile başlı başına bir keyifti.
Gölün Altında Saklı Bir Medeniyet: Juliopolis Antik Kenti
Antik kaynaklar, Juliopolis’in kökenlerinin Frig dönemine, Gordiokome adında küçük bir köye dayandığını anlatıyor. Roma İmparatoru Augustus döneminde, Kleon adında zengin bir derebeyinin Julius Caesar’a atfen köyün adını Juliopolis olarak değiştirmesiyle, burası önemli bir şehir statüsü kazanmış.
Plinius gibi antik dönemin önemli yazarları bile Juliopolis’ten ‘çok trafik alan bir sınır kasabası’ olarak bahsetmiş. M.S. 4. ve 9. yüzyıllar arasında ise Juliopolis, Bizans piskoposluğunun merkezi olarak önemli bir Hristiyan şehri haline gelmiş. Hatta bir dönem adı Basileon olarak bile değiştirilmiş.
Günümüzde bu antik kentin neredeyse tamamı baraj sularının altında kalmış durumda. Rehberimizin anlattıklarıyla gözlerimi kapatıp, bir zamanlar burada hareketli caddelerin, tapınakların ve insanların olduğunu hayal ettim. Bu his, gerçekten inanılmazdı.
Juliopolis’in Roma Dönemi Nekropolü ve Antik Takılar
2009 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından başlatılan kurtarma kazılarıyla, Roma Dönemi Nekropolü (Mezarlık) gün yüzüne çıkarılmış. Ölülerin ağızlarında bulunan ve ‘öteki dünyaya rüşvet’ olarak kabul edilen sikkeler, Juliopolis’te basılmış. Ayrıca, günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen birçok mücevher de bulunmuş.
Rehberimiz, bu takıların özgün tasarımlarının günümüzde birçok tasarımcıya ilham verdiğini ve yurt dışında bile oldukça popüler olduğunu söyledi. Bir zamanlar Juliopolis’te yaşayan insanların ellerinde parlayan bu takıların hikayesi beni çok etkiledi. Tekrar teknelerimize binip mineral katmanlarının suya yansıyan renkli görüntüsünü izlediğimizde, o an gerçeklikten koptuğumu hissettim.
Nallıhan’ın Doğa Harikaları ve Huzur Durakları
Nallıhan’daki bir diğer sürpriz ise, Manyas’tan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci kuş cenneti. İstanbul ve Çanakkale göç yolu üzerinde bulunan bu cennet, birçok nesli tükenmekte olan kuşa ev sahipliği yapıyor. Ben ziyaretimi göç dönemine denk getiremediğim için çok sayıda kuş göremedim; ancak göl kenarındaki tesiste çayımı yudumlarken, kuş türleri hakkında hazırlanan tanıtımları izlemek bile keyifliydi. Burası, özellikle doğa fotoğrafçılığı sevenler için kaçırılmaması gereken bir yer!
Anadolu’nun manevi miraslarından biri olan Tabduk Emre Türbesi de Nallıhan’da beni etkileyen duraklardan biriydi. 13. yüzyılda yaşadığı düşünülen Tabduk Emre, Yunus Emre’nin hocası Ahmet Yesevi tarafından Horasan’dan Anadolu’ya gönderilen Alperenlerden. Yunus Emre’nin kırk yıl odun taşıdığına inanılan bu dergâhın huzurlu avlusu ve odası, insanı adeta dinginleştiriyor. Burada geçirdiğim birkaç dakika bile ruhumu dinlendirmeye yetti.
Nallıhan’da yürüyüş ve piknik alanı olarak kullanılan, yol kenarındaki Ardıç Ağaçları korusu da beni şaşırtan bir yerdi. Burada ardıç ağacı ile ardıç kuşu arasındaki inanılmaz ilişkiyi öğrendim: Ardıç ağacının meyveleri olan tohumlar, doğrudan toprağa ekildiğinde çimlenmiyormuş! Ancak ardıç kuşunun bu meyveleri yemesi sonucunda, tohumlar kuşun bağırsaklarında çimleniyor ve dışkıyla toprağa düşüyor. İşte ancak o zaman büyümeye başlıyorlar. Doğanın bu ilginç döngüsünü öğrendiğimde, etrafımdaki her kuş ve ağaç benim için daha da anlam kazandı.
Nallıhan gezi nizde, yaprak sarması, kapama pilav, hoşmerim ve baklava yemeden dönmeyin. Özellikle kapama pilavının tadı damağınızda kalacak, benden söylemesi!
“Ankara’ya Çok Yakın Bir Cennet: Nallıhan ve Kayıp Juliopolis’in Büyülü İzleri!” gibi diğer içeriklerimiz için keşfet kategorimize göz atabilirsiniz.
Ceren’den Gezi İpuçları: Nallıhan Maceranız İçin Öneriler
- Ziyaret Zamanlaması: Eğer kuşları gözlemlemek istiyorsanız, ilkbahar ve sonbahar göç dönemlerini tercih edin. Genel bir doğa ve tarih gezisi için ise ilkbahar ve yaz başları, tekne turu keyfi için idealdir.
- Yanınıza Neler Almalı: Göl kenarı ve antik kent keşifleri için mutlaka rahat yürüyüş ayakkabıları giyin. Bol bol fotoğraf çekmek için makinenizi ve kuş gözlemi yapacaksanız dürbününüzü unutmayın.
- Yerel Tatları Deneyin: Nallıhan’ın zengin mutfağını keşfetmek için yerel restoranları tercih edin. Özellikle yöresel kapama pilavını ve ev yapımı sarmaları tatmadan dönmeyin; damaklarınız şenlenecek!
Nallıhan, Ankara’ya yakınlığına rağmen, adeta başka bir dünyaya açılan bir kapı gibi. Tarihin derinliklerinden doğanın cömertliğine, lezzetli yemeklerden samimi insanlarına kadar her anı keyifli ve öğreticiydi. Ben bu saklı cennete bayıldım!
Siz de bir hafta sonu kaçamağı planlıyorsanız, Nallıhan‘ı listenize mutlaka ekleyin. Belki de bu tarihi İpek Yolu durağında, kendi kayıp hikayelerinizi bulursunuz. Gitmeye ne dersiniz? Yorumlarınızı ve Nallıhan deneyimlerinizi merakla bekliyorum!
İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:
Salzburg Gezi Rehberi: Mozart’ın Melodileriyle Orta Çağ’da Büyülü Bir Yolculuk
Üsküp Gezi Rehberi: Balkanların Kalbinde Tarih ve Modernizm Bir Arada!
Venedik Gezi Rehberi II: Canal Grande – Dünyanın En Güzel Bulvarı
